En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(bir şeyin) rezili çıkmak

çok eskimek, bozulmak, parçalanmak: 'Şu gömleğe bak, rezili çıkmış!' -Ç. Altan.

107 görüntülenme

(birini) çileden çıkarmak

çok kızdırmak: 'Karşı taraftan konuşanın kolağası Mustafa Kemal oluşu hepsini çileden çıkarır.' -F. R. Atay.

107 görüntülenme

(iş) ortada olmak

yapması gereken kişi belli olmamak.

107 görüntülenme

çark etmek

1) bir doğrultuda giden kimse, şey sağa veya sola doğru yön değiştirmek: 'Küçük hizmetçi masanın öbür ucundan yarım sağa çark ederek elektrik düğmesine doğru döndü.' -S. F. Abasıyanık. 2) geri dönmek; 3) mec. savunduğu düşünceden vazgeçmek.

107 görüntülenme

(birini) gönülden çıkarmamak

sevilen kimseyi unutmamak.

107 görüntülenme

(bir şeyin) yüzü açılmak

güzelliği, parlaklığı ortaya çıkmak.

107 görüntülenme

yazlığa çıkmak

yazı geçirecek bir yere gitmek: 'Bu sene yazlığa çıkmışlar, Boyacıköyü'ndeki yeni yalıya taşınmışlar.' -S. M. Alus.

107 görüntülenme

affa uğramak

bağışlanmak.

107 görüntülenme

(birini) karşısına almak

birinin düşünce ve tutumuna katılmadığını belli etmek.

107 görüntülenme

tas gibi

1) saçsız, dazlak; 2) çok düz, açık.

107 görüntülenme

(bir şey) çok gelmek

1) gereğinden fazla olmak: 'Mahkeme masrafı çok geldiği için bu isteklerini gerçekleştiremediler.' -Ü. Dökmen. 2) çekilmez ve katlanılmaz olmak.

107 görüntülenme

(birinin) suçundan geçmek

suçunu bağışlamak.

107 görüntülenme

(işi) tavına getirmek

işi en uygun duruma getirmek.

107 görüntülenme

Agop'un kazı gibi bakmak

aptal aptal bakmak.

107 görüntülenme

(bir işin) yolunu yapmak

bir işin istediği gibi olması için uygun zemin hazırlamak.

107 görüntülenme

(birinin) üstüne yıkmak

1) kendisinin de sorumlu olduğu bir işin ağırlığını başkalarına yüklemek: 'Tek tük torunlar doğmaya, yetişmeye başlamış, kendi havalarında olan genç babalar, cahil anneler bu çocukların bütün yükünü onunla karısının üstüne yıkmışlar.' -R. N. Güntekin. 2) kendi suçunu başkasına yüklemek.

107 görüntülenme

(her şeye) baş sallamak

karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek.

107 görüntülenme

(birini veya bir şeyi) gözü kesmek

bir işi yapabilme konusunda kendisine veya başkalarına güvenmek: 'Şimdi Murat dağlarında eğlenirim, beni bulmak istersen adamlarının da gözü keserse oraya yolla.' -T. Buğra.

107 görüntülenme

(birinin veya bir şeyin) kurbanı olmak

uğruna ızdırap veya büyük üzüntü, sıkıntı çekmek, zarara girmek, ölmek: 'Üçümüzün müşterek kurbanı olduğumuz acı bir devir, bahçenin tatlı havasını ağırlaştırmıştı.' -H. E. Adıvar.

107 görüntülenme

(bir yerden) kendini dar atmak

güçlükle ve ivedi olarak bir yere sığınmak, kaçmak: 'Zavallı ihtiyarlar, sabah oldu mu bir yangından kaçar gibi kendilerini evden dar atıyorlar, gece yarısına kadar kahvede oturuyorlar, kavga ediyorlar, uyukluyorlardı.' -R. N. Güntekin.

107 görüntülenme

(birinin veya bir şeyin) tırnağına değmemek

değerce ondan çok aşağı olmak.

107 görüntülenme

(herhangi bir şeye) varıncaya kadar

ne varsa her şeyini: Renkli televizyona varıncaya kadar ne varsa aldı.

107 görüntülenme

(birinin veya bir şeyin) yüzünü unutmak

uzun süre görmemek, varlığına hasret kalmak: 'İnsanlar Tanrı rahmeti olan yağmurun yüzünü çoktan unutmuşlardı.' -N. Araz.

107 görüntülenme

(bir şeyi) söz etmek

o şeyin dedikodusunu yapmak.

107 görüntülenme

(bir şeyi) zimmetine geçirmek

emanet edilmiş para veya eşyayı kendine mal etmek.

107 görüntülenme

ağız etmek

yaranmak için kibar konuşmaya çalışmak: 'Kolonya dökmekten, şeker tutmaktan iyi gözükeceğim diye ağız etmekten yoruldu.' -L. Tekin.

107 görüntülenme

ağız kalabalığına getirmek

1) birini gereksiz sözlerle şaşırtmak; 2) ilgisiz sözler söyleyerek asıl konudan uzaklaştırmak.

107 görüntülenme

dünya bir araya gelse

1) 'dünyadaki bütün insanlar engel olmaya kalksa bile' anlamında kullanılan bir söz: '... bütün dünya bir araya gelse fikrimi değiştiremez.' -Ö. Seyfettin. 2) 'dünyadaki bütün insanlar bir araya toplansa bile' anlamında kullanılan bir söz.

107 görüntülenme

oyun kurmak

sp. 1) bir yarışmayı kazanmak için belirli bir taktik uygulamak; 2) mec. hile yapmak.

107 görüntülenme

ağızda dağılmak

genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.

107 görüntülenme