En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

acayibine gitmek

yadırgamak, tuhafına gitmek.

68 görüntülenme

düşenin dostu olmaz

varlıklı kişi yoksullaşınca çevresindeki dostlarından kimse kalmaz.

68 görüntülenme

ne oldum dememeli, ne olacağım demeli

kişi bugün içinde bulunduğu parlak durumun sürüp gideceğini sanmamalı, yarın kötü bir duruma düşeceğini hatırdan çıkarmamalıdır.

68 görüntülenme

sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı

anlaşan kimselerin birbirlerinden saklısı gizlisi yoktur, başkasıyla böyle bir yakınlık kuramamış olan tek başına kendi yaşantısı içinde kalır.

68 görüntülenme

abdestsiz yere basmamak

dinî kurallara titizlikle bağlı olmak.

67 görüntülenme

söz gümüşse sükût altındır

susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir.

67 görüntülenme

öfke ile kalkan ziyanla (zararla) oturur

öfkesine kapılarak iş gören sonunda güç duruma düşer.

67 görüntülenme

Ak akçe kara gün içindir

İnsan, parasını gereksiz yere harcamamalı, ileride karşılaşabileceği zor durumlar için biriktirmelidir.

66 görüntülenme

abanoz gibi

1) çok sert: Abanoz gibi tahta. 2) kapkara.

66 görüntülenme

abdesti kaçmak

abdesti bozulmak.

66 görüntülenme

acele ile menzil alınmaz

acele etmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır.

66 görüntülenme

can çıkmayınca (çıkmadan) huy çıkmaz

insanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.

66 görüntülenme

el elin eşeğini türkü çağırarak arar

insanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önemi vermez, gerektiği kadar ilgilenmez.

66 görüntülenme

abdestinden şüphesi olmamak

yaptığı işte kusuru olmadığını kesin olarak bilmek.

65 görüntülenme

büyük balık küçük balığı yutar

güçlüler, güçsüzleri ezer.

65 görüntülenme

akıl yaşta değil, baştadır

akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.

64 görüntülenme

emek olmadan yemek olmaz

yaşayabilmek, harcayabilmek için çalışıp kazanmak gerekir.

64 görüntülenme

abliyi kaçırmak (bırakmak, koyuvermek)

1) soğukkanlılığını yitirip davranışlarını denetleyememek; 2) şaşırıp ne yapacağını bilememek.

63 görüntülenme

azıcık aşım, ağrısız (kaygısız) başım

derdim olmasın da başka bir şey istemem.

63 görüntülenme

kurt kocayınca köpeğin maskarası olur

güç ve yeteneğini yitiren insan, basit ve kendini bilmezlerce aşağılanır.

63 görüntülenme

abdestinde namazında olmak

dindar olmak.

62 görüntülenme

dost başa, düşman ayağa bakar

iyi bir görüntü verebilmek için her zaman temiz giyinip kuşanmak gereklidir.

62 görüntülenme

acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler

geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi geçinebilmek için her yolu dener, her işi yapar, canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.

62 görüntülenme

keskin sirke küpüne (kabına) zarar

öfkeli, sert kimsenin zararı kendisinedir.

62 görüntülenme

abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (yolda olur)

çıkarına düşkün kimselerin arkadaşlığı işi bitinceye kadardır.

60 görüntülenme

acemi katır kapı önünde yük indirir

beceriksiz ve anlayışsız kişi kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır.

59 görüntülenme

it ite (buyurur), it de kuyruğuna

işi yapmak istemeyen onu mutlaka başkasına ısmarlar.

59 görüntülenme

balık baştan avlanır

bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir.

58 görüntülenme

aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez

aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister.

57 görüntülenme

akıl akıldan üstündür

bir kimsenin aklına gelmeyen bir çare, başka birinin aklına gelebilir.

57 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(bir şey birinin) gözünde olmamak

herhangi bir üzüntü veya zor durum dolayısıyla o şeye değer verecek durumda bulunmamak.

84 görüntülenme

düzen kurmak

1) işler duruma getirmek; 2) düzenlemek: 'Ağaçlarla evler arasında bir düzen kurmadıkça bir şehrin tadı tuzu kalır mı?' -B. R. Eyuboğlu. 3) mec. hileye başvurmak.

84 görüntülenme

el pençe divan

1) saygı gösterilen kimse karşısında el kavuşturmuş bir biçimde: 'Doğruldu, el pençe divan durdu, başını önüne eğdi.' -P. Safa. 2) aşırı saygı göstererek: 'Dayımı el pençe divan karşılar, ne yiyip ne içeceğini sormazdı, çünkü bilirdi.' -A. Boysan.

83 görüntülenme

fark etmez

'önemi yok, etkisi olmaz, değişmez' anlamında kullanılan bir söz.

83 görüntülenme

(bir iş) aceleye gelmek

bir iş yapılırken zaman yetersizliğinden dolayı gereken önem verilememek.

82 görüntülenme

gurura kapılmak

büyüklenmek, gururlanmak: 'Sataşmalarını artırıyor ve yersiz bir gurura kapılıyordu.' -K. Korcan.

81 görüntülenme

maksat hasıl olmak

amaca ulaşılmak, amaç gerçekleşmek: 'İmzanın arkasına saklanan adam dost, düşman her kim olursa olsun maksat hasıl olmuştu.' -H. R. Gürpınar.

81 görüntülenme

borç gırtlağına çıkmak

borca batmak.

80 görüntülenme

(birinin) parmağı ağzında kalmak

şaşakalmak, şaşmak, hayret etmek: 'Haftasına kalmadı, o sert şiş kayboldu, semirmeye başladım. Doktorların parmağı ağzında kaldı.' -P. Safa.

80 görüntülenme

(bir işe) burnunu sokmak

gerekmeden her işe karışmak: 'Bir kere burnumu sokmuştum işin içine, sonuna kadar gitmekten başka çare yoktu.' -E. Bener.

80 görüntülenme

el etek öpmek

1) bir işi yaptırmak için çok yalvarmak; 2) yaltaklanmak.

80 görüntülenme

rest çekmek

1) oyuncu önündeki paranın tümünü ortaya koymak; 2) mec. herhangi bir konuda sert ve kesin olarak son sözü söylemek.

80 görüntülenme

cukkayı yutmak

oyunda ütülmek.

79 görüntülenme

(bir iş) sekteye uğramak

kesilmek, kesintiye uğramak.

79 görüntülenme

özrü kabahatinden büyük

bir suç veya kabahat için özür dilerken daha büyük suç işleyen kimseler için söylenen bir söz.

79 görüntülenme

dize getirmek

kendisine karşı geleni yenerek buyruğuna uyacak duruma getirmek: 'Beş yüz sene evvel bahadır babalarımızın sizi dize getirerek zapt ettiği yerleri alamayacaksınız.' -Ö. Seyfettin.

78 görüntülenme

çilesi dolmak

1) esk. derviş ve tarikat ehli, sadece dua ve ibadetle geçirmeleri gereken süreyi tamamlayarak çileden çıkmak; 2) üzücü ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.

78 görüntülenme

havanda su dövmek

boşuna uğraşmak: 'Havanda su dövmeyelim, önce namussuzu bulalım sonra bunları konuşalım.' -M. İzgü.

77 görüntülenme

gönül çekmek

sevdalı olmak: 'Henüz bu yaşta, zavallı çocuk gönül çekmek nedir, bir büyük adam gibi biliyor ve bir büyük adam gibi yarasının acısını kimseye sır vermeyerek taşıyor.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

77 görüntülenme

(bir işin) içinden çıkmak

karışık bir işin güçlüklerini yenebilmek, üstesinden gelmek: 'Pek cazip bir iş fakat çok paraya, çok vasıtaya ihtiyaç var. Bakalım bunun içinden nasıl çıkabileceğim?' -Y. K. Karaosmanoğlu.

77 görüntülenme

ağza (ağızlara) düşmek

dedikodu konusu olmak.

77 görüntülenme

kabak çiçeği gibi açılmak

utangaçlıktan çabucak sıyrılarak aşırı ölçüde serbest davranmak: 'Komşular, kabak çiçeği gibi açıldı, ne malmış meğer diyorlardı.' -R. H. Karay.

77 görüntülenme

uzatmaları oynamak

1) bir görevde son zamanlarını yaşamak; 2) sp. oyunda uzatma dakikalarını oynamak; 3) mec. ölmek üzere olmak.

76 görüntülenme

gerdan kırmak

1) naz ile boynu başla birlikte iki yana oynatarak kırıtmak: 'Avrupa tiyatrosunda işveli gerdan kırışları, meşhur kantolarıyla, ortalığı kırıp geçirdiği zamanlar!' -A. İlhan. 2) mec. boynu, başı geriye oynatarak büyüklük taslar bir durum almak.

76 görüntülenme

ipe un sermek

geçersiz birtakım nedenler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak.

76 görüntülenme

kesip atmak

1) uzun uzadıya düşünmeden kesin yargıya varmak: 'Zaman zaman iddiacılığını da bırakamazdı, bu böyledir diye kesip atardı.' -H. Taner. 2) kesin olarak çözmek, bitirmek: 'Oysa ben karımı hatırlatacak her şeyden kurtulmak, yaşamımın ona ait bölümünü kesip atmak istiyordum.' -A. Ümit.

76 görüntülenme

anasının kızı

her yönüyle annesine benzeyen kız çocuğu.

76 görüntülenme

(bir işe) eli yatmak

eli alışmak: 'Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü.' -R. H. Karay.

76 görüntülenme

tedbir almak

1) önlem almak: 'Selefleri bu yolda bir sürü tedbir almışlar fakat tam muvaffak olamamışlardır.' -N. F. Kısakürek. 2) hazırlanmak.

76 görüntülenme

ağzının tadını kaçırmak

1) neşesini, keyfini bozmak: 'Ben o kadınlardan değilim ki, evin büyüğü ben olacağım diye tutturup akılsızlıklarla ağzımın tadını kaçırayım.' -M. Ş. Esendal. 2) bir kimsenin kurulu düzenini bozmak.

75 görüntülenme