En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ad koymak

adlandırmak.

32 görüntülenme

alacakla verecek (borç) ödenmez

bir yerden alacağınız parayla başka bir yere olan borcunuzu kapatamazsınız.

32 görüntülenme

adaylığını koymak

bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek: 'Bankacılardan birkaçının kurgularıyla belediye başkanlığına adaylığını koymuştu.' -M. Ş. Esendal.

32 görüntülenme

afura tafura gelmemek

1) çalım satmadan hoşlanmamak; 2) böyle bir davranışa karşı tepki göstermek.

32 görüntülenme

ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salar

yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur.

32 görüntülenme

ağalık (beylik) vermekle, yiğitlik vurmakla

sözü geçer bir adam olmak istersen herkese yardımda bulunacaksın, yiğit adam olmak için de savaşta da barışta da vurucu, kırıcı olacaksın.

32 görüntülenme

ağası güçlü olanın, kulu suçlu olur

kuvvetli kimselerin suçları yanındakilere yüklenir.

31 görüntülenme

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur

Sağlıklı düşünebilmek ve verimli çalışabilmek için önce bedenen sağlıklı olmak gerekir.

31 görüntülenme

gördün deli, savul geri!

dengesiz kimselerden uzak durmak gerekir.

31 görüntülenme

küheylan at, çul içinde de bellidir

cevherli insan, kılık kıyafeti düzgün olmasa da değerini yitirmez.

31 görüntülenme

kaçan balık büyük olur

elden kaçırılan fırsat gözde büyütülür.

31 görüntülenme

ağır ol!

1) 'ciddi, ağırbaşlı, soğukkanlı, sabırlı ol!' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'acele etme, yavaş ol!' anlamında kullanılan bir söz.

31 görüntülenme

âşığa Bağdat sorulmaz

bir şeye çok istekli olan kimse, o şeyi elde etmedeki zorlukları hiçe sayar.

31 görüntülenme

aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır

bir işten yararlanmak isteyen gerekli araçları hazırlamalıdır.

31 görüntülenme

sinek küçüktür ama mide bulandırır

önemsiz, küçük gibi görünen bir şey kötü ve olumsuz bir izlenim yaratır.

31 görüntülenme

borç yiğidin kamçısıdır

borç, kişiyi daha çok çalışmaya zorlar.

31 görüntülenme

ağız dil vermemek

konuşmamak, susmak.

31 görüntülenme

borçlunun duacısı alacaklısıdır

borçlunun ölmemesi ve para kazanması için en çok dua eden alacaklısıdır.

31 görüntülenme

ağız kullanmak

duruma, ortama göre söz söylemek: Ben nasıl ağız kullanıyorsam sen de o yolda konuş.

31 görüntülenme

ağızda dağılmak

genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.

31 görüntülenme

boyuma göre (boyumca) boy buldum, huyuma göre (huyumca) huy bulmadım

bir kimse, beden yapısı, zenginlik vb. konularda kendisine uyanı bulabilir ama huyu kendisine uyan bir kimseyi kolay kolay bulamaz.

31 görüntülenme

bozacının şahidi şıracı

aynı düşüncede ve aynı yapıda olan insanlar birbirlerini korurlar, kollarlar.

31 görüntülenme

ağzı burnu yerinde

oldukça güzel, yakışıklı.

31 görüntülenme

ağzı dili bağlanmak

herhangi bir sebeple konuşamaz olmak.

31 görüntülenme

yürük ata kamçı olmaz

işini ivedilik ve yeterlilikle yapan kişiyi sıkıştırmak gerekmez.

31 görüntülenme

ağzı süt kokmak

çok genç ve toy olmak: 'Yazmaya başladığım günden bu yana ağzı süt kokan bir yazar olmaktan korkmuşumdur.' -T. Uyar.

31 görüntülenme

canımı sokakta bulmadım

tehlikeye veya herhangi bir sıkıntıya katlanmaya niyetim yok.

31 görüntülenme

ağzına geleni söylemek

1) nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek; 2) gelişigüzel, saçma sapan konuşmak.

31 görüntülenme

el ile gelen düğün bayram

herkese birden gelen sıkıntı ve felakete katlanmak, yalnızca bir kişiye gelene katlanmaktan daha kolaydır.

31 görüntülenme

el mi yaman bey mi yaman? el yaman!

baştaki ne kadar güçlü görünürse görünsün, asıl güç halktadır.

31 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

uğur getirmek

iyilik, şans, talih, bereket getirmek: 'Emeti ile evlenmek, Satılmış'a uğur getirmişti.' -E. E. Talu.

119 görüntülenme

ölü gibi

1) hiç kımıldamadan: 'Arkadaşlarım ölü gibi uyuklarken, ben sabahlara kadar dans ediyordum.' -R. N. Güntekin. 2) kımıldamayan, hareketsiz.

119 görüntülenme

(birinin) kucağına oturmak

1) dizlerinin üstüne oturmak; 2) argo yaltaklanmak; 3) argo birinin amaçlarına alet olmak.

119 görüntülenme

fenalık etmek

kötülük etmek, kötülükte bulunmak: 'Bilmeyerek sütnineciğime ve kendime büyük bir fenalık etmiştim.' -R. N. Güntekin.

119 görüntülenme

(birini) avucunun içinde tutmak

ona istediğini yaptıracak güçte olmak.

119 görüntülenme

bir elle verdiğini öbür elle almak

yapar göründüğü bir iyiliği, sağladığı bir çıkarla ödetmek.

119 görüntülenme

gönlünü serin tutmak

sakin, soğukkanlı olmak, hemen heyecanlanmamak.

119 görüntülenme

(birini bir şeye) gark etmek

1) batırmak, boğmak; 2) mec. birine bir şeyi bol bol vermek: 'Bu hayrı ile milletimizi nura gark edeceğine herkes kani idi.' -Y. K. Beyatlı.

119 görüntülenme

bir iğne bir iplik olmak

iğne ipliğe dönmek.

119 görüntülenme

hayrete (hayretlere) düşmek

şaşakalmak, şaşırmak: 'Vaktiyle Göksel bile bu soğukkanlılığım karşısında hayrete düşmüştü.' -N. Hikmet.

119 görüntülenme

(birini) el üstünde tutmak

bir kimseye çok saygı ve sevgi göstermek: 'Ama azdır sanatçılara saygı gösterenler, onları el üstünde tutmak isteyenler.' -S. Birsel.

119 görüntülenme

kusur etmek

yanlışlık yapmak: 'Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?' -A. M. Dranas.

119 görüntülenme

sabahı sabah etmek

sabahın olmasını uyumadan sabırsızlıkla beklemek.

119 görüntülenme

sabrı taşmak (tükenmek)

artık katlanamaz, dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak: 'Sabrı tükenmiş olanlardan birkaçı, birden söze başlamak istedilerse de reis izin vermedi.' -M. Ş. Esendal.

119 görüntülenme

haz vermek

hoşlanmasını sağlamak: 'Göze bu kadar samimi ve sıcak haz veren bir mahluk çok zamandır görmemiştim.' -H. E. Adıvar.

119 görüntülenme

yeter ki

ancak, şu şartla: 'Yeter ki biri ona iyice bakmış, oturup onunla konuşmuş olsun!' -M. Ş. Esendal.

119 görüntülenme

(bir işin) ilerisine gitmek

bir işin sonuna kadar gitmek.

119 görüntülenme

yol gitmek

yolda ilerlemek.

119 görüntülenme

süt ineği gibi sağmak

birinden kendi çıkarı için daima aşırı ölçülerde yarar sağlamak için uğraşmak.

119 görüntülenme

hazırlıksız yakalanmak

ani gelişen bir olayla beklenmedik bir biçimde karşılaşmak: 'Hazırlıksız yakalandığım için bir an ne yanıt vereceğimi bilememiştim.' -A. Ümit.

119 görüntülenme

içli dışlı olmak

karşılıklı olarak candan ve içten davranmak, teklifsiz görüşmek: 'Toprakla insan hiçbir edebiyatta böylesine içli dışlı değildir.' -C. Meriç.

119 görüntülenme

(bir işin) alayında olmak

1) işi önem vermeyerek yapmak; 2) işi şaka konusu yapmak.

119 görüntülenme

(birini) koynuna almak

1) biriyle beraber yatmak; 2) biriyle sevişmek için yatmak.

119 görüntülenme

başını dik tutmak

onurunu korumak.

119 görüntülenme

durumdan ders çıkarmak

içinde bulunulan şartları değerlendirerek yanlış adım atmamak.

119 görüntülenme

yön vermek

yeni bir biçim, yeni bir düzen vermek: 'Ama unutmayalım ki tecessüslerimize yön veren ihtiyaçlarımızdır.' -C. Meriç.

119 görüntülenme

(birinin) şapkasını giymek (taşımak)

kendi kimliğinin veya düşüncelerinin dışında başka birinin kimliğini geçici olarak taşımak veya onun düşünceleriyle ortaya çıkmak.

119 görüntülenme

büyükle büyük, küçükle küçük olmak

her yaş ve durumdaki kişilere karşı dostça, arkadaşça davranmak.

119 görüntülenme

katır kuyruğu gibi kalmak

bir işte ilerlemeden kalmak.

119 görüntülenme

elleri (ellerin) dert görmesin

'ellerine sağlık' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü: 'Havluyu geri aldığı zaman, oh rahatladım, ellerin dert görmesin, dediği duyulurdu.' -N. Cumalı.

119 görüntülenme