Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

içine daralma gelmek

sıkıntı basmak, sıkılmak: 'Hava kararmaya yüz tutunca, içine bir daralma geliyor çocuğun.' -A. Kulin.

55

içine dert olmak

bir şeyi yapamamaktan dolayı üzülmek.

113

içine doğmak

bir işin olacağını veya olduğunu hiçbir belirtiye dayanmadan önceden sezinlemek, malum olmak: 'Bunu git hocadan sor, elbette benden, senden önce o cennetlik kişinin içine doğmuştur.' -R. H. Karay.

120

içine dokunmak

dertlendirmek, üzmek.

102

içine fenalık gelmek (basmak)

ruhu daralmak, sıkılıp bunalmak: 'İçine fenalıklar basmaya başladı; bir kere rezil olmuşlardı mahalleye.' -A. Kulin.

110

içine hüzün çökmek

kederlenmeye, hüzünlenmeye başlamak: Eski bayramlar gibi olmuyor, hüzün çöküyor içimize.

103

içine işlemek

duygulanmak, etkilenmek, dokunmak: 'Kızın pembe beyaz yanakları, simsiyah kaşı, gözü içine işlemişti.' -O. Kemal.

97

içine kurt düşmek

kendisine zararı dokunacak bir durum meydana geleceğinden kuşkulanmak: 'Kız geçen cuma, pazardan geç geldiğinden beri esasen içine kurt düşmüştü.' -H. E. Adıvar.

117

içine kuşku çökmek

içten içe şüphesi yoğunlaşmak.

99

içine oturmak

çok etkilenmek, çok üzülmek.

110

içine sinmek

1) isteğince olduğu için huzur ve mutluluk duymak: 'Uykusundan esneye gerine çıkar, içine sinmiş rüyalardan hafif hafif sıyrılırdı.' -A. Ş. Hisar. 2) içi rahat etmek: 'Düğünümde bulunmazsan gelinliğim içime sinmeyecek, diyor.' -R. N. Güntekin.

103

içine su serpilmek

ferahlamak.

105

içine tükürmek

bir şeyi bozup berbat etmek: 'Ne zaman ki sen ve senin gibiler ilk dönüme pey sürdünüz, bizler de dalaverenin içine tükürdük.' -T. Buğra.

107

içini açmak

derdini anlatmak, içini dökmek: 'Rabia elinden gittikten dört beş ay sonra imama verdiği söze rağmen yavaş yavaş komşulara içini açmak istedi.' -H. E. Adıvar.

110

içini bayıltmak (kıymak)

1) tatlı, ağır gelip artık yiyememek; 2) mec. çok konuşarak veya ağır davranarak birini usandırmak; 3) mec. yoğun olarak hissetmek: 'Bu bahçede insanın içini bayıltan hanımeli, gül ve salkım kokuları binbir ot kokusuna karışıyordu.' -H. E. Adıvar.

102

içini boşaltmak

1) sıkıntı ve derdini söylemek: 'Psikanalistler, insanı nasıl itiraf ettirerek içini boşaltmak suretiyle tedavi ederlerse, sanat eserleri de aşağı yukarı aynı rolü oynarlar.' -M. Kaplan. 2) öfkesini açığa vurmak; 3) banka, şirket vb.ni yasal görüntü verip soymak.

104

içini çekmek

iç çekmek: 'Öyle ağlıyor ki ben de içimi çeke çeke onu teselli etmeye çalışıyorum.' -A. Ağaoğlu.

110

içini çürütmek

ruhunu karartmak, bezdirmek, yıldırmak: 'Bazı alametler büsbütün içimi çürüttü.' -R. N. Güntekin.

106

içini dondurmak

şaşırtmak, ürpertmek: 'Benden bu denli emin olması içimi dondurdu.' -R. Mağden.

104

içini dökmek

1) derdini anlatmak, iç dünyasındaki duygu ve düşüncelerini bir bir anlatmak: 'Rakım güldü, bu manastır kaçkını eski gâvura içini dökmekten lezzet alıyordu.' -H. E. Adıvar. 2) ferahlamak, rahatlamak: 'Bu yazıyı niçin yazıyorum? Biraz içimi dökmek, bir parçacık olsun ferahlamak istiyorum.' -O. V. Kanık.

109

içini ezmek

üzüntüsünü, sıkıntısını duymak: 'Şimdi duyduğum suçluluğa karışan özlem içimi eziyor.' -E. Bener.

95

içini ısıtmak

hoş, güzel bir şey hoşluk duygusu yaratmak, coşku vermek.

44

içini karartmak

bunalıma veya sıkıntıya sokmak, endişeye düşürmek: 'Annesini yanına aldığı günlerdeki mutsuzluğum hâlâ içimi karartıyor.' -E. Bener.

102

içini kemirmek

bir üzüntüden rahatsızlık duymak, tedirgin olmak.

96

içini kurt yemek (kemirmek)

sürekli bir kaygı içinde bulunmak.

41

içini parçalamak (parça parça etmek)

çok üzülmek, aşırı derecede sıkılıp harap olmak: 'İçini parça parça etmekle beraber Azize'nin feryadı ona tabii gelmeye başlamıştı.' -H. E. Adıvar.

113

içini sıkmak

sıkıntı vermek: 'Fakat bu lakırtı Rabia'nın içini sıkar.' -H. E. Adıvar.

46

içini yakmak

çok üzülmek: 'Fakat küçüklerin bahçede ağlamaları o kadar içimi yaktı ki kendi kendime hiç kocaya varmamaya yemin ettiğimi hatırlıyorum.' -H. E. Adıvar.

100

içini yemek

çok üzülmek: 'Ahmet Kerim, o gün bu kaygı ile içini yedi durdu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

100

içinin ateşi küllenmek

sıkıntıdan kurtulmak: 'İçimin ateşi hiç küllenmedi. Seneler geçtikçe daha alevleniyor. Evlat acısı bu ...' -H. R. Gürpınar.

106