En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(bir yeri) ırgat pazarına döndürmek

karışık ve dağınık bir duruma getirmek.

83 görüntülenme

gözleri çakmak çakmak (olmak)

ateşli hastalık veya öfkeden gözleri kızarmış ve parlamış (olmak): 'Avuçları ateş gibi fersiz gözleri çakmak çakmak dört dönüyordu.' -H. E. Adıvar.

83 görüntülenme

devir açmak

tarihte özellik taşıyan yeni bir çağ başlatmak.

83 görüntülenme

bayrakları açmak

bağırıp çağırarak hırçınlık etmek.

83 görüntülenme

eskisi kadar (gibi)

eskiden olduğu gibi, eskiden olduğu biçimde: 'Doğal güzellikler artık eskisi gibi turist çekmiyor.' -N. Cumalı.

83 görüntülenme

şap gibi donmak (kalmak)

şaşırarak ses çıkarmayacak duruma gelmek.

83 görüntülenme

alet olmak

bilerek veya bilmeyerek kötü bir işe aracılık etmek, vasıta olmak: 'Mustafa Kemal'de tek olmayan şey, 'alet olmak' zaafı idi.' -F. R. Atay.

83 görüntülenme

arkasında yumurta küfesi yok ya! (olmamak)

sırtında yumurta küfesi yok ya!

83 görüntülenme

(bir yeri) patırtıya vermek

gürültüye vermek.

83 görüntülenme

babana rahmet

tkz. yapılan bir iş, bir davranış karşısında 'Allah senden razı olsun.' anlamında kullanılan bir söz.

83 görüntülenme

dünyadan geçmek (el çekmek)

bir kenara çekilip toplum yaşamına karışmamak.

83 görüntülenme

bir sıkımlık canı olmak

çok cılız ve güçsüz olmak: 'Bir sıkımlık canın var. Bu boyla bir de adam korkutmaya kalkarsın ha diye ensesine iki tokat attım.' -R. N. Güntekin.

83 görüntülenme

(biriyle) arası olmamak

geçinememek.

83 görüntülenme

dımdızlak ortalıkta bırakmak

her türlü varlıktan, olanaktan mahrum kılmak, yokluğa mecbur etmek: 'Sanıyorum ki bazıları dünyayı altımızdan çekip bizi dımdızlak ortalıkta bırakmaya çalışıyorlar.' -A. Boysan.

83 görüntülenme

ithamda bulunmak

birini suçlamak.

83 görüntülenme

dırıltı çıkarmak (etmek)

çekişmeye yol açmak: 'Rica ederim bey, gelir gelmez ayağının tozu ile dırıltı çıkarma.' -M. Yesari.

83 görüntülenme

bir yiyip bin şükretmek

kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değerini bilmek: 'Bekâr olduğumuza bir yiyelim de bin şükredelim.' -R. N. Güntekin.

83 görüntülenme

külünü savurmak

bir şeyi bütünüyle bitirip yok etmek.

83 görüntülenme

dünyanın dört bucağı

dünyanın her yanı, her yönü: Dünyanın dört bucağından gelen gezginler...

83 görüntülenme

gözünde büyümek

bir şey bir kimseye olduğundan güç veya önemli görünmek: 'Güneşin altında bu sıcak kırları geçmenin ağırlığı gözümde büyüyordu.' -M. Ş. Esendal.

83 görüntülenme

hesap vermek (hesabını vermek)

1) bir işin sorumluluğunu yüklenmek: 'Hesap verin bakalım, nerelerde sürtüyordunuz bu saatlere kadar?' -R. N. Güntekin. 2) herhangi bir davranışın sebebini açıklamak, anlatmak: 'Evvela, sana birkaç haftadır mektup yazamayışımın hesabını vereyim.' -R. N. Güntekin.

83 görüntülenme

bel bağlamak

birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek: 'Ne var ki böyle araçlara biz pek bel bağlayamayız.' -T. Halman.

83 görüntülenme

birbirini tutmaz

birbiriyle ilgisi olmayan, tutarsız.

83 görüntülenme

bacaklarını uzatmak

hiçbir şey yapmadan, hiçbir şeyle ilgilenmeden oturmak, tembel tembel zaman öldürmek.

83 görüntülenme

şato gibi

büyük, görkemli (yapı).

83 görüntülenme

gözünü kin bürümek

intikam alma duygusundan başka bir şeye önem vermemek: 'Gözünü kin bürümüş, doğruyu eğriyi seçemiyor, kurunun yanında yaşı da yakacak.' -A. İlhan.

83 görüntülenme

niyet çekmek

niyetçiden niyet adı verilen fal kâğıdı almak: 'Birisi niyet çeksin de biz de bir lokma bir şey yiyelim diye bekleşiyorlar.' -S. F. Abasıyanık.

83 görüntülenme

çift koşmak

hayvanları sabana, pulluğa koşmak.

83 görüntülenme

gözlerini kaçırmak

biriyle göz göze gelmemek için gözlerini başka tarafa çevirmek: 'Bazen böyle bir tesadüf olursa gözlerini kaçırmayı doğru bulmuyorlardı.' -R. N. Güntekin.

83 görüntülenme

keçeyi suya atmak

ar ve namusu hiçe saymak.

83 görüntülenme