Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

başı taşa değmek

ağır bir durum kendisine ders olmak.

58

başı tutmak

gürültüden veya üzüntüden başı ağrımak: '... poker oynanıyor. Yenilirse kızıyor. Başı tutuyor, komşu doktorun hizmetçisini çağırıp çenesini ovduruyor.' -M. Ş. Esendal.

98

başı üstünde yeri olmak

1) her zaman iyi karşılanmak, ağırlanmak: 'İyi, sefa geldiler, hoş geldiler, başımızın üstünde yerleri vardı elbet.' -T. Dursun K. 2) bir düşünce veya davranışı uygun bulmak.

101

başı yastığa düşmek

yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak: 'Ve tekrar başı yastığa düştü ve uyudu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

39

başı yastık yüzü görmemek

yatağa yatıp uyumuş olmamak.

40

başı yerine gelmek

zihin yorgunluğu geçmiş olmak.

108

başıboş kalmak

baskı altında bulunmamak, karışanı, görüşeni olmamak.

84

başım gözüm üstüne

belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatan bir söz.

109

başımla beraber

memnunlukla, seve seve: 'Ben de postu senin eve sererim. A, gel Sedat, başımla beraber.' -S. F. Abasıyanık.

113

başına (...) gelmek

kötü bir durumla karşı karşıya kalmak: 'Yarın senin de başına bir felaket gelmesinden çok korkuyorum.' -H. Topuz.

105

başına balta kesilmek (olmak)

sürekli istemek, ısrar etmek, inat etmek: 'Bir kere tadına varanlar, yine ondan ver diye başıma balta kesiliyorlar.' -H. R. Gürpınar.

111

başına bela açmak

kötü bir olay dolayısıyla dert sahibi olmak: 'Şu Yaşar kaçakçılıkla başına bir bela açabilir.' -N. Araz.

114

başına bela almak

bir sorunla karşılaşmak, kötü bir duruma düşmek: 'Al başına belayı, bir de hasta bakıcılık edeceğiz.' -Z. Selimoğlu.

104

başına bela olmak (kesilmek)

sıkıntı vermek, tedirgin etmek, musallat olmak.

105

başına bir hâl gelmek

1) kötü bir duruma uğramak; 2) ölüm ihtimali olmak.

116

başına çalsın!

birine verilmek istenilen bir şeyin öfke ve nefretle geri çevrildiğini anlatmak için kullanılan bir söz.

36

başına çıkarmak

şımartmak, çok yüz vermek.

96

başına dert açmak

kendini kötü ve zor bir duruma düşürmek: 'Giderayak başımıza yeni bir dert açmayasın!' -A. İlhan.

112

başına devlet (talih) kuşu konmak

beklemediği büyük bir nimeti ele geçirmek.

115

başına dikmek

1) birini veya bir şeyi korumak için bir kimseyi görevlendirmek: 'Başıma bir nöbetçi diktikten sonra bırakıp gitti.' -T. Buğra. 2) bir içeceği kabı yukarı kaldırarak sonuna dek içmek: 'Orada alışmışlar, su yerine lık lık lık bira şişesini dikerlermiş başlarına, içerlermiş.' -T. Dursun K.

106

başına dolamak

musallat etmek.

104

başına dünyanın belasını sarmak

büyük felaket getirmek: 'Sonradan Kayabaşı'nın başına ve bizim başımıza dünyanın belasını saracak kadar zengindik.' -T. Dursun K.

102

başına geçirmek

1) başına giymek: Şapkasını başına geçirdi. 2) bir şeyi öfke ile birisinin başına vurmak: Şimdi tencereyi başına geçiririm!

93

başına güneş geçmek

güneş çarpmak.

55

başına iş açmak

uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak: 'Herkesten size ne? Çocuğun başına iş açacaksınız.' -N. Hikmet.

103

başına iş çıkarmak

istenilmeyen veya uğraştırıcı bir işe yol açmak.

108

başına iş çıkmak

hoşa gitmeyen ve beklenmedik bir iş veya olayla karşılaşmak.

97

başına kakmak (kakınç etmek)

yapılan bir iyiliği yüzüne vurarak birini üzmek: 'Ali Rıza Bey onu şirkete yerleştirmekle Allah razı olsun, büyük bir iyilik etmişti. Fakat onu ikide birde başına kakması doğru olmazdı.' -R. N. Güntekin.

53

başına kan çıkmak

öfkelenmek, hiddete kapılmak, kontrolünü yitirmek: 'Bizim merkez memuru celallidir, başına çabuk kan çıkar, hatırınızı kıracak şeyler yapar.' -P. Safa.

111

başına karalar bağlamak

çok kederlenmek.

47