En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ekmek istemez su istemez

hiçbir masrafı yoktur.

31 görüntülenme

ağır ol, batman gel

ağırbaşlı ol ki el üstünde tutulasın.

31 görüntülenme

ağırlık basmak (çökmek)

1) gevşeklik ve uyku gelmek; 2) ağır bir hava kaplamak; 3) sessizlik oluşmak: 'Yavaş yavaş bir ağırlık çöktü. Bir sakinlik herkesi kapladı.' -M. Ş. Esendal.

31 görüntülenme

ağızda sakız gibi çiğnemek

bir söz veya düşünceyi sık sık tekrarlayıp durmak.

31 görüntülenme

ağzı dili tutulmak

1) konuşamamak; 2) beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak: 'Kızları gördün, ağzın dilin tutuldu gayri.' -N. Cumalı.

31 görüntülenme

aç tokun gözüne bakmakla doymaz

yoksul insanla ilgilenmek ancak ona yardım etmekle olur.

31 görüntülenme

açık göte herkes tükürür

utanç verici, iğrendirici davranışları herkes ayıplar, tiksinti ile karşılar.

31 görüntülenme

açın uykusu gelmez

1) aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez. 2) bir şeye ihtiyaç duyan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir.

31 görüntülenme

açtı ağzını, yumdu gözünü

öfkelenerek veya kızarak ağır sözler söyledi.

31 görüntülenme

ad almak

1) kendisine ad verilmek; 2) ün kazanmak.

31 görüntülenme

adı çıkmış dokuza, inmez sekize

'birinin bir kere adı çıktıktan sonra onun hakkındaki yaygın inanç artık kolay kolay düzelemez' anlamında kullanılan bir söz: 'Artık o yana bir daha gelme, adın çıktı dokuza, inmez sekize, demedim miydi?' -B. Günel.

31 görüntülenme

adı kalmak

bir kimse veya bir şey öldükten, ortadan çekildikten sonra dillerde yalnız adı dolaşmak.

31 görüntülenme

adı sanı olmak

bilinmek, tanınmak, ünlü olmak: 'Osman Efendi'nin adı sanı vardı.' -İ. H. Baltacıoğlu.

31 görüntülenme

adını bağışlamak

hlk. kendi adını başka bir kimseye söylemek: Adınızı bağışlar mısınız?

31 görüntülenme

bir felaket bin nasihatten yeğdir

yaşanan olaylar, öğütlerden çok daha etkilidir.

30 görüntülenme

gönül ferman dinlemez

gönül sevdiğinden asla vazgeçmez.

30 görüntülenme

kuş vardır eti yenir, kuş vardır et yedirilir

öyle kişiler vardır ki acımadan en ağır işte kullanılır, öyle kişiler de vardır ki iş gördürmek şöyle dursun onlara hizmet edilir.

30 görüntülenme

ağır ol da molla desinler

ağırbaşlı davranan itibarlı olur.

30 görüntülenme

ağız (ağzını) açmak

1) konuşmaya başlamak; 2) kesici aletleri keskin duruma getirmek; 3) ağır sözler söylemeye başlamak; 4) azarlamak, paylamak: 'Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım.' -M. Ş. Esendal. 5) alık alık bakmak.

30 görüntülenme

ağız burun birbirine karışmak

1) dayak sonucunda yüz yara bere içinde kalmak; 2) yüzde aşırı öfke, üzüntü, yorgunluk vb. durumların izleri görünmek.

30 görüntülenme

buğday ile koyun, geri yanı (kalanı) oyun

çiftçi için koyun ve buğdaydan değerli bir şey yoktur.

30 görüntülenme

cana gelecek mala gelsin

zarardan kurtulma olanağı yoksa, bunun cana değil, mala gelmesi yeğlenir.

30 görüntülenme

ağzına geldiği gibi

önünü sonunu düşünmeden.

30 görüntülenme

açlık ile tokluğun arası yarım yufka

yoksul olan buna üzülmemelidir, küçücük bir şey bile en büyük ihtiyacı gidermeye yeter.

30 görüntülenme

açlıktan imanı gevremek

çok acıkmak.

30 görüntülenme

adı gibi bilmek

çok iyi bilmek.

30 görüntülenme

adımlarını sıklaştırmak

daha küçük ve çabuk adımlar atarak hızlı yürümek, ivmek, acele etmek.

30 görüntülenme

adını ...-ye çıkarmak

bir kişinin sahip olmadığı niteliklerle tanınmasına yol açmak: Adını deliye çıkardılar.

30 görüntülenme

adres bırakmak (göstermek, vermek)

arandığında bulunabileceği, oturduğu yeri bildirmek: 'Kendisi, soracak olurlarsa Hayrettin Ağa'nın adresini vermesini söyledi.' -M. Yesari.

30 görüntülenme

affını dilemek (istemek)

bir iş veya görevi yerine getiremeyeceğini nezaketle bildirmek.

30 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

aklını kaçırmak

1) delirmek: 'Cesareti de adamakıllı kırılmış, aklını kaçıran babasının hâli onu perişan etmişti.' -İ. O. Anar. 2) gereksiz, yersiz iş yapmak.

94 görüntülenme

(bir işi birinin) sütüne havale etmek

işi, beklenen biçimde yapmasını o kişinin vicdanına bırakmak.

94 görüntülenme

eli eline değmemek

1) herhangi bir yakınlaşma olmamak; 2) birisiyle cinsel ilişkiye girmemiş olmak.

94 görüntülenme

görmediğe (görmemişe) dönmek

1) tam bir sağlığa kavuşmak; 2) başından geçmemiş gibi olmak: 'Bir saniye içinde hasret ve firkati hiç görmemişe dönersiniz.' -R. N. Güntekin.

94 görüntülenme

... kisvesi altında

'herhangi bir nitelikte veya biçimde' anlamında kullanılan bir söz.

94 görüntülenme

gaf yapmak

bilmeden yersiz bir davranışta bulunmak veya başkasını incitecek söz söylemek, pot kırmak, çam devirmek.

94 görüntülenme

(bir şey) iki baştan olmak

bir şey, her iki tarafın aynı şeyi istemesiyle, iyi niyetiyle gerçekleştirilebilmek: İyi geçim iki baştan olur.

94 görüntülenme

gözü yolda (yollarda) kalmak (olmak)

birinin gelmesini merak, istek veya özlemle beklemek.

94 görüntülenme

el elde baş başta

elde bulunan her şeyin tükendiğini anlatan bir söz: 'Balya'da beş on lira kazanmıştı. Onları da yedik, el elde baş başta.' -R. N. Güntekin.

93 görüntülenme

cep harçlığını çıkarmak

günlük masrafını karşılayacak kadar kazanç sahibi olmak: 'Tuttuğu odayı, ayda üç bin Frankla başkasına veriyor; arada hiç olmazsa cep harçlığını çıkarıyordu.' -A. İlhan.

93 görüntülenme

(birinin) tepesine dikilmek

başına dikilmek.

93 görüntülenme

ateşe vursa duman vermez

pek cimri olanlar için söylenen bir söz.

93 görüntülenme

misli menendi yok

benzeri, eşi yok: 'Bu sonbahar sabahında Gülhane Parkı'nın misli menendi yoktur.' -S. F. Abasıyanık.

93 görüntülenme

fal taşı gibi

iri, büyük: 'Bu elleri güzel, yüzü çirkin delikanlı, ilk defa, gözleri fal taşı gibi açık, ruhundan bir ses koparabildi.' -N. F. Kısakürek.

93 görüntülenme

abesle iştigal etmek (uğraşmak)

yersiz, yararsız işlerle vakit öldürmek: 'Yazarlarımızın çoğu yalnızca kendi ürünlerinin ne amaçla üretildiğini sayıp dökerek bir anlamda abesle iştigal ediyorlar.' -T. Uyar.

93 görüntülenme

süzüm süzüm süzülmek

kendini beğenmiş bir tavırla ağırbaşlı oturup çevreye bakmak: 'Gelin tarafı da görümceler de yerlerinden kımıldamadılar, süzüm süzüm süzüldüler.' -E. Bener.

93 görüntülenme

gülüp oynamak (söylemek)

neşeli, sevinçli, keyifli, güzel vakit geçirmek.

93 görüntülenme

bok yemek

kaba yakışıksız bir iş yapmak: 'Merak etme kızım, bok yiyor o herif, dedi.' -A. Kutlu.

93 görüntülenme

dizi (dizinin) dibinden ayrılmamak

yanından hiç gitmemek, ayrılmamak: 'Bir nişanlısı var ki hiçbir iş görmez, evden dışarı çıkmaz, kızın dizi dibinden ayrılmaz.' -M. Ş. Esendal.

93 görüntülenme

baş etmek

1) gücü yetmek: 'Ben onlarla baş etmeye çalışıyordum ki Hasan'ın kapısı birden açıldı.' -E. Bener. 2) başarı kazanmak.

93 görüntülenme

farz olmak

yapılması kaçınılmaz olmak: Bunun üzerine, işe bir son vermek farz oldu.

93 görüntülenme

karanlık basmak (çökmek)

hava kararmak: 'Akşamdı, ortalığa hafif bir karanlık çökmüştü.' -R. N. Güntekin. 'Tekrar ana yola geldiğim zaman karanlık basmıştı.' -S. F. Abasıyanık.

93 görüntülenme

güneş batmak

gün sonunda, güneş ufukta kaybolmak: 'Akşam iyice yaklaşmış, güneş batmaya yüz tutmuştu.' -O. C. Kaygılı.

93 görüntülenme

keyfi yerinde olmak

sağlığı, neşesi, mutluluğu bulunmak: 'Bugün keyfim yerinde olmadığından, arz odasına gelemeyeceğim.' -T. Oflazoğlu.

93 görüntülenme

öküz gibi

aptal, anlayışsız bir biçimde: 'Usta şoför olsa tramvay fren yapınca bunu sezer, gelip öyle öküz gibi bindirmezdi.' -H. Taner.

93 görüntülenme

(davayı) nakzen görmek

huk. Yargıtay tarafından bozulan bir karar üzerine bozma sebeplerini de göz önünde tutarak davaya yeniden bakmak.

93 görüntülenme

dile getirmek

1) konuşturmak: 'Yıllar yılı, bu amaçları devlet adamlarımız, basınımız, sanat âlemimiz dile getirip durmuştur.' -T. Halman. 2) belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek: 'Kendi kendime, adlı şiirinde bunu şöyle dile getirir.' -S. Birsel.

93 görüntülenme

(bir işi) dallandırıp budaklandırmak

bir işi, bir sorunu büyüterek karışık duruma getirmek.

93 görüntülenme

içi vık vık (fık fık, pır pır) etmek

sabırsızca, tedirgin davranmak.

93 görüntülenme

araya girmek

1) iki kişinin arasındaki bir işe karışmak; 2) iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak; 3) bir iş yapılırken ona engel olacak başka bir şey çıkmak.

93 görüntülenme