En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

gönüller bir olunca samanlık seyran olur

birbirini sevenler için zenginlik önemli değildir.

33 görüntülenme

ağına düşürmek

tuzağına düşürmek.

33 görüntülenme

ağır basmak

ağırlık olarak fazla gelmek.

33 görüntülenme

yavaş tükürüğün sakala zararı var

sert davranmak gereken durumlarda gevşek davranan kişi bu tutumunun zararını görür.

33 görüntülenme

ağır oturmak

ağırbaşlı olmak.

33 görüntülenme

ağırdan almak

1) bir işi gereken süre içinde bitirmemek, geciktirmek: 'Görüyorsunuz ki bu soyadı konusunda benim ağırdan alışım, bir tembellik değil.' -M. Ş. Esendal. 2) bir işi gönülsüz, isteksiz yapmak: 'Ama üstüme düşüldü mü bende bir gönül tokluğu, bir nazlanma, bir ağırdan alış.' -H. Taner.

33 görüntülenme

ağız açtırmamak

çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak: Yusuf Efendi biçareye ağız açtırmıyordu.

33 görüntülenme

ağız değiştirmek

önce söylediğini başka türlü anlatmak: 'Gelgelelim Akif, Berlin'e gidip de oradaki kahveleri gördüğü vakit ağız değiştirmek zorunda kalır.' -S. Birsel.

33 görüntülenme

ağız yapmak

birini kandırmak, yanıltmak amacıyla duygularını, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek biçimde konuşmak: 'Kaçacağım, tövbeler olsun, bir fırsatını bulayım diye ağız yaptı.' -M. Ş. Esendal.

33 görüntülenme

ağızdan ağıza dolaşmak (geçmek)

bir söz herkes arasında söylenilmek: 'Gazeteye yansıyan haber ağızdan ağıza geçerken açıklığını hemen hemen tamamen kaybetmiştir.' -Halikarnas Balıkçısı.

33 görüntülenme

dünya Süleyman'a bile kalmamış

insan ne kadar zengin olursa olsun bu dünyadan göçüp gidecektir, bu nedenle dünyaya bel bağlamamalıdır.

33 görüntülenme

ağlama ölü için, ağla deli için

yakınlarından biri ölenin acısı zamanla küllenir ancak bir yakını deli olanın acısı hiçbir zaman dinmez.

33 görüntülenme

ağlama ölü için ağla diri için

ölüp giden aslında dünyanın bütün dert ve sıkıntılarından kurtulmuştur onun adına üzülmek yersizdir, esas dünyada kalan ve onun sıkıntısını çekenler için üzülmek gerekir.

33 görüntülenme

ağlayıp da gözden mi olayım?

meseleyi büyütüp sıkıntıya girmek gereksiz.

33 görüntülenme

ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar

elinde fırsat varken geleceğini sağlamaya gayret göstermeyip eğlenceye, keyfe dalan kimse sonunda aç kalır ve perişan olur.

33 görüntülenme

ağza (ağızlara) düşmek

dedikodu konusu olmak.

33 görüntülenme

ağza alınmaz (alınmayacak)

söylenmesi ayıp, çirkin (söz, küfür): 'Bu ağza alınmaz söz üzerine karşıdakiler birden alevlendiler.' -O. C. Kaygılı.

33 görüntülenme

ağzı teneke kaplı

şaka çok sıcak veya çok acı şeyleri kolaylıkla içebilen, yiyebilen (kimse).

33 görüntülenme

aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış

1) aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez. 2) bir şeye ihtiyaç duyan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir.

33 görüntülenme

açıklık getirmek

bir konu veya sorunu anlaşılır duruma getirmek.

33 görüntülenme

açıkta kalmak (olmak)

1) iş ve görev bulamamak; 2) yersiz yurtsuz kalmak; 3) birkaç kişinin birlikte eriştiği bir iyilikten yararlanamamak.

33 görüntülenme

alçacık eşeğe herkes biner

güçsüz ve koruyucusuz bir kimseyi buyruk altına almak ve ezmek kolaydır.

33 görüntülenme

âdet yerini bulsun diye

'gerekli görüldüğü için değil, yalnız alışılmış olduğu için' anlamında kullanılan bir söz.

33 görüntülenme

adı geçmek

anılmak, söz konusu olmak, ismi geçmek: 'Necip Fazıl, adı geçen iki şiirden birer bölüm okudu.' -A. Kabaklı.

33 görüntülenme

dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer

evleneceği kişiyi seçmekte çok titizlik gösteren kimse, çoğu kez istemediği, beğenmediği bir kişiye düşer.

33 görüntülenme

altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz

değerli kişi veya nesneler, ne türlü uygunsuz koşullar içinde bulunurlarsa bulunsunlar değerlerini ve niteliklerini yitirmezler.

33 görüntülenme

ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar

kocası iyi olmayan bir kadın, kendi ne kadar zengin olursa olsun, mutlu olamaz.

33 görüntülenme

aforoz etmek

1) kilise birliğinden çıkarmak: 'Aforoz edilmiş, kiliseden kovulmuş.' -N. F. Kısakürek. 2) mec. darılıp biriyle konuşmamak, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırmak, toplum dışılamak: 'Siz kendi milletiniz için bunun yarısını söyleyin, milletin çoğunluğu sizi hemen aforoz eder.' -H. Taner.

33 görüntülenme

ağa borç eder, uşak harç

ağa para sıkıntısı içinde olup borç etse de uşak, bunu anlamaz ve bol harcamayı sürdürür.

33 görüntülenme

ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür

insan yapacağı işte başkalarına değil, kendine güvenmelidir.

33 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

para etmemek

1) değeri pahasına satılamamak; 2) etkisi olmamak, işe yaramamak: 'Tastamam geriye dönmedik ama dönsek de para etmez.' -N. F. Kısakürek.

120 görüntülenme

tırtıl kesmek

bir şeyin yanlarını diş diş kesmek.

120 görüntülenme

mahzur görmek

sakıncalı bulmak.

120 görüntülenme

olduğu kadar

1) kabul edilebilir düzeyde; 2) beklenilenin altında.

120 görüntülenme

(birinin) kirli çamaşırlarını ortaya dökmek

birinin ayıp, kusur veya suçlarını açıklamak, söylemek.

120 görüntülenme

(birini) adam yerine (hesabına) koymak

adamdan saymak, varlığını kabul etmek: 'Anasını durmadan nefes aldırmadan azarlıyor, babasını adam yerine koymuyor, ağzını açarken susturuyordu.' -R. H. Karay. 'Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.' -M. Ş. Esendal.

120 görüntülenme

dostlar başından ırak

sözü edilen kötü bir durumla yakınların karşılaşmaması için söylenen iyi dilek sözü.

120 görüntülenme

kulak asmak

önem vermek, dinlemek: 'Bunların sözlerine ne diye kulak asıyor, ona göre yapacağın işi kestiriyorsun?' -M. Ş. Esendal.

120 görüntülenme

çalımına gelmek (getirmek)

uygun zaman veya durumu ele geçirmek: 'Sanki demek istediğim bir çalımına gelseydi seni de yüzdürürdü.' -M. Ş. Esendal. 'Yıldız, çalımına getirdikçe ateş ediyordu.' -A. Gündüz.

120 görüntülenme

gönül açmak

insanın iç sıkıntısını gidermek, iç açmak.

120 görüntülenme

tamtakır kuru (kırmızı) bakır

boş, bomboş: 'Sütnine yukarı çıktığı zaman ne görsün? Sandık tamtakır kuru bakır.' -R. N. Güntekin.

120 görüntülenme

(birini, bir şeyi) musallat etmek

birini, bir başkasının başına bela etmek.

120 görüntülenme

elini ayağını öpeyim

'çok yalvarırım' anlamında kullanılan bir söz.

120 görüntülenme

yüreği yağ bağlamak

istenilen bir şeyin olmasından ferahlık duymak: 'Oh ... oh yüreğim bir karış yağ bağladı.' -H. R. Gürpınar.

120 görüntülenme

içine doğmak

bir işin olacağını veya olduğunu hiçbir belirtiye dayanmadan önceden sezinlemek, malum olmak: 'Bunu git hocadan sor, elbette benden, senden önce o cennetlik kişinin içine doğmuştur.' -R. H. Karay.

120 görüntülenme

fırça gibi

dik, sık ve sert (saç, sakal): 'Fırça gibi sert, gür saçları kırlaşıyor.' -M. Ş. Esendal.

120 görüntülenme

münasip görmek

uygun ve yerinde bulmak: 'Kendi çocukları hep kız olduğu için yeğeni Bilâl'i bu işe münasip gördü.' -H. E. Adıvar.

120 görüntülenme

(bir işi) aceleye getirmek

bir işi üstünkörü, özenmeden yapmak.

120 görüntülenme

elinden gelmek

yapabilmek: 'Nesir az çok benim de elimden geldiği için midir nedir kabul edemiyorum şiirden güç olduğunu.' -N. Ataç.

120 görüntülenme

araya girmek

1) iki kişinin arasındaki bir işe karışmak; 2) iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak; 3) bir iş yapılırken ona engel olacak başka bir şey çıkmak.

120 görüntülenme

(bir şey) elden gitmek

bir şeyi yitirmek, o şeyden yoksun kalmak: 'Kahramanlıktı yurdun meyve veren tek dalı / O da elden giderse nereye başvurmalı?' -F. N. Çamlıbel.

120 görüntülenme

gözden (gözünden) kaçmak

görülmemek, farkına varılmamak: 'Emeğinin ve cesaretinin gözümden kaçmış bulunmasından hâlâ üzgünlük duyuyorum.' -A. Ağaoğlu.

120 görüntülenme

ağız değiştirmek

önce söylediğini başka türlü anlatmak: 'Gelgelelim Akif, Berlin'e gidip de oradaki kahveleri gördüğü vakit ağız değiştirmek zorunda kalır.' -S. Birsel.

120 görüntülenme

göz dikmek

bir şeyi ele geçirmek isteğine kapılmak: 'Bizim canımıza, malımıza hangi devlet göz dikmişti?' -Y. K. Karaosmanoğlu.

120 görüntülenme

deve nalbanda bakar gibi

alay hiç görmediği, bilmediği bir şeye bakar gibi.

120 görüntülenme

gaf yapmak

bilmeden yersiz bir davranışta bulunmak veya başkasını incitecek söz söylemek, pot kırmak, çam devirmek.

120 görüntülenme

(bir şey birine) alay gibi gelmek

inanılacak gibi olmamak.

120 görüntülenme

ömrüne ömür katmak

sevinmesine, mutlu olmasına sebep olmak.

120 görüntülenme

yakışık almamak

yerinde olmamak, uygun düşmemek: 'Onu gece yarısı sokağın ortasına atıvermek yakışık almazdı.' -R. N. Güntekin.

120 görüntülenme

uç vermek

1) çıban baş vermek; 2) bitki bitmek, sürmek; 3) mec. ortaya çıkmak: 'Orta Çağ hurafeleri ve kafası, okullarda uç verdi.' -A. Boysan. 4) mec. gelişme, büyüme başlangıcı göstermek: 'Günbegün artmada dert ile gamım / Uç verdi yaralar sıralandı gel' -Bayburtlu Zihni.

120 görüntülenme