En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ada bana, adayım sana

sen bir kimse için fedakârlıkta bulunursan o da senin için fedakârlıkta bulunur.

36 görüntülenme

adak adamak

bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kurban kesip yoksullara dağıtmak veya kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak: 'Sen bana niye söylemedin? Sadaka verirdik, adak adardık.' -M. Ş. Esendal.

36 görüntülenme

adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu

insanın değeri zengin olmakla artmaz, asıl olan insanlığıdır.

36 görüntülenme

adam beğenmemek

herkesi değersiz görmek.

36 görüntülenme

adı kaldırılmak

anılmaz olmak, silinip gitmek: 'Saatlerce adı dünya yüzünden kaldırılmaya çalışılan Türklüğün talihini düşünürdüm.' -Ö. Seyfettin.

36 görüntülenme

adı kötüye çıkmak

ünü kötü olarak yayılmak.

36 görüntülenme

ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin

erkek evlat meyve veren ağaç gibidir, günü gelince evin geçim yükünü hafifletir.

36 görüntülenme

ağır basar yeğni kalkar

ağırbaşlı olan, herkesten saygı görür, ağırbaşlı olmayana ise kimse değer vermez.

35 görüntülenme

dinsizin hakkından imansız gelir

acımasız olan kişiyi, kendisinden daha acımasız biri yola getirir.

35 görüntülenme

ağır kazan geç kaynar

1) kalın kafalı insan bir konuyu zor anlar; 2) tembel olan işi geç yapar.

35 görüntülenme

ağır söylemek

acı, dokunaklı sözler söylemek.

35 görüntülenme

ağır taş yerinden oynamaz

ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez.

35 görüntülenme

ağırlığı olmak

etkisi büyük olmak: 'Başsavcının yargıçlar arasında belli bir ağırlığı var kuşkusuz.' -A. Kulin.

35 görüntülenme

ağız burun birbirine karışmak

1) dayak sonucunda yüz yara bere içinde kalmak; 2) yüzde aşırı öfke, üzüntü, yorgunluk vb. durumların izleri görünmek.

35 görüntülenme

ağlamayan çocuğa meme vermezler

hakkını aramasını bilmeyen kimsenin işi görülmez.

35 görüntülenme

buğday ile koyun, geri yanı (kalanı) oyun

çiftçi için koyun ve buğdaydan değerli bir şey yoktur.

35 görüntülenme

şeytanla ortak buğday eken samanını alır

ortağı kurnaz, düzenbaz olanın eline kârdan bir şey geçmez.

35 görüntülenme

cana gelecek mala gelsin

zarardan kurtulma olanağı yoksa, bunun cana değil, mala gelmesi yeğlenir.

35 görüntülenme

aç yanında sarpın kurcalanmaz

bir kimsenin yanında, onun çok duyarlı olduğu konuya değinmemek gerekir.

35 görüntülenme

açık kaba it değer (siyer)

gizli kalması gereken şeyler herkese söylenirse bundan büyük zararlar doğar.

35 görüntülenme

açık yaraya tuz ekilmez

acısı henüz taze olan bir kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artırılmamalıdır.

35 görüntülenme

açıklığa kavuşturmak

bir konu veya sorunu aydınlatmak, kapalılıktan kurtarmak, anlaşılır duruma getirmek.

35 görüntülenme

açın karnı doyar, gözü doymaz

tutkulu olduğu konuda insan doyumsuzdur, yetinmek bilmez.

35 görüntülenme

açın koynunda (karnında) ekmek durmaz (eğleşmez)

kazancı yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar, yarını için bir şey saklayamaz.

35 görüntülenme

açlığını öldürmek

açlık duygusunu yatıştırmak: 'Kaldırılmış harman yerlerinden buğday toplayıp açlığımızı öldürdük.' -O. Kemal.

35 görüntülenme

ad çekmeye girmek

1) kuraya tabi olmak: 'Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Başkan Vekili ad çekmeye girmezler.' -Anayasa. 2) sp. oyunun başlangıcında, alan seçimi, başlama atışı veya karşılama hakkı için öncelik sağlamak amacıyla kura çekmek.

35 görüntülenme

adam adamı bir kere aldatır

bir kimse başka bir kimseyi ancak bir kez aldatabilir, diğeri bir daha aldatmasına izin vermez.

35 görüntülenme

adını koymak

karşılığını veya fiyatını kararlaştırmak: Bu evi alabilmemiz için adını koyalım.

35 görüntülenme

afi kesmek (satmak, yapmak)

birine karşı gösteriş yapmak: 'Yanındaki kıza afi yapmak için onun önüne, dilenciye sadaka verir gibi bahşiş fırlatan bir züppeyi, bıraksalar öldürecekti.' -H. Taner.

35 görüntülenme

afyonu patlamak

ayılmak, kendine gelmek.

35 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

boynunu bükmek

1) acındırıcı, çaresiz bir durumda kalmak: 'Biraz düşündükten sonra ağır ağır başını eğip yere baktı ve boynunu büktü.' -Y. Z. Ortaç. 2) bir durumu, bir işi ister istemez kabul etmek: 'Şoför yine boynunu büktü, 'O yürüyemezse, ben de yürüyemem ne yapayım?' der gibi yüzüme baktı.' -N. Hikmet. 3) bitki canlılığını yitirmek.

121 görüntülenme

karanlık basmak (çökmek)

hava kararmak: 'Akşamdı, ortalığa hafif bir karanlık çökmüştü.' -R. N. Güntekin. 'Tekrar ana yola geldiğim zaman karanlık basmıştı.' -S. F. Abasıyanık.

121 görüntülenme

göbeği çatlamak

birçok güçlüğü yenmek için çok uğraşmak: 'Meclisten geçirinceye kadar göbeğim çatlamıştı.' -H. E. Adıvar.

121 görüntülenme

teşvik etmek

1) isteklendirmek, özendirmek: 'Kasketi yıpranmış bir ihtiyar programı övüyor, halkı teşvik ediyordu.' -H. E. Adıvar. 2) mec. bir kimseyi kötü bir iş yapması için kandırmak, kışkırtmak.

121 görüntülenme

akıllı olmak

gerçeklere uygun davranmak: 'Mesut olmak için akıllı olmak kifayet eder, baht, talih bunlar boş şeydir!' -M. Ş. Esendal.

121 görüntülenme

bir baltaya sap olamamak

belli bir iş sahibi olamamak: 'Tavla, domino ve muhtelif kâğıt oyunlarından başka bir şey bilmediği için bir baltaya sap olamamıştı.' -R. N. Güntekin.

121 görüntülenme

mahal yok

yeri, gereği yok: 'Otomobilin dinmeyen yaygarasını üstüne alınmaya mahal yoktu.' -Ö. Seyfettin.

121 görüntülenme

anlamazlıktan gelmek (anlamazlığa vurmak)

bir şeyi anladığı hâlde anlamamış gibi davranmak: 'Anlamazlığa vuruyorum, teşekkür ederek ayrılıyorum daireden.' -A. Ümit.

121 görüntülenme

aklı başından gitmek

çok sevinçten veya çok korkudan ne yapacağını şaşırmak.

121 görüntülenme

beğenmeyen kızını (küçük kızını) vermesin

bir durumun beğenilmemesi karşısında, beğenmeyenin umursanmadığını anlatan bir söz.

121 görüntülenme

ayağının altına karpuz kabuğu koymak

bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle işinden uzaklaştırmak.

121 görüntülenme

(bir şeyin) çivisi çıkmak

düzeni bozulmak, kargaşa içinde bulunmak: 'Bu ülkenin, bu dünyanın çivisi çıkmış, ben mi çakacağım?' -A. Ümit.

121 görüntülenme

paraya kıymak

gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak.

121 görüntülenme

elinden geleni ardına (arkasına) koymamak

yapabileceği bütün kötülükleri yapmak: 'Düşüncesini en iyi biçimde anlatabilmek için elinden geleni ardına koymamıştır.' -S. Birsel.

121 görüntülenme

yüreği hop etmek (hoplamak veya oynamak)

birdenbire korkup heyecanlanmak: 'Ansızın geldin, dedi, yüreğim oynadı.' -M. Ş. Esendal.

121 görüntülenme

rüşdünü ispat etmek

1) kanunlara göre ergin sayılacak yaşa gelmiş olmak; 2) mec. herhangi bir konuda yeterli seviyeye geldiğini göstermek.

121 görüntülenme

bir hoş olmak

1) şaşırmak; 2) hüzünlenmek.

121 görüntülenme

haber salmak (yollamak)

haber göndermek: 'Ben bu sevdadan vazgeçmez iken / Gizli gizli haber salıp durmasın' -Halk türküsü.

121 görüntülenme

koz vermek

imkân tanımak, elverişli durum sağlamak.

121 görüntülenme

yüreği yanmak

1) çok acımak: 'Nahit onu yorgun, kederli ve umutsuz, sitem yüklü görmüştü. Yüreği yanmıştı.' -T. Buğra. 2) felakete uğramak.

121 görüntülenme

elinin altında olmak

1) her zaman kolayca alınıp yararlanılabilecek yerde ve yakınlıkta (olmak): 'Elinin altındaki asker pek azdı.' -Ö. Seyfettin. 2) hazırda bulundurmak: 'Bütün belgelerin elimin altında olduğunu söylüyordum.' -M. İzgü.

121 görüntülenme

sabahı zor etmek

bir türlü sabah olmamak: 'İstediği şeyler gelinceye kadar, sevinç ve sabırsızlık içinde sabahları zor ediyordu.' -Halikarnas Balıkçısı.

121 görüntülenme

ekmeğinden etmek

işinden çıkarmak, işinden atmak.

121 görüntülenme

çatıyı almak

çatıya ulaşmak.

121 görüntülenme

(bir işi) pamuk ipliğiyle bağlamak

etkisi az sürecek bir çare ile geçiştirmek.

121 görüntülenme

göz kulak olmak

1) görme, işitme yoluyla bilgi edinmeye çalışmak; 2) mec. gözetmek, korumak, bakmak: 'Öbürü göğsünden ağır yaralı iki erin geriye alınmalarına göz kulak oluyordu.' -A. İlhan.

121 görüntülenme

(bir işin) ucunu kaçırmak

iş kötüye girmek, çıkmaza girmek.

121 görüntülenme

üstüne tuz biber ekmek

üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.

121 görüntülenme

(birinin) yakasını bırakmamak

bezdirecek kadar üstüne düşmek, rahat vermemek, ısrar etmek: 'Kendimi unutturup kaybettirmeye çalıştığım burada da Başkan, yakamı bırakmadı.' -R. N. Güntekin.

121 görüntülenme

sinir küpü olmak

aşırı derecede sinirli olmak.

121 görüntülenme