En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ana ile kız, helva ile koz

anne ile kız, koz helvasının içindeki cevizle helva gibidirler, birbirlerinden kesinlikle ayrılmazlar.

26 görüntülenme

aforoz etmek

1) kilise birliğinden çıkarmak: 'Aforoz edilmiş, kiliseden kovulmuş.' -N. F. Kısakürek. 2) mec. darılıp biriyle konuşmamak, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırmak, toplum dışılamak: 'Siz kendi milletiniz için bunun yarısını söyleyin, milletin çoğunluğu sizi hemen aforoz eder.' -H. Taner.

26 görüntülenme

afura tafura gelmemek

1) çalım satmadan hoşlanmamak; 2) böyle bir davranışa karşı tepki göstermek.

26 görüntülenme

iyi iş altı ayda çıkar

doğru dürüst yapılması istenen iş uzun zaman ister.

25 görüntülenme

sel gider, kum kalır

geçici durumlara güvenmek doğru değildir.

25 görüntülenme

Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır

Mart ayında hava bir anda soğuyabilir, kış geri gelebilir. Bu nedenle tedbirli olmak gerekir.

25 görüntülenme

bir göz ağlarken öbür göz gülmez

keder veya sıkıntı varken dostlar, akrabalar eğlenmemelidir.

25 görüntülenme

selam para, kelam para

1) her davranış para harcamaya bağlıdır;

25 görüntülenme

artık mal göz çıkarmaz

ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mutlaka bir gün gelir lazım olur.

25 görüntülenme

iyilik iki baştan olur

birbiriyle ilişkileri bulunan iki kişinin iyi geçinebilmeleri için yalnızca birinin iyi olması yetmez.

25 görüntülenme

selden gelen suya gider

kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.

25 görüntülenme

asıl azmaz, bal kokmaz

bir kimse veya nesne, ne denli biçim değiştirirse değiştirsin aslını yitirmez, soyluluğunu korur.

25 görüntülenme

kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz

hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez.

25 görüntülenme

kaçan balık büyük olur

elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür.

25 görüntülenme

aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir

güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüzü kıpırdayamayacak duruma getirir.

25 görüntülenme

aslan postunda, gönül dostunda

canlı, cansız her şeyin bir yakışığı vardır, insan onları bu durumda görmek ister.

25 görüntülenme

kadı kızında bile kusur olur

üzerinde durulmaya değmeyecek kadar küçük bir kusurdur.

25 görüntülenme

aş taşınca kepçeye paha olmaz

sıkışık zamanlarda önemsiz şeylerin değeri çoktur.

25 görüntülenme

âşığa Bağdat sorulmaz

bir şeye çok istekli olan kimse, o şeyi elde etmedeki zorlukları hiçe sayar.

25 görüntülenme

latife latif gerek

şaka yaparken bile incelikten ayrılmamak gerek.

25 görüntülenme

sütsüz koyun meleyen olur

çevresine yararlı olmayan, elinde avucunda bir şey bulunmayan kişi hep acıklı ve üzüntülü konuşur.

25 görüntülenme

âşığa Bağdat uzak (ırak) değil (gelmez)

bir şeyi elde etmek için aşırı istekli olan kimseye, bu uğurda katlanacağı fedakârlıklar güç gelmez.

25 görüntülenme

doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar

doğru olmakla birlikte başkalarının işine gelmeyen sözleri söyleyenlerin sevilmediğini anlatan bir söz.

25 görüntülenme

yem istemez, su istemez

elde tutulması hiçbir külfet getirmez.

25 görüntülenme

aşını, eşini, işini bil

sağlık ve mutluluk içinde yaşamak isteyen kişi, yiyeceğine dikkat etmeli, arkadaşını iyi seçmeli ve bir iş sahibi olmalıdır.

25 görüntülenme

aşk olmayınca meşk olmaz

güçlü bir istek olmayınca hiçbir şey elde edilemez.

25 görüntülenme

aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır

bir işten yararlanmak isteyen gerekli araçları hazırlamalıdır.

25 görüntülenme

sinek küçüktür ama mide bulandırır

önemsiz, küçük gibi görünen bir şey kötü ve olumsuz bir izlenim yaratır.

25 görüntülenme

sokma akıl sekiz adım gider

hep başkalarının verdiği akılla hareket eden kimse, bir yere kadar başarılı olur, daha sonra ne yapacağını bilemez.

25 görüntülenme

dört göz bir evlat için

anne ve babanın bütün emek ve didinmesi evlat içindir.

25 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

bir iğne bir iplik olmak

iğne ipliğe dönmek.

92 görüntülenme

haber salmak (yollamak)

haber göndermek: 'Ben bu sevdadan vazgeçmez iken / Gizli gizli haber salıp durmasın' -Halk türküsü.

92 görüntülenme

karşılık vermek

1) küçük büyüğüne karşı gelmek; 2) cevap vermek, yanıt vermek: 'Haşarı oğlan bu ağzı bozuk kadına şöyle karşılık veriyordu.' -O. C. Kaygılı.

92 görüntülenme

koz vermek

imkân tanımak, elverişli durum sağlamak.

92 görüntülenme

tantana yapmak (etmek)

1) kuru gürültü çıkarmak; 2) gereksiz yere, boşu boşuna konuşmak.

92 görüntülenme

yer öpmek

esk. bir büyüğün önüne eğilmek.

92 görüntülenme

sübut bulmak

tanıtlanmak, ispat edilmek: Suç sübut buldu.

92 görüntülenme

fırça yemek

paylanmak.

92 görüntülenme

sabrı taşmak (tükenmek)

artık katlanamaz, dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak: 'Sabrı tükenmiş olanlardan birkaçı, birden söze başlamak istedilerse de reis izin vermedi.' -M. Ş. Esendal.

92 görüntülenme

haz vermek

hoşlanmasını sağlamak: 'Göze bu kadar samimi ve sıcak haz veren bir mahluk çok zamandır görmemiştim.' -H. E. Adıvar.

92 görüntülenme

içi geçmek

1) istemeden kısa bir süre uyuyuvermek: 'Hanife kadın hastalandı, şimdi o gelinceye kadar işlerini ben yapıyorum, çamaşır yıkadım da yorulmuşum, şöyle içim geçmiş.' -R. H. Karay. 2) bir işe yaramaz duruma gelmek: 'Islak duvarların, rüzgâr vurdukça çatırdayan çatıların altında insanların içi geçti.' -L. Tekin. 3) yaşlılıktan, güçsüzlükten isteksiz olmak, hiçbir şeye ilgi duymamak; 4) kavun, karpuz vb. yenmeyecek biçimde içi bozulmuş olmak.

92 görüntülenme

(bir işi) tatlıya bağlamak

kavgalı bir işi gönül hoşluğuyla bitirmek: 'Hayır kardeşim, istemez diye tatlıya bağladım.' -O. V. Kanık.

92 görüntülenme

hazırlıksız yakalanmak

ani gelişen bir olayla beklenmedik bir biçimde karşılaşmak: 'Hazırlıksız yakalandığım için bir an ne yanıt vereceğimi bilememiştim.' -A. Ümit.

92 görüntülenme

içli dışlı olmak

karşılıklı olarak candan ve içten davranmak, teklifsiz görüşmek: 'Toprakla insan hiçbir edebiyatta böylesine içli dışlı değildir.' -C. Meriç.

92 görüntülenme

(bir şey) elden gitmek

bir şeyi yitirmek, o şeyden yoksun kalmak: 'Kahramanlıktı yurdun meyve veren tek dalı / O da elden giderse nereye başvurmalı?' -F. N. Çamlıbel.

92 görüntülenme

durumdan ders çıkarmak

içinde bulunulan şartları değerlendirerek yanlış adım atmamak.

92 görüntülenme

yön vermek

yeni bir biçim, yeni bir düzen vermek: 'Ama unutmayalım ki tecessüslerimize yön veren ihtiyaçlarımızdır.' -C. Meriç.

92 görüntülenme

afura tafura gelmemek

1) çalım satmadan hoşlanmamak; 2) böyle bir davranışa karşı tepki göstermek.

92 görüntülenme

nabzını yoklamak

1) niyetini, düşüncesini, eğilimini anlamaya çalışmak: 'Milletin sesini işitmek, nabzını yoklamak, meselesini ve durumunu kaynakta öğrenmek istiyordu.' -T. Buğra. 2) düşünce, niyet ve eğilimi anlamak için ön araştırma yapmak.

92 görüntülenme

hem ziyaret hem ticaret

'biriyle görüşmeye giden kimsenin, bu gidişten yararlanarak başka bir işi de yapması durumunda söylenen bir söz' anlamında kullanılan bir söz.

92 görüntülenme

el etmek

1) bir kimseyi el işaretiyle çağırmak: 'Hemen ablasına bulunduğu yerden el etti.' -N. Cumalı. 2) uzaktan el sallamak.

92 görüntülenme

(bir işte) methali olmak

bir işe karışmış bulunmak, bir işte parmağı olmak.

92 görüntülenme

başının gözünün sadakası

başa gelecek bir belayı savmak veya önlemek için yapılan bağış, özveri: 'Bir herif çıksa da şunu başımdan alsa... Başım gözüm sadakası üç beş parça eşya, beş, on kuruş da para veririm.' -R. N. Güntekin.

92 görüntülenme

arif olan anlar (anlasın)

herkesin anlayacağı kadar açık söylenmeyen bir sözün gerçek anlamını kavrayanlar için söylenen bir söz.

92 görüntülenme

can atmak

şiddetle arzu etmek, çok istemek: 'O zaman herkes böyle bir tecride can atardı.' -K. Korcan.

92 görüntülenme

aldığı abdest ürküttüğü kurbağaya değmemek

sağladığı yarar, verdiği zararı karşılamamak.

92 görüntülenme

ağzı açık (bir karış açık) kalmak

çok şaşırmak, şaşakalmak: 'Başımı kaldırıp yukarı bakınca şaşkınlıktan ağzım açık kalıyor.' -A. Ümit.

92 görüntülenme

birbirine girmek

1) karışmak; 2) iplik vb. dolaşmak, çözülmeyecek duruma gelmek; 3) mec. kavga etmek, dövüşmek: 'Bunun için sabır, sükûnet, soğukkanlılık gerek hâlbuki biz birbirimize giriyoruz.' -H. R. Gürpınar.

92 görüntülenme

canı çekilmek

1) vücudun herhangi bir organının canlılığı azalır gibi olmak; 2) içi ezilmek.

92 görüntülenme

pes etmek

1) yenilgiyi kabul etmek, pes demek: 'Evliliği sırasında altı düşük daha yapacak sonunda pes edecekti.' -A. Kulin. 2) yenileceğini anlayıp sırtının yere gelmesini istemeyen pehlivan, yenildiğini kabul anlamına ya 'pes ediyorum' demek veya hasmının kispetine eliyle vurarak işaret vermek; 3) birinin aşırı kurnazlığı karşısında ancak bu kadar olur inancına varmak.

92 görüntülenme