En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

nam salmak

ününü her yana yaymak.

82 görüntülenme

çenesine vurmak

aşırı derecede konuşmak, gevezelik etmek.

82 görüntülenme

oruç açmak

vakit geldiğinde oruç bozmak, iftar etmek.

82 görüntülenme

gereği düşünülmek

bir sorunu sonuçlandırmak için tutulacak yolu kararlaştırmak.

82 görüntülenme

firar etmek

kaçmak.

82 görüntülenme

ezber etmek

ezberleyerek akılda tutmak.

82 görüntülenme

taşın altına elini koymak

elini taşın altına koymak.

82 görüntülenme

yüze vurmak

yüzüne vurmak: 'Fakat politikada kabahatleri yüze vurmak yoktu.' -N. Cumalı.

82 görüntülenme

ağırdan almak

1) bir işi gereken süre içinde bitirmemek, geciktirmek: 'Görüyorsunuz ki bu soyadı konusunda benim ağırdan alışım, bir tembellik değil.' -M. Ş. Esendal. 2) bir işi gönülsüz, isteksiz yapmak: 'Ama üstüme düşüldü mü bende bir gönül tokluğu, bir nazlanma, bir ağırdan alış.' -H. Taner.

82 görüntülenme

erkân göstermek

yolunu yordamını öğretmek: 'Bize yol aç, erkân göster; yollar aç bize de, biz de adam sırasına girelim.' -K. Korcan.

82 görüntülenme

fiş açmak

bir işle ilgili konuda gereken bilgileri fiş üzerine yazmaya başlamak, fişlemek.

82 görüntülenme

kaleme (kaleme kâğıda) sarılmak

hemen yazmaya başlamak: 'Hemen kaleme sarıldı. Bir hafta her gece çalışmak suretiyle hikâyesini bitirdi.' -H. E. Adıvar.

82 görüntülenme

Ermeni gelini gibi kırıtmak

ağır veya yavaş hareket etmek: 'O kuruntularımız, o tafralarımız, o Ermeni gelini gibi kırıtmalarımız pek boşuna demektir.' -S. Birsel.

82 görüntülenme

fit olmak

argo ödeşmek, razı olmak: 'Kilosunun fiyatına bir fakir ailenin bir hafta fit olduğu çilekler ne çirkin şeylerdir.' -S. F. Abasıyanık.

82 görüntülenme

vites büyütmek

1) aracın hızını artırmak için daha yüksek vitese geçmek; 2) mec. işleri hızlandırmak.

82 görüntülenme

fitne fesat çıkarmak

1) ara bozucu söz söylemek; 2) ara bozucu davranışta bulunmak.

82 görüntülenme

gönlü düşmek

âşık olmak: 'Çaydan üç güvercin uçtu / Benim gönlüm sana düştü' -Halk türküsü.

82 görüntülenme

(birini veya bir şeyi) tepe tepe kullanmak

sağlamlığına güvenilen şeyleri yıpranacağını düşünmeden, esirgemeden, sakınmadan hoyratça kullanmak.

82 görüntülenme

yüze gelmek

çekinmemek: 'Ne ben yüze gelip sorabiliyordum ne de o cesaret edip anlatabiliyordu.' -A. Ümit.

82 görüntülenme

baştan aşmak

pek çok olmak, pek çoğalmak.

82 görüntülenme

işleme koymak

bir işin gerçekleşmesi için gerekli olan işlemleri başlatmak: 'Hasta ile ofis dışı ilişki kurduğunu duyarsam şikâyet dilekçemi işleme koyacağım.' -A. Kulin.

82 görüntülenme

kilit kürek olmak

bir yeri korumak, o yerin güvenilir, sağlam adamı olmak: '... evime kilit kürek ol diye onun sırtını okşar.' -R. N. Güntekin.

82 görüntülenme

(birini) zıvanadan çıkarmak

sinirlendirmek, öfkelendirmek: 'Herhangi bir hastada aldığı tedbirlere rağmen beklediği sonucun doğmaması onu zıvanadan çıkarırdı.' -A. İlhan.

82 görüntülenme

can çekişmek

1) ölmek üzere bulunmak: 'Bir uzun can çekişme bunun her anı bence / İçimi sızlatan şey ölüm değil işkence' -F. N. Çamlıbel. 2) sona ermek, tükenmek, bitmek: 'Yazdığım satırlara bakarsanız manevi varlığımın can çekiştiğini görürsünüz.' -H. E. Adıvar.

82 görüntülenme

işler arapsaçına dönmek

işler çok karmaşık bir hâl almak: 'İşler arapsaçına döner ve doğacak arbedeleri de önlemenin çaresi bulunmaz.' -K. Korcan.

82 görüntülenme

kaymak bağlamak (tutmak)

sütün veya bir sıvının üzerinde kaymak oluşmak, kaymaklanmak.

82 görüntülenme

(bir şeyin, bir kimsenin) üstüne üstüne gitmek

çekinmeden sonucu tehlikeli olabilecek bir şeyle uğraşmak, yılmamak.

82 görüntülenme

haleldar etmek

bozmak, sarsmak: 'Haysiyetli bir şahsiyetin şeref hakkı haleldar edilemez.' -M. C. Anday.

82 görüntülenme

ihtilafa düşmek

anlaşamamak, bozuşmak, uyuşamamak.

82 görüntülenme

kalıbını basmak

bir şeyi güvenle doğrulamak: 'Aklı yerinde ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım.' -S. F. Abasıyanık.

82 görüntülenme