En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

gönlü düşmek

âşık olmak: 'Çaydan üç güvercin uçtu / Benim gönlüm sana düştü' -Halk türküsü.

82 görüntülenme

(birini veya bir şeyi) tepe tepe kullanmak

sağlamlığına güvenilen şeyleri yıpranacağını düşünmeden, esirgemeden, sakınmadan hoyratça kullanmak.

82 görüntülenme

yüze gelmek

çekinmemek: 'Ne ben yüze gelip sorabiliyordum ne de o cesaret edip anlatabiliyordu.' -A. Ümit.

82 görüntülenme

baştan aşmak

pek çok olmak, pek çoğalmak.

82 görüntülenme

işleme koymak

bir işin gerçekleşmesi için gerekli olan işlemleri başlatmak: 'Hasta ile ofis dışı ilişki kurduğunu duyarsam şikâyet dilekçemi işleme koyacağım.' -A. Kulin.

82 görüntülenme

kilit kürek olmak

bir yeri korumak, o yerin güvenilir, sağlam adamı olmak: '... evime kilit kürek ol diye onun sırtını okşar.' -R. N. Güntekin.

82 görüntülenme

(birini) zıvanadan çıkarmak

sinirlendirmek, öfkelendirmek: 'Herhangi bir hastada aldığı tedbirlere rağmen beklediği sonucun doğmaması onu zıvanadan çıkarırdı.' -A. İlhan.

82 görüntülenme

can çekişmek

1) ölmek üzere bulunmak: 'Bir uzun can çekişme bunun her anı bence / İçimi sızlatan şey ölüm değil işkence' -F. N. Çamlıbel. 2) sona ermek, tükenmek, bitmek: 'Yazdığım satırlara bakarsanız manevi varlığımın can çekiştiğini görürsünüz.' -H. E. Adıvar.

82 görüntülenme

işler arapsaçına dönmek

işler çok karmaşık bir hâl almak: 'İşler arapsaçına döner ve doğacak arbedeleri de önlemenin çaresi bulunmaz.' -K. Korcan.

82 görüntülenme

kaymak bağlamak (tutmak)

sütün veya bir sıvının üzerinde kaymak oluşmak, kaymaklanmak.

82 görüntülenme

(bir şeyin, bir kimsenin) üstüne üstüne gitmek

çekinmeden sonucu tehlikeli olabilecek bir şeyle uğraşmak, yılmamak.

82 görüntülenme

haleldar etmek

bozmak, sarsmak: 'Haysiyetli bir şahsiyetin şeref hakkı haleldar edilemez.' -M. C. Anday.

82 görüntülenme

ihtilafa düşmek

anlaşamamak, bozuşmak, uyuşamamak.

82 görüntülenme

silaha davranmak

kullanmak için silahına el atmak.

82 görüntülenme

can derdinde olmak

zor bir durumdan kurtulmaya çalışmak: 'Herkes can derdinde, ben de Şahin'in ardına düşmüşüm.' -Y. K. Beyatlı.

82 görüntülenme

tuzla buz etmek

cam türünden şeyleri onarılmayacak biçimde kırmak, paramparça etmek: 'Kaldırdığı gibi pekmez çömleğini vurmuş yere, tuz buz etmiş.' -R. Ilgaz.

82 görüntülenme

esir yatmak

savaşta düşman eline düşüp uzun süre tutsak kalmak, esarette kalmak.

82 görüntülenme

küf bağlamak (tutmak)

1) küflenmek; 2) mec. unutulmak; 3) mec. bitmek, kalmamak: 'İsteksiz isteksiz oluyorsun tıraşı, bir küf bağlamışsa bütün heyecanların.' -Ç. Altan.

82 görüntülenme

yolunu beklemek (gözlemek)

gelmesini beklemek: 'Ben merak ederdim, gece yarılarına kadar yolunu beklerdim.' -M. Ş. Esendal.

82 görüntülenme

(birinin) yuvasını yapmak

tkz. birine gereken ceza veya cevabı vermek, hakkından gelmek: 'Hiç canını sıkma, dedi, ben şimdi onun yuvasını yaparım!' -O. Kemal.

82 görüntülenme

can kaygısına düşmek

her şeyden vazgeçip sadece kendi hayatını koruma veya kurtarma çabasında olmak.

82 görüntülenme

küfelik olmak

çok sarhoş olmak.

82 görüntülenme

küfür savurmak

küfretmek: 'Onlara ağza alınmaz birkaç küfür savurdu.' -O. C. Kaygılı.

82 görüntülenme

(bir şeyin) pençesine düşmek

yakalanmak: 'Karaborsa davalarında ise bunların nüfuzları sıfırdan aşağıdır çünkü bu hususta birçoğu Millî Korunma'nın pençesine düşmeye namzettir.' -H. E. Adıvar.

82 görüntülenme

deveye hendek atlatmak

birine yapılması çok zor, hemen hemen imkânsız olan işleri yaptırabilmek: 'Görülüyor ki insanlara bir şeyi anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür.' -S. Birsel.

82 görüntülenme

eziyet etmek

zahmet ve sıkıntı vermek, canını yakmak: 'Annesine eziyet ettiğine inandığı babasından fazla bahsetmek istemediğini sezdim.' -A. Kabaklı.

82 görüntülenme

(bir yeri) curcunaya çevirmek (döndürmek veya vermek)

ortalığı karışık, gürültülü duruma sokmak.

82 görüntülenme

(birinin) yüzüne karşı

bir kimsenin kendi önünde ve ondan çekinmeden: Yüzüne karşı da söylerim.

82 görüntülenme

can vermek

1) ölmek: 'Göçük altında can vermiş kaç insan görmüştü bugüne kadar?' -A. Kulin. 2) ruha güç vermek: Bu sözleriniz bana can verdi. 3) canlanmasına yol açmak: 'Bahar toprağa gene can verdi.' -F. R. Atay. 4) bir şeyi çok istemek.

82 görüntülenme

eski hayratı da berbat etmek

bir işi daha iyi bir duruma sokmaya çalışırken büsbütün bozmak.

82 görüntülenme