En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

koyunu yüze yetir, el onu bine yetirir

kimi insan, başkaları hakkında abartarak konuşmaya bayılır.

18 görüntülenme

adam sırasına geçmek (girmek)

daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değeri yokken artık kendisine önem ve değer verilmek: 'Bize yol aç, erkân göster; yollar aç bize de, biz de adam sırasına girelim.' -K. Korcan.

18 görüntülenme

eşeği süren (tırmalayan) osuruğuna katlanır

kaba bir kimse ile birlikte olan, ondan gelecek kötü davranışları göze almalıdır.

18 görüntülenme

iki baş bir kazanda kaynamaz

ayrı ayrı düşünceleri ve kişilikleri bulunan iki kişi bir arada yaşayamaz, bir işi birlikte yapamazlar.

18 görüntülenme

Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz

alın yazısı ne ise o olur.

18 görüntülenme

Türk karır, kılıcı karımaz

Türk ihtiyarlığında bile genç gibi kılıç kullanır.

18 görüntülenme

ucuz alan, pahalı alır

ucuz olan mal çabuk eskir, pahalıya alınmış gibi olur.

18 görüntülenme

iki deliye bir uslu koymuşlar

birbirleriyle anlaşamayan, kavga eden iki kişinin arasını bulacak bir akıllının olması gerekir.

18 görüntülenme

adamın (kimsenin) adı çıkmadansa canı çıkması (yeğdir)

insanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.

18 görüntülenme

baş kırılır (yarılır) fes (börk) içinde, kol kırılır yen (kürk) içinde

aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır.

18 görüntülenme

Allah sağ gözü (eli) sol göze (ele) muhtaç etmesin

Tanrı kimseyi kimseye, en yakınlarına bile muhtaç etmesin.

18 görüntülenme

uğruluğa gitsen, insafı elden koma

kötülüğün bile sınırı vardır.

18 görüntülenme

adamlık sende kalsın

1) karşı taraf iyilik bilmese de sen yine iyilik et; 2) bu işi nasıl olsa sana yaptıracaklar, bari kendiliğinden yap da onurunu koru.

18 görüntülenme

baş olan boş olmaz

1) bir yerde baş olan kimse taşıdığı değer dolayısıyla o yere gelmiştir; 2) işbaşındaki kişinin işi daima çoktur.

18 görüntülenme

iki karılı evde toz diz boyu olur

bir işi iki kişi yürütemez.

18 görüntülenme

ulu ağacın gürültüsü dal ile, mutlu evin yakışığı döl ile

bir ağacın dal budak salarak gürleşmesi gibi bir ailenin mutluluğu da yetiştirdiği çocuklarla pekişir, gürleşir.

18 görüntülenme

baş sallamakla kavuk eskimez

bir kimsenin suyuna gitmekten, söylediklerine 'evet, peki' demekten zarar gelmez.

18 görüntülenme

iki testi tokuşunca biri elbet kırılır

kavgaya tutuşan iki kişiden biri elbette yenilir ve zarara uğrar.

18 görüntülenme

korkak bezirgân ne kâr eder ne zarar (ziyan)

iş yapmaya korkan tüccar, kendisini zarardan korur ancak kazanç da sağlayamaz.

18 görüntülenme

âdembabaya dönmek

malını mülkünü kaybetmek.

18 görüntülenme

parayı zaptetmek deliyi zaptetmekten zor

elindeki parayı çarçur etmeyip tutmasını bilmek herkesin yapamayacağı zor bir iştir.

18 görüntülenme

ikisini bir kazana koysalar kaynamazlar

aralarındaki anlaşmazlık o kadar büyüktür ki onları uzlaştırma çaresi bulunamaz.

18 görüntülenme

cins kedi ölüsünü göstermez

soylu kişi, acınacak kötü durumunu kimseye göstermez ve söylemez.

18 görüntülenme

başa yazılan gelir

kişi, kaderi ne ise onu görür.

18 görüntülenme

ilk vuran okçudur

amaca başkalarından önce ulaşan, işinin ehlidir ve kazançlı çıkar.

18 görüntülenme

pehlivan, kispetinin yağından bellidir

bir insanın işini bilip bilmediği çalışma biçiminden anlaşılır.

18 görüntülenme

almadığın hayvanın kuyruğunu tutma

almayacağın bir şeye alacakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, işinde çalıştırmayacağın kimseye çalıştıracakmışsın gibi umut verme.

18 görüntülenme

pekmez gibi malın olsun, Antakya'dan sinek gelir

malı güzel olan kimse için müşteri kaygısı yoktur, onun malına uzak yerlerden bile istekli çıkar.

18 görüntülenme

battı balık yan gider

işler kötü gittiğine göre artık istenildiği gibi davranılabilir.

18 görüntülenme

inek gibi süt vermeyen, öküz gibi kutan sürer

yorucu olmayan işlerde kendisinden yararlanılamayan kişi, ağır işlere koşulur.

18 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

çoluk çocuğa karışmak

evlenip çocukları dünyaya gelmek: 'İsa Bey, burada zengin bir eşraf kızıyla evlenerek çoluk çocuğa karıştığı için 24 Meşrutiyeti'nde İstanbul'a dönmemiştir.' -R. N. Güntekin.

86 görüntülenme

zapt olunmak

kavranmak, bütünüyle öğrenilmek: 'Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça o millete hâkim olmanın imkânı yoktur.' -Atatürk.

86 görüntülenme

canını (bir yere) dar atmak

bir tehlikeden güçlükle kurtularak bir yere sığınmak.

86 görüntülenme

ilgi çekmek (uyandırmak)

çevresinde ilgiyi, dikkati ve merakı üzerine toplamak, alaka çekmek, alaka toplamak veya alaka uyandırmak: 'Öyle bir renk olmalı ki hemen karşıdan hem ilgi uyandırmalı hem de insan etkilenmeli.' -M. İzgü.

86 görüntülenme

ilgi duymak

bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak: 'Yeni istidatlara her zaman ilgi duyan bir büyük sanatçı idi.' -C. Uçuk.

86 görüntülenme

gözle yemek

1) bir şeye çok istekle ve dik dik bakmak; 2) göz değdirmek: Çocuğu gözle yediler.

86 görüntülenme

dili tutulmak

sevinç, korku, şaşkınlık vb. sebeplerle birdenbire söz söyleyemez olmak: 'Elmas'ın dili tutulmuştu. Çıt çıkarmadan bakıyordu sadece.' -A. Kulin.

86 görüntülenme

bohçanın dört ucunu bir araya getirememek

1) iki yakayı bir araya getirememek; 2) dengeyi sağlayamamak.

86 görüntülenme

hisse kapmak

bir olaydan yararlı bir öğüt çıkarmak.

86 görüntülenme

pusu kurmak

saldıracağı kimseye görünmemek için bir yerde gizlenip beklemek.

86 görüntülenme

diline sağlam olmak

1) saklanacak konuları açığa vurmamak; 2) kötü söz söylemekten kaçınmak.

86 görüntülenme

gözünü (gözlerini) açmak

1) uyanmak; 2) kendine gelmek, ayılmak: 'Eczacının yaptığı bir adrenalin iğnesinden sonra gözlerini açtı.' -H. Taner. 3) uyanık, dikkatli bulunmak: 'Gözünü aç da kâğıdı kaptırma.' -S. Ali.

86 görüntülenme

cavlağı çekmek

argo ölmek: 'Ne olacak a canım, hepimiz de ya bir kaza neticesinde veyahut kazasız olarak cavlağı çekeceğiz.' -Halikarnas Balıkçısı.

86 görüntülenme

zart zurt etmek

yüksekten atıp tutarak çıkışmak, kaba kuvvet gösterisinde bulunmak.

86 görüntülenme

uykusu kaçmak

1) uyumak amacıyla yatmışken herhangi bir sebeple uyuyamamak: 'Bir olta nasıl yapacağım diye uykularım kaçtı.' -S. F. Abasıyanık. 2) kaygılanmak, tedirgin olmak.

86 görüntülenme

kendine (herhangi bir şeye) ... süsü vermek

gerçeğe aykırı olarak kendisinde veya herhangi bir şeyde üstün bir nitelik ve değer varmış gibi göstermek: 'Bu zannını bir çeşit materyalist felsefeye uydurarak ona yüksek bir entelektüalizm süsü verirdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

86 görüntülenme

(bir şeye) can gelmek

canlanmak, güçlenmek: 'Vücudumuza serinlik, ferahlık yayılıyor / Kan verilen bir yaralı imişçesine cismime can geliyor' -R. H. Karay.

86 görüntülenme

zehaba (zehabına) kapılmak

kuruntuya düşmek, vesveselenmek: 'Bu makalemin, adını koyduğum kitap için, ona ayrıca ehemmiyet verdiğim zehabına kapılmamalarını okuyucularımdan rica ederim.' -A. H. Çelebi.

86 görüntülenme

(bir şeye) doyum olmamak

1) bir şeyden bıkılmamak: 'İnsanına, nimetine, hayaline, hürriyetine, şairine, şarabına doyum olmuyor.' -N. Hikmet. 2) bir şey yetmemek, bir şeye kanamamak; 3) bir şeyi çok fazla beğenmek.

86 görüntülenme

ağzının kâhyası olmak

birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmak.

86 görüntülenme

haşır neşir etmek

kaynaştırmak, bir arada bulundurmak: 'Bir rüzgâr gibi alıp bunların arasına atar, beni bunlarla haşır neşir ederdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

86 görüntülenme

(bir şeye) gebe olmak

bir şeyin gerçekleşme olasılığı bulunmak.

86 görüntülenme

ceketini alıp çıkmak

1) ilişkisini tamamen koparmak; 2) hiçbir şey almadan birlikteliği bitirmek, ortaklıktan ayrılmak.

86 görüntülenme

altın yumurtlayan tavuk

1) mesleği, sanatı, parası olan, gelirli kimse; 2) turist.

85 görüntülenme

dal gibi kalmak

vücudu çok zayıflamak.

85 görüntülenme

kapı komşusu yapmak (etmek)

bir yere sık gidip gelmek.

85 görüntülenme

rahatı kaçmak

rahatsız, tedirgin olmak, üzülmek: 'Eniştem de üşengen bir adamdır, rahatı kaçar diye üstüne düşmedi.' -M. Ş. Esendal.

85 görüntülenme

tenceresi (tencereleri) kaynamak

geçimleri az çok yerinde olmak.

85 görüntülenme

hoşnutluk duymak

memnun olmak: 'Durumumdan artık kaygılanmadığımı, tersine oldukça hoşnutluk duymakta olduğumu fark ediyorum.' -İ. Aral.

85 görüntülenme

saygı göstermek

saymak, değer vermek: 'Kendilerine büyük saygı gösterdim ve imdatlarına muhtaç olduğumu belirttim.' -N. F. Kısakürek.

85 görüntülenme