Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

içeriye düşmek

hapse girmek.

24

içi açılmak

güzel bir şey karşısında sıkıntısı dağılmak, ferahlamak: 'Artık bu çehrenin karşısına geç. Bak, bak, için açılsın.' -R. N. Güntekin.

24

içi alaylı, dışı kalaylı

'dışı süslü, güzel görünüşlü ancak içi berbat' anlamında kullanılan bir söz.

47

içi almamak

1) midesi kabul etmemek; 2) sakıncalı gördüğünden veya beğenmediğinden, bir işi yapmak istememek.

50

içi bayılmak

1) çok acıkmak; 2) çok şekerli veya yağlı yiyecek ağır gelmek.

46

içi boşalmak

önemi ve anlamı kalmamak: 'Biliyorum; bütün sözler yavan, bütün sözcüklerin içi boşalmış, bütün anlamlar kullanılmış.' -M. Mungan.

48

içi bulanmak

kusacak gibi olmak: 'Tabanları, dizleri sızlar gibi oldu. Bir de içi bulandı, kusacak gibi oldu.' -B. Felek.

45

içi burkulmak

bir şeye çok üzülmek: 'Hayatımızda bozukluğunu, yokluğunu içlerimiz burkularak duyduğumuz ne vardır ki millî şuur eksikliğinden gelmesin?' -O. S. Orhon.

51

içi cız etmek

ansızın içi sızlamak: 'Otuz sayfa okurum diye umduğum koca bir günün sonunda zar zor üç sayfa okuyabildiğimi anımsayınca içim cız etti.' -N. Cumalı.

52

içi çekmek

istek duymak: 'Arsız bir tabiatım var. Ne görsem içim çeker.' -R. N. Güntekin.

48

içi daralmak

sıkılmak, bunalmak: 'Hayvan aklıma geldikçe içim daralıyor dayı.' -N. Kurşunlu.

56

içi dayanmamak

acıklı bir durumu kaldıramamak.

46

içi dışı bir (olmak)

düşündüğünü açıkça söyleyen, gizli bir düşüncesi olmayan, ikiyüzlü olmayan.

25

içi dışına çıkmak

1) kusmak; 2) kusacak duruma gelmek: 'Cip hazır, dedi. İnşallah süspansiyonu iyidir yoksa yollarda içimiz dışımıza çıkacak.' -R. Erduran.

26

içi erimek

kaygı duymak, çok üzülmek.

26

içi ezilmek

1) üzülmek, yüreği burkulmak: 'O kadar tatlıydı ki insanın içi eziliyordu.' -N. Hikmet. 2) acıkma hissi duymak; 3) mec. sıkıntı ve heyecan içine düşmek: 'Ay içim eziliyor kızım... Uzatma çabuk söyle.' -H. R. Gürpınar.

22

içi ezim ezim ezilmek

çok üzülmek: 'İçi ezim ezim eziliyordu.' -H. R. Gürpınar.

23

içi geçmek

1) istemeden kısa bir süre uyuyuvermek: 'Hanife kadın hastalandı, şimdi o gelinceye kadar işlerini ben yapıyorum, çamaşır yıkadım da yorulmuşum, şöyle içim geçmiş.' -R. H. Karay. 2) bir işe yaramaz duruma gelmek: 'Islak duvarların, rüzgâr vurdukça çatırdayan çatıların altında insanların içi geçti.' -L. Tekin. 3) yaşlılıktan, güçsüzlükten isteksiz olmak, hiçbir şeye ilgi duymamak; 4) kavun, karpuz vb. yenmeyecek biçimde içi bozulmuş olmak.

55

içi gitmek

1) içi sürmek; 2) bir şeyi yapmayı veya elde etmeyi çok istemek: 'Gençtim, güzeldim, düzgüne, rastığa, janjanlı çoraba benim de içim gidiyordu.' -A. Gündüz.

28

içi götürmemek

1) acıklı bir durum karşısında dayanamamak; 2) kıskanmak, çekememek; 3) vicdanına sığdıramamak.

46

içi hop etmek

birdenbire heyecanlanmak: 'Güler'i gördüm ve içim hop etti.' -A. Gündüz.

46

içi ısınmak

hoşlanmak, sevmek: 'Uzun yıllar içim ısınmadı ona.' -Y. Z. Ortaç.

46

içi içine geçmek

tedirgin olmak.

54

içi içine sığmamak

telaş, sabırsızlık, coşkunluk göstermekten kendini alamamak: 'Nazmiye'den çok İhsan'ın içi içine sığmıyor, birazdan başlarına gelecekleri tasarlayarak kahroluyordu.' -O. Kemal.

49

içi içini yemek

1) istediğini yapamama yüzünden üzülmek: 'Bir an önce varalım diye içim içimi yiyor.' -A. İlhan. 2) dert etmek.

58

içi kağşamak

isteksiz ve gönülsüz olmak: 'Uzunca bir süredir, bir daha âşık olamayacak kadar içinin kağşadığını düşünüyordu.' -M. Mungan.

44

içi kalkmak (kabarmak)

1) iğrenmek; 2) taşkın bir ağlama duygusu içinde bulunmak; 3) duygulanmak, heyecanlanmak.

44

içi kan ağlamak

çok üzüntü duymak: 'Demin Raif Efendi'nin karısını dinlerken içim kan ağlıyordu.' -Y. K. Beyatlı.

57

içi kapanmak

sıkılmak, bunalmak.

52

içi kararmak

1) sıkılmak, bunalmak: 'Hani bazı kadınlar vardır, hödük koca ile düşe kalka eblehleşir, içleri kararır, ispinoz gibi susar otururlar.' -H. Taner. 2) hiçbir şeyden tat alamaz olmak; 3) umutsuzluğa düşmek.

47