Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

hurdası çıkmak

eşya, kullanılmayacak duruma gelmek, eskimek.

43

huri gibi

çok güzel (genç kadın).

101

husul bulmak

husule gelmek.

111

husule gelmek

olmak, oluşmak, doğmak, çıkmak, meydana gelmek: 'Bu hülya uzaklaştıkça ruhta zehirli bir fütur husule geliyordu.' -H. C. Yalçın.

41

husumet beslemek

hasım olmak, düşman olmak.

106

huy edinmek

bir davranışı alışkanlık durumuna getirmek.

41

huyu huyuna suyu suyuna (uygun)

iki kişinin her yönden birbirine uygunluğunu anlatmak için kullanılan bir söz.

126

huyunu suyunu değiştirmek

eskisine göre değişik davranmasına sebep olmak.

98

huzur bulmak

ruhsal yönden rahatlamak.

111

huzur vermek

gönül rahatlığı, dirlik vermek, dinlendirmek: 'Kendisine her zaman huzur veren o kokuyu, anasının kokusunu duyar duymaz tatlı tatlı mırıldanmaya başladı.' -İ. O. Anar.

112

huzurunu kaçırmak

tedirgin, rahatsız etmek.

107

hücuma kalkmak

asker, siperden düşmana doğru fırlamak.

116

hükme varmak

iyice düşündükten sonra karar vermek.

100

hükmü geçmek (hüküm yürütmek)

1) gücü yetmek, sözü geçmek: 'Ne doğan güne hükmüm geçer / Ne hâlden anlayan bulunur' -C. S. Tarancı. 2) geçerli, etkili durumunu yitirmek: Soğukların hükmü geçti.

105

hükmü olmamak

önemi, geçerliliği, etkisi bulunmamak.

96

hükmü parasına geçmek

para ile dilediğini yapabilme gücünü kazanmak: 'Ulan! Parama geçer hükmüm diye bağırdı. Getir diyorum iki okka ekmek.' -Ö. Seyfettin.

97

hükmünü icra etmek

gerekeni yerine getirmek: 'Yaş yine de tabii hükmünü icra ediyor, adaleleri gevşiyor ve eski canlılığını kaybediyordu.' -O. Aysu.

42

hükûmet etmek

bir ülkenin yönetimini elinde bulundurmak.

101

hükûmet gibi

güçlü, her dediğini yaptıran.

106

hükûmet sürmek

ülke yönetiminin başında bulunmak.

103

hükûmeti devirmek

zor kullanarak devlet yönetiminde değişiklik yapmak.

33

hüküm giymek

mahkemece cezalandırılmak.

37

hüküm sürmek

1) işbaşında olmak: Kral otuz yıl hüküm sürdü. 2) yaygın olmak: Hüküm süren kanaat. 3) etki, hız vb. sürmek, devam etmek: 'O yükseklerde fırtına, kar, tipi hüküm sürmekteydi.' -N. Nâzım.

108

hüküm vermek

1) iyice düşündükten sonra bir karara varmak: 'İnsanlar ellerinden çok gözleriyle hüküm verirler.' -C. Meriç. 2) bir suçluyu mahkûm etme.

102

hüküm yemek

mahkûm olmak: 'Üsküp'ün ceza mahkemesinde on beş sene hüküm yedi.' -Y. K. Beyatlı.

45

hükümsüz kılmak

yürürlükten kaldırmak, iptal etmek.

102

hülle yapmak

1) hülleyi gerçekleştirmek; 2) bir işte geçici çözüm için hileye başvurmak.

98

hülyaya dalmak

hayal kurmak.

114

hüner göstermek

1) beceriklilik ortaya koymak; 2) herkesin yapamayacağı bir işi yapmak.

102

hürmette kusur etmemek

karşısındaki kişiyi iyi ağırlamak, isteklerini yerine getirmek, saygısızlık etmemek: 'Hürmette kusur ettin mi işte o zaman kendini yok bil.' -T. Buğra.

113