En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

mitralyöz gibi

durmadan, ara vermeden (konuşma).

108 görüntülenme

tevdiatta bulunmak

para yatırmak.

108 görüntülenme

revaçta olmak

değerli, üstün veya geçerli olmak: 'Sakal ve bıyığın revaçta olduğu bir dönemden geçmedik değil!' -H. Taner.

108 görüntülenme

enfiye çekmek

keyiflenmek amacıyla çürütülmüş tütünden yapılan tozu burna nefes yoluyla almak: 'Gözleri dönmüş bir hâlde kendisini sokağa atar, bol enfiye çekerek akşamlara kadar bir başına dolaşır.' -R. H. Karay.

108 görüntülenme

bir avuç toprak olmak

ölmek: 'O olmasaydı, sen şimdi bir avuç toprak olmuştun.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

(birinin) kanına ekmek doğramak

1) birinin ölümüne yol açarak sevinmek; 2) birini küçük düşürmek, birine zarar vermek.

108 görüntülenme

ibre birinden yana dönmek

herhangi bir konuda birisi avantajlı duruma geçmek.

108 görüntülenme

serseme dönmek

sersem bir duruma gelmek, şaşkın bir duruma gelmek.

108 görüntülenme

rezalet çıkarmak

rezalet sayılacak bir durumun ortaya çıkmasına yol açmak: 'Her kadının takdim edilmek için can attığı böyle büyük bir adamla dansı yarıda bırakıp rezalet çıkarmak için insanın aklı kaçık olmalı.' -H. E. Adıvar.

108 görüntülenme

yardım görmek

destek elde etmek, bağış almak: 'Oysaki yarım saat tek bir insandan, tek bir yerden yardım görmeksizin yaralı olduğu yerde kalmış.' -N. Uygur.

108 görüntülenme

ayağına bağ olmak

birinin bulunduğu yerden ayrılmasına veya yaptığı işi sürdürmesine engel olmak.

108 görüntülenme

(birine) sırtını dayamak (vermek)

1) bir yere dayanmak, yaslanmak: 'Kocaman duvara sırtını vererek üstüne zencefil ve tarçın serpilmiş salep içerlerdi.' -S. F. Abasıyanık. 2) güçlü birine, bir yere güvenmek.

108 görüntülenme

icara vermek

kiraya vermek: 'Tek hanemi sizin gibi asil bir aileye icara vereyim.' -P. Safa.

108 görüntülenme

kucağına düşmek

düşman, felaket, sefalet vb. kötü şeylerin veya durumların içine düşmek, onlarla karşılaşmak.

108 görüntülenme

başa gelmek

kötü bir durumla karşı karşıya kalmak.

108 görüntülenme

dara boğmak

birinin güç durumundan yararlanmak.

108 görüntülenme

madara etmek

kötü duruma düşürmek, yalanını, yanlışını çıkarmak.

108 görüntülenme

anasından emdiği sütü burnundan getirmek

birine bir iş yaptırırken çok sıkıntı çektirmek: 'Hiç belli olmaz insanoğlu! Bir gün anadan emdiği sütü burnundan getirir.' -B. R. Eyuboğlu.

108 görüntülenme

ne buyrulur?

'onun nasıl bir şey olduğunu gördünüz, buna ne diyorsunuz?' anlamında kullanılan bir söz.

108 görüntülenme

tırıs gitmek

koşmaya yakın hızlı yürümek.

108 görüntülenme

dolap beygiri gibi dönüp durmak (dolaşmak)

dar bir çevrede hep aynı işi yapmak: 'Bir dolap beygiri gibi dönüp dolaşarak ağaçları, çiçekleri sulardım.' -R. N. Güntekin.

108 görüntülenme

fazla gelmek (kaçmak)

çekilmeyecek, bıktıracak, tedirgin edecek bir durum almak.

108 görüntülenme

keyif sormak

1) birine 'iyi misiniz, nasılsınız' sorularını yönelterek sağlığı hakkında bilgi almak; 2) saygı göstermek.

108 görüntülenme

yuvarlak konuşmak

bir şeyin ayrıntılarını gereği gibi belirtmeden genel konuşmak: 'Yuvarlak konuşmayı bırak da söyleyeceğini açıkça söyle diye hatibe müdahale etti.' -H. Taner.

108 görüntülenme

(birine) uşaklık etmek

1) bir kimseye hizmet veya kulluk etmek; 2) mec. kendi çıkarı için yasal veya ahlaki olmasa bile başkasının her dediğini yapmak zorunda olmak.

108 görüntülenme

cin damarına basmak

kişiyi çok sinirlendirecek söz söylemek, çileden çıkarmak: 'İnadıma iş yapmasın, dokunmayım hatırına. Cin damarıma niye basıyor?' -O. Kemal.

108 görüntülenme

kafasında şimşek çakmak

beyninde şimşek çakmak.

108 görüntülenme

ne gibi?

nasıl, ne türlü?

108 görüntülenme

akideyi bozmak (akidesi bozulmak)

doğru bilinen bir inanış veya gidişten ayrılmak.

108 görüntülenme

yuvasını dağıtmak

kurulu ev düzenini bozmak.

108 görüntülenme