Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

yüreği katılmak

ağlamaktan veya soğuktan nefesi tutulmak.

111

yüreği kaynamak

içinde şüphe ve endişe uyanmak: 'Namazı nasıl kıldığını bilmedi, yüreğinde bir şeyler kaynıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

38

yüreği oynamak

ansızın heyecanlanmak veya korkmak.

109

yüreği parça parça olmak

pek çok acımak.

114

yüreği parçalanmak

çok acımak: 'Bir dilenci çocuğuna dayak attığını görmüş, yüreği parçalanmıştı.' -R. N. Güntekin.

114

yüreği parlamak

coşmak, heyecanlanmak: 'Bir sözden, bir asker geçişinden, bir düşünceden yüreği parlar, gönlü ateş alır adam olmalı.' -M. Ş. Esendal.

104

yüreği rahatlamak

üzüntü ve kaygısı azalmak, kalmamak: 'Lüzumsuz bir şey satın aldığı zaman garip bir üzüntü duyar, karısı -ziyanı yok, üzülme, ne yapalım, olmuş bir şey -diye teselli etmedikçe bir türlü yüreği rahatlamazdı.' -R. N. Güntekin.

107

yüreği serinlemek

üzüntüsü bir dereceye kadar azalmak.

40

yüreği sıkılmak

içi sıkılmak.

108

yüreği sıkışmak (tıkanmak)

1) kalp atışları düzensiz olmak, sıkıntı duymak; 2) mec. bir meseleden dolayı aşırı üzülmek.

107

yüreği sızlamak

çok acımak, çok üzülmek: 'O, inledikçe benim de yüreğim sızlıyor, sıkıntıdan damarlarımı saran yağ eriyor.' -E. İ. Benice.

114

yüreği soğumak

düşmanın bir felakete uğramasına sevinmek.

73

yüreği şişmek

can sıkıcı şeyler dinlemekten bunalmak.

110

yüreği titremek

duygulanmak, endişe, korku duymak: 'İçinden yüreği titreyerek tepeden indi, ağır adımlarla saraya girdi.' -Y. Kemal.

99

yüreği tükenmek

bir şeyi anlatmak için çok yorulmak.

108

yüreği ürpermek

çok korkmak.

93

yüreği yağ bağlamak

istenilen bir şeyin olmasından ferahlık duymak: 'Oh ... oh yüreğim bir karış yağ bağladı.' -H. R. Gürpınar.

119

yüreği yanmak

1) çok acımak: 'Nahit onu yorgun, kederli ve umutsuz, sitem yüklü görmüştü. Yüreği yanmıştı.' -T. Buğra. 2) felakete uğramak.

121

yüreği yarılmak

çok korkmak.

125

yüreği yerinden oynamak

birdenbire heyecanlanmak veya korkmak: 'Odanın içinde birdenbire kızılca kıyamet kopmasın mı zavallı halamın yüreği yerinden oynamış.' -A. Ş. Hisar.

47

yüreğinden geçmek

düşünmek.

101

yüreğinden gelmek

bir şeyi isteyerek, severek yapmak: 'Piyanistin takdiri yüreğinden geliyordu.' -H. E. Adıvar.

98

yüreğine (bir şey) çökmek

derinden ızdırap duymak: 'Ankara ufuklarına bakarken eskisi gibi insanın yüreğine gariplik çökmüyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

92

yüreğine dert olmak

başkasının herhangi bir davranışı, sonradan kendisi için sürekli bir üzüntü kaynağı olmak: 'Zavallı adam, son nefesinde bir ekmek kadayıfı istediydi; alıp yediremedim. O, yüreğime dert oluyor.' -R. N. Güntekin.

104

yüreğine dokunmak

üzülmek: 'Hem öyle manzaralar benim yüreğime dokunuyor.' -R. N. Güntekin.

88

yüreğine inmek

kötü bir olay dolayısıyla fazlaca etkilenmek: 'Eğer bizden gizli Paris'e kaçsaydın babamın yüreğine inerdi.' -P. Safa.

93

yüreğine kar yağmak

kıskançlık duyarak üzülmek.

108

yüreğine kurt düşmek

şüphelenmek, içine kurt düşmek: 'Reyhan'ın yüreğine küçük bir kurt düşmüştü.' -M. Yesari.

115

yüreğine od (ateş) düşmek

felakete uğramak, çok üzülmek: 'Adam odur ki komşusunun ineği dişi doğurdu der, yüreğine od düşer.' -M. Ş. Esendal.

39

yüreğine saplanmak

aşırı derecede acı duymak, içine oturmak.

106