En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

zorla güzellik olmaz

1) kişiye, beğenmediği şey zorla beğendirilemez; 2) bir iş insana zor kullanılarak yaptırılamaz.

77 görüntülenme

abuk sabuk konuşmak

ne söylediğini bilmeden, düşüncesiz, tutarsız konuşmak.

76 görüntülenme

yuvarlanan taş yosun tutmaz

sürekli olarak iş değiştiren bir kimse başarı kazanamaz.

76 görüntülenme

taş yerinde ağırdır

kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.

76 görüntülenme

iyilik eden iyilik bulur

iyilik eden kimseye zamanı geldiğinde başkaları da iyilik ederler.

76 görüntülenme

sabreden derviş muradına ermiş

beklemesini bilen kimse sonunda amacına ulaşır.

76 görüntülenme

Sakla samanı, gelir zamanı

İnsan, elindeki şeyleri değersiz görüp atmamalı, ileride işine yarayabileceğini düşünerek saklamalıdır.

75 görüntülenme

lafla peynir gemisi yürümez

şöyle yaparım, böyle yaparım demekle yapılması gereken iş yapılmaz.

75 görüntülenme

abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz

bir kimse sevdiği işi sürekli olarak yapmaktan bıkmaz.

75 görüntülenme

bir elin nesi var, iki elin sesi var

başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.

75 görüntülenme

dost acı söyler

yakınlarımız, eksikliklerimizi çekinmeden söylerler.

74 görüntülenme

Ayağını yorganına göre uzat

İnsan, maddi gücünü aşan işlere kalkışmamalı, geliri ile gideri arasında denge kurmalıdır.

73 görüntülenme

abdesti gelmek

abdest bozmaya gereksinim duymak.

73 görüntülenme

abesle iştigal etmek (uğraşmak)

yersiz, yararsız işlerle vakit öldürmek: 'Yazarlarımızın çoğu yalnızca kendi ürünlerinin ne amaçla üretildiğini sayıp dökerek bir anlamda abesle iştigal ediyorlar.' -T. Uyar.

73 görüntülenme

abdalın dostluğu köy görününceye kadar

çıkarı dolayısıyla yakınlık gösteren kimse, işini yürütecek başkalarını bulduğunda sizinle ilgisini keser.

72 görüntülenme

acı (kötü) söz insanı (adamı) dinden çıkarır, tatlı söz yılanı inden çıkarır

gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

72 görüntülenme

yalnız taş, duvar olmaz

nasıl bir tek taş ile duvar örülmezse insan da tek başına önemli bir işi başaramaz, başkalarıyla ilişki kurmak, işbirliği yapmak zorundadır.

72 görüntülenme

ağaç yaş (fidan) iken eğilir

insanlar küçük yaşta kolay eğitilir.

72 görüntülenme

ablukayı yarmak

kuşatılan bölgeden zor kullanarak dışarı çıkmak.

71 görüntülenme

meyve veren ağaç taşlanır

bilgili, hünerli, işinde başarılı olan kimseler kıskanılır, eleştirilir ve işlerini yapmaları zorlaştırılır.

71 görüntülenme

düşenin dostu olmaz hele bir düş de gör

varlıklı kişi yoksullaşınca çevresindeki dostlarından kimse kalmaz.

71 görüntülenme

demir tavında dövülür

her iş zamanında ve uygun durumda yapılır.

71 görüntülenme

abdala 'kar yağıyor' demişler, 'titremeye hazırım (durmuşum)' demiş

varlıklılar için sıkıntı olabilecek bir durum, yoksullar için söz konusu bile olmaz.

70 görüntülenme

abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine

varlıklı ama akılsız ve hesapsız kişi malını gereksiz yerlere harcar, telef eder.

70 görüntülenme

sofrada elini, mecliste dilini sakla

topluluk içinde kendini denetle, aşırı davranışlarda bulunmaktan kaçın, açgözlülük ve gevezelik etme.

70 görüntülenme

acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir

mesleğinde ustalığa erişmemiş kimse, ilk denemelerini gözden çıkarılabilecek malzeme üzerinde yapar.

70 görüntülenme

abıhayat içmiş

yaşı çok ilerlemiş olmasına karşın genç görünen (kimse).

69 görüntülenme

acele ile yürüyen yolda kalır

iş yaparken acele eden şaşırır, işini bitiremez.

69 görüntülenme

acı patlıcanı kırağı çalmaz

herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.

69 görüntülenme

üzüm üzüme baka baka kararır

her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden kimseler birbirlerine huy aşılar.

69 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(...) aşağı (...) yukarı

1) bir kimsenin adının dilden düşürülmediğini, onun pek gözde olduğunu anlatan bir söz: 'Adı erken yaşta şaire çıkmıştı. Şair aşağı, şair yukarı.' -H. Taner. 2) bir hizmette çok kullanılan kişice, yakınma olarak kullanılan bir söz.

96 görüntülenme

(... etmenin) âlemi var mı?

'yakışık alır mı, uygun olur mu?' anlamında kullanılan bir söz.

95 görüntülenme

... durumunda olmak (bulunmak)

zorunluluğunda olmak.

94 görüntülenme

... vaziyeti takınmak

herhangi bir tavır takınmak.

93 görüntülenme

... durumuna düşmek

şartları kötüleşmek.

93 görüntülenme

... nere ... nere

iki şeyin aralarındaki uzaklığı veya nitelik ayrımını belirten bir söz: Konya nere Ankara nere.

93 görüntülenme

... demeye kalmamak

söylemeye, yapmaya fırsat olmamak: İşimiz bitiyor demeye kalmadı, herkes ayağa kalktı.

91 görüntülenme

(bir şey birinin) belini bükmek

çaresizlik içinde bırakmak: 'Şu kör olası işsizlik belimi fena hâlde büküyordu.' -H. Taner.

91 görüntülenme

(...-mesi) gün meselesi

olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda: Kovulması gün meselesi olduğu için usta bir taraftan sıkıştırıyor, patron bir taraftan sıkıştırıyor.

90 görüntülenme

(...) hâlini almak

herhangi bir duruma gelmek: 'Bu hastalık korkusu onda, hayatı kendine zehreden tehlikeli bir psikoz hâlini almıştı.' -M. Ş. Esendal.

90 görüntülenme

(bir şey birinin) başının altından çıkmak

birinin hilesiyle yapılmak: 'Anlaşıldığına göre bu iş Saniye'nin İstanbullu anasının başının altından çıkmıştı.' -R. N. Güntekin.

90 görüntülenme

... nerede ... orada

söylenilen iki şeyin birlikte olması gerektiği anlatılmak istendiğinde kullanılan bir söz: Ben nerede sen orada.

90 görüntülenme

gülmekten kırılmak (katılmak, yarılmak)

aşırı derecede gülmek: 'Ahali gülmekten kırılıyordu.' -R. N. Güntekin.

89 görüntülenme

kök salmak

1) iyice tutunmak, sağlamlaşmak, yayılmak, köklenmek: 'Benliğe kök salan gönül bağlarını kim tarif edebilir?' -H. E. Adıvar. 2) bir yere iyice yerleşmek.

88 görüntülenme

uzaktan kumanda etmek

kişiyi veya grubu dışarıdan yönlendirmek.

87 görüntülenme

(birinin) kulağını doldurmak

bir kimseye başkasından bilgi almadan önce konu üzerinde bilgi verirken kendi düşüncesini aşılamak.

87 görüntülenme

(bir işe) dört elle sarılmak (yapışmak)

bir işe büyük bir özen ve önem vererek girişmek: 'Sen bize dört elle sarılırsan zarar etmezsin.' -R. N. Güntekin.

87 görüntülenme

hâl hatır (hâlini hatırını) sormak

bir kimseye 'nasılsınız, ne durumdasınız' anlamında nezaket sorusu yöneltmek: 'Karşılıklı oturdular, hâl ve hatır sordular, sonra sustular.' -R. H. Karay. 'Rapor almışsa, çiçekler, kolonyalar getirir, hâlimizi hatırımızı sorar, moral verir.' -M. İzgü.

86 görüntülenme

altında kalmamak

karşılığını vermek, gördüğü iyilik veya kötülüğü karşılıksız bırakmamak.

85 görüntülenme

cereyana kapılmak

1) elektrik akımıyla çarpılmak; 2) suyun akışı içinde kalıp sürüklenmek; 3) bir eğilim, bir görüş hareketi içinde yer almak.

85 görüntülenme

(bir iş) çorba olmak (çorbaya dönmek)

karmakarışık duruma gelmek, içinden çıkılmaz bir durum almak.

85 görüntülenme

(bir iş) elinde olmak

isteyince o işi yapabilmek.

85 görüntülenme

(bir iş) sallantıda kalmak

bir çözüme bağlanmamak.

85 görüntülenme

... kisvesi altında

'herhangi bir nitelikte veya biçimde' anlamında kullanılan bir söz.

85 görüntülenme

pır pır etmek

1) ışık yanıp sönmek: 'İdare lambası pır pır edip duruyordu sofadaki merdiven başında.' -Ç. Altan. 2) heyecanlanmak.

85 görüntülenme

hoşça kal (kalın)

ayrılan kimsenin kalanlara söylediği bir iyi dilek sözü: 'Hoşça kalın, diyor aracın kapısından çıkarken.' -A. Ümit.

84 görüntülenme

burnu büyümek

kibirlenmek, büyüklenmek: 'Yalnız onun mu burnu büyüdü? Burnu büyüyen büyüyene!' -N. Hikmet.

84 görüntülenme

nimet bilmek

bir şeyi lütuf kabul etmek: 'Çaylarımıza koşarlar, evimize davet edilmeyi nimet bilirler, etrafımızda dolaşırlar.' -H. C. Yalçın.

84 görüntülenme

içine atmak

1) sıkıntısını kimseye belli etmemek; 2) yapılan bir kötülüğe karşı sesini çıkarmamakla birlikte, bunu unutmamak.

84 görüntülenme

(bir iş ki) değme keyfine

söz konusu işten çok hoşlanıldığını anlatmak için kullanılan bir söz.

84 görüntülenme