En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

aba altında er yatar

giyim kuşam kişiliğe ölçü olamaz.

232 görüntülenme

acemilik çekmek

alışamadığı bir işte zorluk çekmek.

221 görüntülenme

ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur

çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler.

210 görüntülenme

aba gibi

kaba ve kalın (kumaş).

205 görüntülenme

abazan kalmak

1) uzun süre cinsel ilişkide bulunmamak; 2) aç kalmak.

205 görüntülenme

abdest tazelemek

abdesti bozulmadığı hâlde yeniden abdest almak.

204 görüntülenme

bugünkü (akşamın) işini yarına (sabaha) bırakma (koyma)

bugün yapılması gereken bir işin ertesi güne bırakılması iyi değildir.

195 görüntülenme

abdest bozmak

idrar veya dışkı yapmak.

188 görüntülenme

her koyun kendi bacağından asılır

herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker.

122 görüntülenme

denize düşen yılana (yosuna) sarılır

güç bir duruma düşenlerin bundan kurtulmak için her türlü çareye başvurmaları olağandır.

116 görüntülenme

ava giden avlanır

çıkarını başkalarına zarar vermekte arayan kimse, o zarara kendisi uğrar.

115 görüntülenme

abanın kadri yağmurda bilinir

bir şeyin gerçek değeri, ancak ona çok ihtiyaç duyulduğu zaman iyi anlaşılır.

111 görüntülenme

birlikten kuvvet doğar

toplu veya beraber davranmak daha büyük güç sağlar.

110 görüntülenme

evdeki pazar (hesap) çarşıya uymaz

önceden tasarlanan bir iş umulduğu gibi sonuçlanmaz, düşünüldüğü gibi olmaz.

108 görüntülenme

aba vakti yaba, yaba vakti aba

gereksinimler vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman karşılanmalıdır.

103 görüntülenme

ağız birliği etmek

bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşmak, söz birliği etmek.

103 görüntülenme

aklın yolu birdir

iyi düşünüldüğünde ayrı ayrı kimselerce varılacak sonuç hep aynıdır.

103 görüntülenme

abdest almak

1) Müslümanlar, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh ederek arınmak; 2) boy abdesti almak.

102 görüntülenme

boş çuval ayakta (dik) durmaz

1) karnı doymayan kimse çalışamaz; 2) bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz.

102 görüntülenme

bir koltuğa iki karpuz sığmaz

aynı zamanda birden çok işle ilgilenmek başarı için sakıncalıdır.

101 görüntülenme

av vuranın değil, alanın

bir şeyden, sahibi değil de başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişidir.

101 görüntülenme

a'dan z'ye (kadar)

baştan aşağı, tamamen, tamamıyla, bütünüyle: Evini a'dan z'ye değiştirdi.

100 görüntülenme

kendi düşen ağlamaz

kendi zararına kendisi neden olanın yakınmaya hakkı olmaz.

99 görüntülenme

abdal tekkede, hacı Mekke'de bulunur

herkes kendisine yakışan ve uğraştığı işle ilgili olan yerdedir.

98 görüntülenme

ekmeğini ekmekçiye ver, yarısını yerse helal olsun

verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır.

98 görüntülenme

âleme verir talkını (telkini), kendi yutar salkımı

kendisinin inanmadığı ve tutmadığı öğütleri başkalarına kolayca verir.

98 görüntülenme

zorla güzellik olmaz

1) kişiye, beğenmediği şey zorla beğendirilemez; 2) bir iş insana zor kullanılarak yaptırılamaz.

97 görüntülenme

iyilik eden iyilik bulur

iyilik eden kimseye zamanı geldiğinde başkaları da iyilik ederler.

97 görüntülenme

abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır

görmemiş kişi, rastlantı sonucu layık olmadığı bir duruma kavuşursa bu durum kendisinin hakkıymış gibi aptalca böbürlenir.

96 görüntülenme

acıkmış kudurmuştan beterdir

uzun süre bir nesnenin yokluğunu çeken kimse, onu gördüğünde büyük bir istekle ona saldırır.

96 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

sicim gibi

damlaları ince bir sıra oluşturacak biçimde birbiri ardınca akan (yağmur, gözyaşı): 'Gözlerinden sicim gibi yaş inerek hepsini bir kömür sandığına doldurdu.' -A. Ağaoğlu.

517 görüntülenme

istifini bozmamak

aldırış etmeyip durum ve davranışını değiştirmemek: 'Adamcağız o akşam, arkasından bir bisiklet çıngırağı duymuş fakat istifini bozmamıştı.' -H. E. Adıvar.

321 görüntülenme

(bir iş veya durum) tersine dönmek

beklenildiği, umulduğu gibi gerçekleşmemek, aksi olmak: 'Ya hesapları tersine dönüverirse o vakit başımıza gelecek belada ortağız kardeşim!.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

311 görüntülenme

(bir iş veya durum) tersine gitmek

1) istenildiği gibi gerçekleşmemek, iyi sonuç vermemek; 2) bir işten veya bir durumdan hoşlanmamak: 'Kızların keman çalması benim o zamanlar bir tersime giderdi.' -H. Taner.

292 görüntülenme

(...) belası

-den dolayı, sebebiyle: 'İlme karşı saygı belası olarak dinlemek zaruridir.' -Y. K. Beyatlı.

272 görüntülenme

dalga geçmek

argo 1) üzerinde durulması gereken işle ilgilenmeyerek başka şeyler düşünmek veya yapmak: 'İki delikanlı dalga geçip otururlarken kapı yeniden sürüldü.' -M. Ş. Esendal. 2) eğlenmek, alay etmek; 3) geçici sevgi ilişkisi kurmak, gönül eğlendirmek.

208 görüntülenme

... olsun ... olsun

sözü geçen her şey: 'Er olsun subay olsun, harpte ölen her askerin müşterek sembolü meçhul askerdir.' -P. Safa.

195 görüntülenme

... azmanı

...'nın çok gelişmişi, iri yapılısı.

192 görüntülenme

... kim ... kim

yakıştırılan şeyin uygunsuzluğunu belirtmeye yarar: 'Bambu ağacından takım kim, ben kim?' -H. Taner.

176 görüntülenme

(bir işi) sürüncemede bırakmak (tutmak)

bir işi sonuçlanıncaya kadar boş yere geciktirmek, uzatmak: 'Bana niye bu davayı böyle sürüncemede tuttuğunu izah etsin.' -A. Kulin.

169 görüntülenme

... sevdasına düşmek

bir şeyi çok fazla istemek.

166 görüntülenme

yalayıp yutmak

1) iştahla yemek; 2) mec. kötü bir davranış, söz karşısında ses çıkarmamak, kabullenmek.

165 görüntülenme

... gibi yapmak

... imişçesine davranmak: Sever gibi yapmak.

164 görüntülenme

(bir durum) açığa çıkmak

1) belli olmak, anlaşılmak: 'Ama daha önemlisi komünle bizim aramızda bir anlayış farkı olduğu açığa çıktı.' -A. Ümit. 2) rıhtıma aborda veya kıçtankara olmuş bir gemi bulunduğu yerden kalkarak daha uzaktaki bir yere demirlemek üzere kıyıdan uzaklaşmak.

164 görüntülenme

... elinden çıkmak

biri tarafından yapıldığı belli olmak: 'Giysi belli oldu, çok kaliteli, çok iyi terzi elinden çıkmış.' -M. İzgü.

164 görüntülenme

zurnacının karşısında limon yemek gibi

birinin zihni çelinip işini göremeyecek duruma getirildiği anlatılırken söylenen bir söz.

163 görüntülenme

... ziyafeti çekmek

herhangi bir şeyi en iyi biçimde başarmak, herhangi bir yönüyle doyurmak: Orkestra tam bir müzik ziyafeti çekti.

161 görüntülenme

eline tutuşturmak

karşısındakinin isteyip istemediğini düşünmeksizin verivermek: Bir şey demeden mektubu elime tutuşturdu.

161 görüntülenme

serilip serpilmek

1) rahat bir biçimde yatmak; 2) gelişmek.

161 görüntülenme

yüksekten uçmak

1) yükseklerde dolaşmak; 2) argo palavra atmak, çok abartmak.

160 görüntülenme

... fırın ekmek yemesi lazım

'bir duruma erişmek için pek çok emek vermesi, çalışması gerekir' anlamında kullanılan bir söz: Onun usta olması için daha beş fırın ekmek yemesi lazım.

160 görüntülenme

nabzını tutmak

1) nabzını saymak için bileğini tutmak: 'Doktor, hallacın yanına vardı. Nabzını tuttu.' -S. F. Abasıyanık. 2) mec. düşüncesini, niyetini, eğilimini anlamaya çalışmak.

160 görüntülenme

lafını yedirmek

iddialı olarak söylediği sözü geri alma zorunda bırakmak.

160 görüntülenme

(...) hükmünde olmak

1) değerinde olmak: Kaynata, baba hükmündedir. 2) yerinde olmak, yerine geçmek.

159 görüntülenme

ak sakaldan yok sakala gelmek

çok yaşlanıp iyice kuvvetten düşmek.

159 görüntülenme

... bir hâl almak (hâle girmek)

... bir duruma gelmek: Hastalık tehlikeli bir hâl aldı.

159 görüntülenme

(...-mesi) gün meselesi

olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda: Kovulması gün meselesi olduğu için usta bir taraftan sıkıştırıyor, patron bir taraftan sıkıştırıyor.

158 görüntülenme

(bir davranışı birine) reva görmek

bir davranışı, bir olayı bir kimse için uygun görmek: 'İstanbul'da işgal kuvvetleri fertlerinin halka reva görmediği cefa ve zulüm kalmamıştır.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

157 görüntülenme

(...) hakkı tanımak

izin vermek: 'Saliha, anneye çocuğunu haftada iki kere görme hakkı tanıyan kararı yazdırıyor.' -A. Kulin.

157 görüntülenme

... vaziyeti takınmak

herhangi bir tavır takınmak.

156 görüntülenme