Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

hürriyeti seçmek

baskıdan kurtulmak ve özgür yaşamak için davranışta bulunmak.

101

hüsnü kabul göstermek

iyi karşılamak, güler yüz göstermek.

38

hüsnüzan etmek

iyi niyet beslemek.

112

hüsrana uğramak

beklenilen sonucun elde edilememesi sebebiyle çok üzülmek, acı çekmek: 'Bunun aksini umanlar aldanacaktır, hüsrana uğrayacaktır.' -K. Korcan.

99

hüzne kapılmak

hüzünlenmek.

103

hüzün çökmek

hüzünlenmek: 'O anda yalnız kahveye değil neredeyse bütün Niksar'a hüzün çöker, lambaların ışığı solgunlaşırdı.' -C. Külebi.

110

hüzün duymak

hüzünlü duruma gelmek, üzülmek.

49

ıcığını cıcığını çıkarmak

incelenmemiş, elden geçirilmemiş hiçbir yerini bırakmamak, en küçük ayrıntısına kadar incelemek, didik didik etmek: 'Allah'ın bildiğini kuldan ne saklamalı, ilk önce aklımdan bazı çirkin şüpheler geçer gibi olmuştu. Hastanenin ıcığını cıcığını çıkarmıştım.' -R. N. Güntekin.

118

ıcığını cıcığını sormak

bir kimsenin soyunu sopunu, huyunu suyunu iyice öğrenmek için araştırmak.

116

ığrıp çekmek

balık yakalamak için atılmış ığrıbı yukarı çıkarmak.

107

ığrıp çevirmek

yalan dolanla bir şeyden yararlanmak: 'Birinci Dünya Harbi'nde oldukça önemli ığrıp çevirenler olmuştu.' -H. R. Gürpınar.

39

ıkınıp sıkınmak

tkz. bir iş yapabilmek için kendini çok zorlamak: Ikınıp sıkındı, bir cevap bulup veremedi.

103

ırgat gibi çalışmak

çok ağır bir işte çalışmak.

43

ırzına geçmek

1) zor kullanarak bir kimseyi cinsel zevkine alet etmek, tecavüz etmek; 2) bekâretini bozmak.

42

ırzını bozmak

ırzına geçmek.

103

ısıtıp ısıtıp önüne koymak

daha önce geçmiş bir olayı, bir işi, ileri sürülmüş bir düşünceyi sık sık tekrarlamak.

100

ıska geçilmek

gözden kaçırılmak, atlanmak, değeri ve önemi anlaşılmamak: 'Bu kadar güzel, bu kadar büyük bir şehir nasıl ıska geçilir diye içerliyordum.' -B. R. Eyuboğlu.

110

ıska geçmek

1) hedefe rast getirememek; 2) üzerinde durmamak, önem vermemek, atlamak: 'Bedenleriyle ilgili gerçekleri ıska geçerler.' -S. Birsel.

107

ıskartaya çıkarmak (ayırmak)

değersiz bularak bir yana atmak, işe yaramadığı için ayırıp bir yana koymak: 'Sekiz balya tütününden bir ya da iki balyasını ıskartaya ayırabileceklerini aklından geçirmeye başladı eksperlerin.' -N. Cumalı. 'Orada, kim bilir neden ve nasıl, işe yaramaz diye ıskartaya çıkardığı bir sürü film tepeleme yığılı.' -A. İlhan.

105

ıslah etmek

1) iyi bir duruma getirmek, iyileştirmek, düzeltmek: 'Sanat yalnız insanları ıslah etmeye yarar bir vasıtadır.' -Y. K. Beyatlı. 2) yola getirmek: 'Nerede o, meclis kürsülerinden 'mahkûmu ıslah ediyoruz' diye bangır bangır bağıran adliye vekilleri?' -K. Korcan.

105

ıslık çalmak

'ıslık' sesi çıkarmak: 'Laf atmalar, ıslık çalmalar, kavgaya tutuşmalar gün boyu sürüp gitti.' -L. Tekin.

93

ıspazmoza tutulmak

aşırı derecede titremeye başlamak: 'Ben durup dururken ıspazmoza tutulmuş gibi titredikten sonra...' -B. Felek.

45

ısrar etmek

1) bir konuda, bir düşüncede sürekli direnmek, ayak diremek: 'Siz benim usule bakın diye ısrar ediyordu.' -Ç. Altan. 2) çok istemek.

109

ısrarlı olmak

düşüncesinde, kararında direnmek.

39

ıssız kalmak

ıssızlaşmak, tenhalaşmak: 'Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı.' -Bayburtlu Zihni.

108

ıssızlık çökmek

ıssız, tenha duruma gelmek, tenhalaşmak.

44

ıstakoz gibi

çok kırmızı.

105

ıstılah paralamak

ağdalı, hiç kimsenin anlamadığı bir biçimde konuşmak.

97

ışık almak

güneş ışığından yararlanır durumda olmak.

115

ışık tutmak

1) bir yeri ışıkla aydınlatmak: 'Biraz evvel bize ışık tutan sakallı adam bu hareketime dikkat etmişti.' -R. N. Güntekin. 2) düşüncesiyle kılavuzluk etmek, konuyu aydınlatıcı düşünceler söylemek, tutacağı yolu göstermek: 'Gökalp, bu odada her gün yeni bir konuya ışık tutardı.' -Y. Z. Ortaç.

125