En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

eşeğin ölümü köpeğe ziyafettir (düğündür)

bir kişinin uğradığı zarar kimi zaman bir başkası için çıkar kaynağı olur.

24 görüntülenme

iki el bir baş içindir

ancak kendi geçimini sağlayabilenler, başkalarına yardım edecek bir durumda değildir.

24 görüntülenme

komşu iti komşuya ürümez

komşudaki uygunsuz kişi, başkalarını incitse de komşusunu rahatsız etmez.

24 görüntülenme

baş kırılır (yarılır) fes (börk) içinde, kol kırılır yen (kürk) içinde

aile içindeki, arkadaşlar arasındaki uyuşmazlıklar yabancılara duyurulmamalıdır.

24 görüntülenme

Allah sabırlı kulunu sever

Tanrı sabırlı kulunu sevdiği için sabırlı olmaya daha çok dikkat etmeliyiz.

24 görüntülenme

eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez

aptal kişi bile başına gelen felaketten ders alır, o felakete yol açan şeylerden kendisini korur.

24 görüntülenme

eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz

bir kimsenin işi bozulduğunda, durumunu düzeltmek için en büyük çabayı kendisinin göstermesi gerekir.

24 görüntülenme

iki kaptan bir gemiyi batırır

bir işi iki kişi yürütemez.

24 görüntülenme

uğru, kalana yanar; mal sahibi gidene

aynı sonuçtan kimi yarar görür, kimi zarar.

24 görüntülenme

ahirette on parmağı yakasında olmak

kendisine karşı sorumlu olan kimseden ahirette hesap sormak: 'Artık sana dünyada rastlayamazsam yarın ahirette on parmağım yakanda olsun!' -H. R. Gürpınar.

24 görüntülenme

Allah sevdiğine dert verir

Tanrı, derdin kendisinden geldiğine inanarak yakınmayanları ödüllendireceği için sevdiğine dert verir.

24 görüntülenme

eşek eşeği ödünç kaşır

çıkarcı, başkasına yardım ederken ileride onun da kendisine yardım edeceğini düşünür.

24 görüntülenme

paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak

yapmak istediğin işi yapabildinse bu uğurda harcadığın paralara acıma çünkü para istediğin şeyi yapmak içindir.

24 görüntülenme

baş olan boş olmaz

1) bir yerde baş olan kimse taşıdığı değer dolayısıyla o yere gelmiştir; 2) işbaşındaki kişinin işi daima çoktur.

24 görüntülenme

Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir

Tanrı bir kimseyi zengin etmek isterse ona hiç umulmadık yerden mal ve para gelir.

24 görüntülenme

baş sallamakla kavuk eskimez

bir kimsenin suyuna gitmekten, söylediklerine 'evet, peki' demekten zarar gelmez.

24 görüntülenme

iki kulak bir dil için

çok dinleyip az söylemeli.

24 görüntülenme

parayı araya değil, paraya vermeli

parayı gerekli yere harcamalı.

24 görüntülenme

Allah'ın bildiği kuldan saklanmaz

kişi işlediği suçtan dolayı önce Tanrı'ya karşı sorumludur ve bu suçu da Tanrı bilir, bu nedenle onu kuldan saklamak gerekmez.

24 görüntülenme

korku dağları bekler (aşırır)

korku her yerde varlığını gösterir.

24 görüntülenme

Allah'ın ondurmadığını peygamber sopa ile kovar

Allah bir kişiyi mutsuz yaratmışsa hiç kimse onun kaderini değiştiremez.

24 görüntülenme

eşkıyanın (ihtiyarın, fukaranın) düşkünü, beyaz (hasa) giyer kış günü

daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.

24 görüntülenme

cins kedi ölüsünü göstermez

soylu kişi, acınacak kötü durumunu kimseye göstermez ve söylemez.

24 görüntülenme

başa yazılan gelir

kişi, kaderi ne ise onu görür.

24 görüntülenme

almadan vermek Allah'a mahsus

insan yaptığı herhangi bir şey için mutlaka karşılık bekler.

24 görüntülenme

et ne kadar arık olsa üstüne ekmek yaraşır

bilgili ve görgülü kişi, iş başında ve zengin olmasa da bilgisiz ve görgüsüz kişilerin üstünde yer alır.

24 görüntülenme

koyun can derdinde, kasap yağ derdinde

bir kişi önemli bir kaybından dolayı çırpınıp kıvranırken başka bir kişi bu durumdan ne kadar çok yararlanabileceğini düşünür.

24 görüntülenme

davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde

sorumluluk birinde olmasına karşın bir başkasının sözü geçiyor.

24 görüntülenme

etek öpmekle dudak aşınmaz

çok önemli bir iş için bir kimseye ricada bulunmak hatta yalvarmak gerekirse, yapılır.

24 görüntülenme

koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler

istenilen nitelikteki şey bulunamadığında onun daha düşük nitelikte olanına da razı olunur.

24 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

renkten renge girmek

korkudan veya utançtan yüzünün rengi değişmek, sıkılmak: 'Genç kız, renkten renge giriyor, verecek cevap bulamıyordu.' -R. N. Güntekin.

112 görüntülenme

gözü gönlü açılmak

neşelenmek, ferahlamak.

112 görüntülenme

hapishane kaçkını gibi

kılık kıyafetine dikkat etmeyen (kimse).

112 görüntülenme

şeytan kulağına kurşun

hlk. aksama ihtimali bulunan durum veya işler düzenli gittiğinde 'nazar değmesin' anlamında söylenen bir söz: Şeytan kulağına kurşun, hiçbirimiz hasta olmadık.

112 görüntülenme

zapt olunmak

kavranmak, bütünüyle öğrenilmek: 'Bir milletin ruhu zapt olunmadıkça, bir milletin azim ve iradesi kırılmadıkça o millete hâkim olmanın imkânı yoktur.' -Atatürk.

112 görüntülenme

(birinden, bir şeyden) sıdkı sıyrılmak

1) birine karşı duyulan güven ve inancı yitirmek: 'Adına en soylu dileklerde bulunduğumuz bu bağırgan, kaba ve düşüncesiz insan yığınından, o dakikada sıdkım sıyrılmaya yetti.' -A. İlhan. 2) birinden veya bir şeyden soğumak; 3) birinden veya bir şeyden bıkmak.

112 görüntülenme

ev bozmak

1) karı koca ayrılmak; 2) karı kocanın ayrılmalarına sebep olmak.

112 görüntülenme

ağzından burnundan getirmek

1) huzurunu bozmak, sıkıntıya sokmak: 'Siz buraya bizi eğlendirmeye mi geldiniz yoksa ağzımızdan burnumuzdan getirmeye mi?' -O. C. Kaygılı. 2) pişman etmek için uğraşmak.

112 görüntülenme

ev ev dolaşmak (gezmek)

her eve uğrayarak dolaşmak.

112 görüntülenme

(birinden) fikir almak

birinin düşüncesinden yararlanmak.

112 görüntülenme

(bir şeyde) gözü olmak

bir şeyi ele geçirmek isteği beslemek: 'Allah bilir, milletvekilliğinde de gözü vardır.' -H. Taner.

112 görüntülenme

canını dişine almak (takmak)

1) her tehlikeyi göze alarak işe girişmek: 'Öyleyse niye uğraşıyoruz, canımızı dişimize takmışız, sen, ben, Ali, Yel Musa?' -Y. Kemal. 2) bütün gücünü harcayarak yapmak.

112 görüntülenme

(birinden) terbiye almak (görmek)

belli bir eğitimle yetişmek: 'Allah rahmet eyleye, ben terbiyemi anamdan aldım.' -B. Felek.

112 görüntülenme

(bir şeyden) gözünü ayırmamak

bir şeye sürekli olarak bakmaktan kendini alamamak: 'Ateşoğlu, bir yandan da gözlerini deniz yüzüne gelen ve yüzde suyu fokurdatan hava habbelerinden ayırmıyordu.' -Halikarnas Balıkçısı.

112 görüntülenme

baltayı taşa vurmak

farkında olmayarak birine dokunacak sözler söylemek, pot kırmak: 'Baltayı taşa mı vurduk, diyor, iyice görmemiş olacağım.' -M. Ş. Esendal.

112 görüntülenme

yol aramak

çare bulmaya çalışmak.

112 görüntülenme

ağzını hayra aç!

kötü ihtimaller söz konusu edildiğinde 'Tanrı korusun' anlamında kullanılan bir söz.

112 görüntülenme

kaç paralık (adam veya şey)

değersiz.

112 görüntülenme

(birine, bir şeye) güveni olmak

güvenmek, inanmak.

112 görüntülenme

yan gelip oturmak (yatmak)

yan gelmek: 'El âlem kaloriferli konaklarda yan gelip otururken sen işte böyle tir tir titrersin.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 'Eloğlu erkenden ayaktadır. Bunca uygarlık yan gelip yatmakla elde edilmemiştir.' -H. Taner.

112 görüntülenme

kaçak güreşmek

1) asıl konuya girmeksizin başka şeylerden söz etmek; 2) politikada sık sık düşünce değiştirip esas amacını gizlemek.

112 görüntülenme

(bir şeye) dürbünün tersiyle bakmak

bir şeyi küçümsemek, olduğundan çok daha az önemli görmek.

112 görüntülenme

kendini ağır (ağırdan) satmak

1) nazlanmak, gönülsüz davranmak: 'Kız kendisini ağır satmakta devam ediyor.' -R. H. Karay. 2) huylarını yavaş yavaş ortaya koymak: 'Müdüre göre idareci biraz çatkın olacak yani oldukça ağırdan satacak kendini.' -K. Korcan.

112 görüntülenme

(bir şeye) düşkün olmak

çok önem, değer vermek: 'Şiire milletçe düşkün oluşumuzun sebeplerini araştırırken kafiye merakımıza takıldım.' -B. R. Eyuboğlu.

112 görüntülenme

çiçeğe kesmek

çiçek açmak: 'Ovalar, dağlar tepeden tırnağa çiçeğe kesmiş, bütün dünya çiçek kokuyordu.' -Y. Kemal.

112 görüntülenme

söküp atmak

gözden çıkarmak, kıymak, feda etmek: 'Kökü, ciğerimizin içini dolaşan bu filizi söküp atamıyoruz.' -A. Ş. Hisar.

112 görüntülenme

cellat gibi

acımasız.

112 görüntülenme

dal gibi kalmak

vücudu çok zayıflamak.

111 görüntülenme

tenceresi (tencereleri) kaynamak

geçimleri az çok yerinde olmak.

111 görüntülenme

el(I) el koymak

1) bir yolsuzluğu ortaya çıkarmak, incelemek, vaziyet etmek; 2) üstüne konmak: 'Herkesin olan bir olanağa el koyup onu kendi çıkarına kullananı neden seveyim?' -A. Ağaoğlu. 3) zorla almak: 'Bizi işimizde gücümüzde serbest bırakmak şöyle dursun, çoluk çocuğumuzun nafakasına el koymaya kalkıştılar.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 4) işi üzerine almak, sorumluluğu üstlenmek: 'Annem hemen işe el koydu.' -A. Kutlu. 5) yetkili organ bir malı veya bir kuruluşu kendi yönetimine almak.

111 görüntülenme