Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

başına taç etmek

çok değer vermek, ilgi göstermek.

117

başına vur, ağzından lokmasını al

uysal ve sessiz kimseler için kullanılan bir söz: 'Temizdim, sakindim, başıma vur, ağzımdan lokmamı al.' -A. Gündüz.

116

başına vurmak

1) içki, gaz veya sıcak baş ağrısı yapmak; 2) dayanamaz olmak: Bekârlık başına vurdu. 3) ne yapacağını bilemez hâle gelmek: 'Bu harp başına vurdu galiba, sapıtmışsın sen.' -R. Erduran.

101

başına yıkmak

harap etmek, zor durumda bırakmak: 'Babamın evinden çıktım / Evini başına yıktım' -Halk türküsü.

104

başında kavak yeli esmek

1) genç sorumluluk duygusundan uzak, zevk, eğlence peşinde koşmak: 'Kocası yaşlı diye genç bir kadının başında kavak yelleri estiğine hükmetmek lazım gelmez.' -R. H. Karay. 2) gerçekleşmeyecek şeyler düşünerek vakit geçirmek.

95

başında paralansın

yapılan bir iyilik çok söylendiğinde o iyiliğin artık istenmediğini belirten bir söz.

105

başında torbası eksik

kaba saba, yontulmamış (kimse).

53

başından almak

kurtarmak, sorumluluğunu almak: 'Çiftlikte bir kısım toprakları başımızdan alacak müşteriyi beklemekten başka bir tasamız kalmadı.' -R. N. Güntekin.

110

başından aşağı kaynar sular dökülmek

üzüntülü veya kötü bir olay karşısında birdenbire büyük bir sıkıntı duymak.

109

başından atmak

1) yapılması güç bir işi yapmaktan kendini kurtarmak: 'Madem bunları siz kendi başınızdan atmak istiyorsunuz, emanet olarak şu masaya bırakın.' -S. Birsel. 2) sürdürülmesi gereksiz görülen bir bağlılığa, bir ilişkiye son vermek: 'Hilmi Efendi'yi başlarından atmak yolunu arıyorlardı.' -R. H. Karay.

104

başından büyük işlere girişmek (kalkışmak)

gücünün üstünde olan işlere kalkışmak.

109

başından geçmek

daha önce aynı duruma uğramış olmak.

40

başından korkmak

hayatından kaygı duymak, cezalandırılmaktan korkmak.

114

başından savmak

bir istekte bulunanı sözde bir sebeple uzaklaştırmak: 'Yoksa başımdan savmak için akla karayı mı seçeceğim?' -R. H. Karay.

115

başını ağrıtmak

1) gereksiz sözlerle birini bunaltmak; 2) bir iş için birini tedirgin etmek, uğraştırmak: 'İkide bir ah Çingeneler vah Çingeneler diye gelip böyle başımı ağrıtma.' -O. C. Kaygılı.

105

başını alıp gitmek

izin almadan ve gideceği yeri bildirmeden gitmek, savuşmak: 'Bir akşam ciğerci söve saya kondusundan çıktı. Başını alıp gitti.' -A. Kulin.

116

başını ateşlere yakmak

başına büyük bir dert almak.

44

başını bağlamak

1) başına örtü vb. bağlamak; 2) birini nişanlamak veya evlendirmek.

117

başını belaya sokmak

birini, kötü sonuçlar verecek bir duruma itmek: 'Ayrıca benim başımı belaya sokmaktan da çekinmiş olabilir.' -A. Ümit.

104

başını bir yere bağlamak

birini bir işe yerleştirmek, işsizlikten, başıboşluktan kurtarmak.

113

başını boş bırakmak

yalnız veya serbest bırakmak.

99

başını çıkarmak

bitki filizlenmeye başlamak.

100

başını derde sokmak

sıkıntılı bir duruma girmek veya getirilmek.

96

başını dik tutmak

onurunu korumak.

121

başını dinlemek

kafasını dinlemek: 'Robenson, akıllı Robenson'um / Ne imreniyorum sana bilsen / Göstersen adana giden yolu / Başımı dinlemek istiyorum' -C. S. Tarancı.

105

başını döndürmek

1) mutluluktan yarı sarhoş duruma getirmek; 2) kendine hayran bırakmak.

103

başını duman almak

efkârlanmak.

115

başını ezmek

bir daha kötülük edemeyecek duruma getirmek.

110

başını gözünü yarmak

bir işi kötü yapmak, bir işi istenildiği gibi yapmamak.

96