Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

akim kalmak

sonuca ulaşamamak, başarı sağlayamamak.

101

akis uyandırmak

bir konu üzerinde düşünülmesine, tartışılmasına yol açmak, ilgi veya tepki yaratmak.

46

akla (akıllara) durgunluk vermek

hayranlık uyandırmak: 'Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin akıllara durgunluk veren bir fetihle Osmanlı mülkü hâline getirdiği İstanbul dünyanın en güzel, en harikulade şehridir.' -B. Akyavaş.

117

akla fenalık vermek

çok şaşırtmak, çıldırtmak, zıvanadan çıkarmak: 'Aman ya Rabbi, akla fenalık verecek hadiseler bundan sonra başladı.' -R. H. Karay.

97

akla gelmek

hatırlamak.

104

akla gelmemek

1) hatırlanamamak; 2) olabileceğini düşünmemek.

106

akla hayale gelmemek

inanılmamak: 'En akla hayale gelmeyen şeylere dikkat eder, bunları derler toplar ve umumi büyük neticeler çıkarır.' -N. Hikmet.

111

akla karayı seçmek

bir işi başarıncaya değin çok sıkıntı çekmek, güçlüklerle karşılaşmak: 'Ben kendi hesabıma bir parça Fransızca öğrenebilmek için akla karayı seçtim.' -B. R. Eyuboğlu.

130

akla sığar gibi

aklın kabul edebileceği bir biçimde, makul: Söyledikleriniz akla sığar gibi değil.

100

akla sığmamak

inanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek: 'Ismarlama bir hükümdar soyu bulmak ve yaratmak pek akla sığacak bir yol görünmüyordu.' -H. C. Yalçın.

112

aklı (bir şeye) takılmak

zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak: 'Aklı bir şeye takılmış gibiydi komiserin, konuşuyor boyuna.' -N. Hikmet.

42

aklı almamak

1) biri bir şeyi anlayamamak, kavrayamamak; 2) bir şeyin olabileceğine inanmamak; 3) uygun bulmamak: Çocuğun bu geç saatte evden izinsiz çıkıp gitmesini aklım almıyor.

62

aklı başına gelmek

1) davranışlarının yanlışlığını sezerek doğru yolu bulmak: 'O zaman her şey düzelir, erkeğin de aklı başına gelir.' -P. Safa. 2) ayılmak, kendine gelmek: 'Bir hastalık hâli olduğu anlaşılan bu ilk sersemlikten sonra yavaş yavaş aklı başına gelmektedir.' -R. N. Güntekin.

64

aklı başında olmamak

iyi düşünebilir durumda olmamak.

43

aklı başından gitmek

çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

120

aklı başka yerde olmak

başka şeyler düşünmek: 'Affet Kâmuran, aklım başka yerdeydi.' -R. N. Güntekin.

109

aklı bir (beş) karış yukarıda (havada) olmak

değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünemez durumda olmak.

59

aklı bir yerde olmak

bir iş yaparken başka bir şey düşünmek: 'Aklı hep evde, Gülsüm'deydi.' -Ö. Seyfettin.

102

aklı bokuna karışmak

kaba korkudan şaşırıp ne yapacağını bilememek.

114

aklı çıkmak

sonucun kötü olacağını düşünerek korkuya kapılmak: Para harcayacak diye aklı çıkıyor.

121

aklı dağılmak

düşünceyi belli bir konu, sorun üzerinde toplayamamak.

105

aklı durmak

düşünemez bir duruma gelmek, şaşırmak.

110

aklı ermek

1) anlayabilmek: 'Bir sihirbaz inceliği ile başlayan iş, bir hamal kabalığı ile bitirilmeli ki neticeye aklı ersin.' -N. F. Kısakürek. 2) akılca olgunlaşmak: 'Aklı her şeye eriyor, eli her işe yatıyor.' -A. İlhan.

81

aklı fikri bir şeyde olmak

düşüncesini bir konuda yoğunlaştırmak: 'Aklı fikri bostanda olduğu için bunlardan nasıl ayrılacağını tekrarlıyordu.' -O. C. Kaygılı.

45

aklı gitmek

1) şaşırmak, korkmak; 2) çok beğenmek, bayılmak: 'Leman'ın aklı gitti bu anda sinemaya.' -N. Hikmet.

49

aklı kalmak

beğendiği bir şeyi düşünmekten kendini alamamak.

50

aklı karışmak

ne yapacağını bilememek, şaşırmak, bocalamak.

106

aklı kesmek

1) anlamak, idrak etmek; 2) bir şeyin olabileceğine inanmak: 'Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?' -A. Kutlu.

125

aklı kesmemek

1) anlayamamak, idrak edememek; 2) sonucu tahmin edememek.

100

aklı sonradan gelmek

1) verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp vazgeçmek; 2) bir şeyi sonradan hatırlayarak yapmak.

108