En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

taşıma su ile değirmen dönmez

işi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça başkalarının küçük katkılarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütülemez.

94 görüntülenme

dost acı söyler

yakınlarımız, eksikliklerimizi çekinmeden söylerler.

93 görüntülenme

yuvarlanan taş yosun tutmaz

sürekli olarak iş değiştiren bir kimse başarı kazanamaz.

93 görüntülenme

işleyen demir pas tutmaz (ışıldar)

tembel tembel oturan kimse hantallaşır, iş yapma yeteneğini yitirir, çalışan kimse gittikçe açılır, daha yararlı işler yapar.

93 görüntülenme

abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz

bir kimse sevdiği işi sürekli olarak yapmaktan bıkmaz.

92 görüntülenme

abdala 'kar yağıyor' demişler, 'titremeye hazırım (durmuşum)' demiş

varlıklılar için sıkıntı olabilecek bir durum, yoksullar için söz konusu bile olmaz.

92 görüntülenme

sofrada elini, mecliste dilini sakla

topluluk içinde kendini denetle, aşırı davranışlarda bulunmaktan kaçın, açgözlülük ve gevezelik etme.

92 görüntülenme

bir elin nesi var, iki elin sesi var

başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.

92 görüntülenme

abdalın dostluğu köy görününceye kadar

çıkarı dolayısıyla yakınlık gösteren kimse, işini yürütecek başkalarını bulduğunda sizinle ilgisini keser.

91 görüntülenme

abesle iştigal etmek (uğraşmak)

yersiz, yararsız işlerle vakit öldürmek: 'Yazarlarımızın çoğu yalnızca kendi ürünlerinin ne amaçla üretildiğini sayıp dökerek bir anlamda abesle iştigal ediyorlar.' -T. Uyar.

91 görüntülenme

ablukayı yarmak

kuşatılan bölgeden zor kullanarak dışarı çıkmak.

91 görüntülenme

abuk sabuk konuşmak

ne söylediğini bilmeden, düşüncesiz, tutarsız konuşmak.

91 görüntülenme

sabreden derviş muradına ermiş

beklemesini bilen kimse sonunda amacına ulaşır.

91 görüntülenme

Sakla samanı, gelir zamanı

İnsan, elindeki şeyleri değersiz görüp atmamalı, ileride işine yarayabileceğini düşünerek saklamalıdır.

90 görüntülenme

Ayağını yorganına göre uzat

İnsan, maddi gücünü aşan işlere kalkışmamalı, geliri ile gideri arasında denge kurmalıdır.

89 görüntülenme

abdesti gelmek

abdest bozmaya gereksinim duymak.

89 görüntülenme

lafla peynir gemisi yürümez

şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz.

88 görüntülenme

demir tavında dövülür

her iş zamanında ve uygun durumda yapılır.

88 görüntülenme

abıhayat içmiş

yaşı çok ilerlemiş olmasına karşın genç görünen (kimse).

87 görüntülenme

acayibine gitmek

yadırgamak, tuhafına gitmek.

87 görüntülenme

acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir

mesleğinde ustalığa erişmemiş kimse, ilk denemelerini gözden çıkarılabilecek malzeme üzerinde yapar.

87 görüntülenme

acı (kötü) söz insanı (adamı) dinden çıkarır, tatlı söz yılanı inden çıkarır

gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

87 görüntülenme

düşenin dostu olmaz hele bir düş de gör

varlıklı kişi yoksullaşınca çevresindeki dostlarından kimse kalmaz.

87 görüntülenme

yalnız taş, duvar olmaz

nasıl bir tek taş ile duvar örülmezse insan da tek başına önemli bir işi başaramaz, başkalarıyla ilişki kurmak, işbirliği yapmak zorundadır.

87 görüntülenme

Ak akçe kara gün içindir

İnsan, parasını gereksiz yere harcamamalı, ileride karşılaşabileceği zor durumlar için biriktirmelidir.

86 görüntülenme

abdestsiz yere basmamak

dinî kurallara titizlikle bağlı olmak.

86 görüntülenme

meyve veren ağaç taşlanır

bilgili, hünerli, işinde başarılı olan kimseler kıskanılır, eleştirilir ve işlerini yapmaları zorlaştırılır.

86 görüntülenme

taş yerinde ağırdır

kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.

86 görüntülenme

ağaç yaş (fidan) iken eğilir

insanlar küçük yaşta kolay eğitilir.

86 görüntülenme

abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine

varlıklı ama akılsız ve hesapsız kişi malını gereksiz yerlere harcar, telef eder.

85 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

diline kira istemek

ağzına kira istemek.

155 görüntülenme

(...) aşağı (...) yukarı

1) bir kimsenin adının dilden düşürülmediğini, onun pek gözde olduğunu anlatan bir söz: 'Adı erken yaşta şaire çıkmıştı. Şair aşağı, şair yukarı.' -H. Taner. 2) bir hizmette çok kullanılan kişice, yakınma olarak kullanılan bir söz.

153 görüntülenme

(...) hâlini almak

herhangi bir duruma gelmek: 'Bu hastalık korkusu onda, hayatı kendine zehreden tehlikeli bir psikoz hâlini almıştı.' -M. Ş. Esendal.

150 görüntülenme

kök salmak

1) iyice tutunmak, sağlamlaşmak, yayılmak, köklenmek: 'Benliğe kök salan gönül bağlarını kim tarif edebilir?' -H. E. Adıvar. 2) bir yere iyice yerleşmek.

149 görüntülenme

... durumuna düşmek

şartları kötüleşmek.

149 görüntülenme

(... etmenin) âlemi var mı?

'yakışık alır mı, uygun olur mu?' anlamında kullanılan bir söz.

149 görüntülenme

... demeye kalmamak

söylemeye, yapmaya fırsat olmamak: İşimiz bitiyor demeye kalmadı, herkes ayağa kalktı.

148 görüntülenme

... durumunda olmak (bulunmak)

zorunluluğunda olmak.

147 görüntülenme

uzaktan kumanda etmek

kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirmek.

144 görüntülenme

(bir iş) çorba olmak (çorbaya dönmek)

karmakarışık duruma gelmek, içinden çıkılmaz bir durum almak.

144 görüntülenme

... nere ... nere

iki şeyin aralarındaki uzaklığı veya nitelik ayrımını belirten bir söz: Konya nere Ankara nere.

144 görüntülenme

içine atmak

1) sıkıntısını kimseye belli etmemek; 2) yapılan bir kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla birlikte, bunu unutmamak.

143 görüntülenme

(bir işe) dört elle sarılmak (yapışmak)

bir işe büyük bir özen ve önem vererek girişmek: 'Sen bize dört elle sarılırsan zarar etmezsin.' -R. N. Güntekin.

143 görüntülenme

(bir şey birinin) belini bükmek

çaresizlik içinde bırakmak: 'Şu kör olası işsizlik belimi fena hâlde büküyordu.' -H. Taner.

143 görüntülenme

(bir şey birinin) başının altından çıkmak

birinin hilesiyle yapılmak: 'Anlaşıldığına göre bu iş Saniye'nin İstanbullu anasının başının altından çıkmıştı.' -R. N. Güntekin.

143 görüntülenme

hoşça kal (kalın)

ayrılan kimsenin kalanlara söylediği bir iyi dilek sözü: 'Hoşça kalın, diyor aracın kapısından çıkarken.' -A. Ümit.

142 görüntülenme

gülmekten kırılmak (katılmak, yarılmak)

aşırı derecede gülmek: 'Ahali gülmekten kırılıyordu.' -R. N. Güntekin.

142 görüntülenme

(bir iş ki) değme keyfine

söz konusu işten çok hoşlanıldığını anlatmak için kullanılan bir söz.

142 görüntülenme

... nerede ... orada

söylenilen iki şeyin birlikte olması gerektiği anlatılmak istendiğinde kullanılan bir söz: Ben nerede sen orada.

141 görüntülenme

nimet bilmek

bir şeyi lütuf kabul etmek: 'Çaylarımıza koşarlar, evimize davet edilmeyi nimet bilirler, etrafımızda dolaşırlar.' -H. C. Yalçın.

140 görüntülenme

(bir iş) sallantıda kalmak

bir çözüme bağlanmamak.

140 görüntülenme

baş eğmek

1) saygı göstermek için baş eğerek selamlamak: 'Ulema, şeyhler, yerden selam verdiler, baş eğip el öptüler.' -R. E. Ünaydın. 2) direnmekten vazgeçip buyruk altına girmek: 'Gittikçe yükselen başı Allah'a kalkıyor / Asrın baş eğdi sandığı at şaha kalkıyor' -F. N. Çamlıbel.

139 görüntülenme

burnu büyümek

kibirlenmek, büyüklenmek: 'Yalnız onun mu burnu büyüdü? Burnu büyüyen büyüyene!' -N. Hikmet.

139 görüntülenme

(birinin) kulağını doldurmak

bir kimseye başkasından bilgi almadan önce konu üzerinde bilgi verirken kendi düşüncesini aşılamak.

139 görüntülenme

(bir iş) aceleye gelmek

bir iş yapılırken zaman yetersizliğinden dolayı gereken önem verilememek.

139 görüntülenme

(bir iş) elinde olmak

isteyince o işi yapabilmek.

139 görüntülenme

(birinin) parmağı ağzında kalmak

şaşakalmak, şaşmak, hayret etmek: 'Haftasına kalmadı, o sert şiş kayboldu, semirmeye başladım. Doktorların parmağı ağzında kaldı.' -P. Safa.

139 görüntülenme

fark etmez

'önemi yok, etkisi olmaz, değişmez' anlamında kullanılan bir söz.

138 görüntülenme

hâl hatır (hâlini hatırını) sormak

bir kimseye 'nasılsınız, ne durumdasınız' anlamında nezaket sorusu yöneltmek: 'Karşılıklı oturdular, hâl ve hatır sordular, sonra sustular.' -R. H. Karay. 'Rapor almışsa, çiçekler, kolonyalar getirir, hâlimizi hatırımızı sorar, moral verir.' -M. İzgü.

138 görüntülenme

(bir şey birinin) gözünde olmamak

herhangi bir üzüntü veya zor durum dolayısıyla o şeye değer verecek durumda bulunmamak.

138 görüntülenme