Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

filiz gibi

ince ve güzel vücutlu.

99

filiz vermek

1) sürgün çıkmaya başlamak: 'O sene ise buğday ekmişler, tam filiz verecekken Sakarya taşmış, yirmi gün çekilmemişti.' -S. F. Abasıyanık. 2) mec. ortaya çıkmak: 'Ama bu arada hiç akıllarda olmayan bir sıkıntı filiz vermişti.' -A. Kulin.

42

film çekmek

1) sin. ve TV bir sinema kamerasıyla görüntüleri tespit etmek veya bir hareket ve görünüşün sıralı resmini çekmek; 2) vücudun röntgenini almak.

122

film çevirmek

1) sin. ve TV beyaz perdede oynatılacak bir eseri filme almak veya bu eserin çekilişi sırasında rol yapmak: 'Sanki buraya film çevirmeye gelmişti.' -S. F. Abasıyanık. 2) argo eğlenmek, hoş vakit geçirmek.

38

film oynamak

bir film, sinemada gösterilmekte olmak.

36

film oynatmak

bir filmi sinemada göstermek.

35

finale kalmak

şampiyonu belirleyecek son yarışmaya katılma hakkını kazanmak.

98

fincan gibi

iri ve patlak (göz).

98

fincancı katırlarını ürkütmek

zararı dokunabilecek bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak.

103

firar etmek

kaçmak.

103

fire vermek

eksilmek, azalmak: 'Halk edebiyatı gibi, divan edebiyatı da çok fire verdi elbet.' -B. Necatigil.

104

fiske fiske kabarmak (olmak)

kabarcıklar oluşmak: Yumurta yiyince çocuğun derisi fiske fiske kabardı.

35

fiske kondurmamak (dokundurmamak)

bir kimse veya nesneyi en küçük bir tehlikeden bile korumak, titizlikle savunmak.

41

fiskos etmek

başkalarının bulunduğu yerde birkaç kişi gizlice, alçak sesle konuşmak: 'Düşüncelerimizi açık seçik ortaya koymak yerine fiskos etmeyi yeğleriz.' -T. Uyar.

96

fiş açmak

bir işle ilgili konuda gereken bilgileri fiş üzerine yazmaya başlamak, fişlemek.

103

fişek atmak

1) ortalığı karıştıracak bir söz söylemek; 2) kaba cinsel birleşmede bulunmak.

95

fişek gibi

hızla.

36

fişek salıvermek

ara bozacak söz söylemek.

29

fişini çekmek

1) birine zarar vermek; 2) birini öldürmek; 3) yaşama dönme umudu olmayan hastayı, nefes alması, kalbinin atması gibi faaliyetlerini yerine getiren aletlerden ayırmak.

50

fişini tutmak

bir kimsenin davranışlarını fiş üzerinde belirlemek.

98

fit olmak

argo ödeşmek, razı olmak: 'Kilosunun fiyatına bir fakir ailenin bir hafta fit olduğu çilekler ne çirkin şeylerdir.' -S. F. Abasıyanık.

102

fitil gibi

çok sarhoş.

101

fitil olmak

1) çok kızmak; 2) argo sarhoş olmak.

44

fitne fesat çıkarmak

1) ara bozucu söz söylemek; 2) ara bozucu davranışta bulunmak.

105

fitne sokmak

ara bozmak, insanları birbirine katmak.

107

fiyaka satmak (sökmek)

argo gösteriş yapmak, caka yapmak, çalım satmak: 'Okula gidiyor diye fiyaka söküyor bize.' -O. Kemal.

93

fiyasko vermek

bir girişim başarısızlıkla sonuçlanmak.

93

fiyat ayarlamak

para değerindeki değişiklik ve başka ekonomik şartlar dolayısıyla fiyatları düzenlemek.

97

fiyat biçmek

bir değer için ödenecek para karşılığını belirlemek: Bu yazmaya ne fiyat biçersiniz?

110

fiyat kırmak

fiyatı düşürmek, fiyatı indirmek.

93