En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ağız kullanmak

duruma, ortama göre söz söylemek: Ben nasıl ağız kullanıyorsam sen de o yolda konuş.

25 görüntülenme

kardeş kardeşin ne öldüğünü ister, ne onduğunu

kardeş, kardeşe zarar gelmesini istemez ama onun kendisinden üstün durumda olmasını da kıskanır.

25 görüntülenme

boşa kodum dolmadı, doluya kodum almadı

içinden çıkılmayan güç bir durum karşısında söylenen bir söz.

25 görüntülenme

dünya tükenir, yalan tükenmez

dünyada çok sayıda yalancı vardır, bunları huylarından vazgeçirmek de imkânsızdır.

25 görüntülenme

düş uykudan sonra olur (gelir)

bir işin temeli gerçekleşmedikçe ayrıntılarına sıra gelmez.

25 görüntülenme

düşmez kalkmaz bir Allah

insanların talihsizliklere uğraması olağandır.

25 görüntülenme

ağzı burnu yerinde

oldukça güzel, yakışıklı.

25 görüntülenme

şaşı, çakır demektense kör de, kurtul

üstü kapalı laflar etme, açık konuş, ne diyeceksen de.

25 görüntülenme

avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar

öyle kadınlar vardır ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirir; öyle kadınlar da vardır ki ailenin düzenini, mutluluğunu bozarlar.

25 görüntülenme

ay aydın, hesap belli

anlaşılmayacak bir şey yok, hesap ortada, açık.

25 görüntülenme

el elin aynasıdır

kişi kendi özelliklerini zaman zaman yabancıdan öğrenir.

25 görüntülenme

her dağın derdi kendine göre

herkesin kendi durumuna bağlı olarak sorunları vardır.

25 görüntülenme

el eliyle yılan tutan, yarısını yalan tutar

kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.

25 görüntülenme

el ile gelen düğün bayram

herkese birden gelen sıkıntı ve felakete katlanmak, yalnızca bir kişiye gelene katlanmaktan daha kolaydır.

25 görüntülenme

el mi yaman bey mi yaman? el yaman!

baştaki ne kadar güçlü görünürse görünsün, asıl güç halktadır.

25 görüntülenme

açıklar livası olmak

alay işsiz ve kazançsız kalmak.

25 görüntülenme

açıkta kalmak (olmak)

1) iş ve görev bulamamak; 2) yersiz yurtsuz kalmak; 3) birkaç kişinin birlikte eriştiği bir iyilikten yararlanamamak.

25 görüntülenme

ağzından bal damlamak (akmak)

çok tatlı konuşmak: 'Öyle zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın.' -A. İlhan.

25 görüntülenme

açıktan almak

1) den. açıktan geçmek; 2) mec. bir tehlikenin uzağından geçmek.

25 görüntülenme

çobansız koyunu kurt kapar

yöneticisi, koruyucusu olmayan kişiyi ve topluluğu düşman ezer.

25 görüntülenme

al aslan tutar, güç sıçan tutmaz

bir kimse zekâsını kullanarak kendisinden güçlü olan yaratığı yenebilir ancak gücünü kullanarak kendisinden daha güçsüz ama zeki olan bir yaratığın üstesinden gelemez.

25 görüntülenme

edebi edepsizden öğren

edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursun.

25 görüntülenme

al elmaya taş atan çok olur

değerli kimselere sataşan çok olur.

25 görüntülenme

hıyar akçesiyle alınan eşeğin ölümü sudan olur

çok ucuza alınan mal, çürük, işe yaramaz çıkar.

25 görüntülenme

al ile aslan tutulur, güç ile sıçan (gücüğen) tutulmaz

bir kimse zekâsını kullanarak kendisinden güçlü olan yaratığı yenebilir ancak gücünü kullanarak kendisinden daha güçsüz ama zeki olan bir yaratığın üstesinden gelemez.

25 görüntülenme

ağzını koklamak

niyetini ve durumunu öğrenmek istemek.

25 görüntülenme

al malın iyisini, çekme kaygısını

malın iyisini alan, onu tasasız kullanır.

25 görüntülenme

ağzının tadını bilmek

1) güzel yemeklerden anlamak; 2) her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak: 'Demek sen artık ağzının tadını bilmiyorsun! Demek senin hiçbir zevkin kalmamış!' -A. Ş. Hisar.

25 görüntülenme

eski çamlar bardak oldu

devir değişti, eski tutumların değeri kalmadı.

25 görüntülenme

adam değilim

'herhangi bir durumun gerçekleşmemesi durumunda, kendisinin insan sayılamayacağı' anlamında kullanılan bir söz.

25 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

zabıt tutmak

tutanak düzenlemek: 'Şimdi bir zabıt daha tutsam görev başında memura hakaretten, sülaleni yakarım senin.' -Ç. Altan.

92 görüntülenme

(bir şey birinin) zihnini bulandırmak

kuşkuya düşürmek.

92 görüntülenme

(birine) işi düşmek

birinin yardımına gereksinim duymak: 'Ara sıra işim düşerek kalem odasına girdikçe ona nazik ve kibar bir arkadaş muamelesi ediyordum.' -R. N. Güntekin.

92 görüntülenme

projeksiyon tutmak

bir konuyu aydınlatmak, açıklığa kavuşturmak.

92 görüntülenme

kesenize bereket

maddi katkısı görülen bir kimseye 'çok kazan, kazancın bol olsun' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

92 görüntülenme

altın leğene kan kusmak

varlık içinde hastalık veya sıkıntı çekerek yaşamak.

92 görüntülenme

(bir şeye) haciz koymak

borçlunun malına el koymak: 'Ya parayı verirsiniz ya da haciz korum.' -B. Felek.

91 görüntülenme

inan olsun

'bana inanınız' anlamında kullanılan bir söz: İnan olsun, ben bunu biliyordum.

91 görüntülenme

(bir şeye, kimseye) yazık etmek

boş yere zarar vermek: Kumaşa yazık etti. Çocuğa yazık ettiniz.

91 görüntülenme

saymakla bitmemek (tükenmemek)

pek çok olmak.

91 görüntülenme

daldan dala konmak

sık sık iş, konu veya düşünce değiştirmek: 'Çalı kuşu gibi daldan dala konan kararsız bir çocuktu.' -H. R. Gürpınar.

91 görüntülenme

kafa (kafasını) şişirmek

gürültü veya gevezelikle bir kimseyi tedirgin etmek: 'Kafamızı şişirmeyi sürdürecekti ki, cep telefonum çalmaya başladı.' -A. Ümit.

91 görüntülenme

(birine) hak vermek

birinin düşüncesini, davasını, iddiasını doğru bulmak: 'Annem de ağzının içinde sessizce söylenmeye koyulduğunda ona da hak vermiyordum.' -A. Kutlu.

91 görüntülenme

(birinin) gırtlağına sarılmak

peşini bırakmamak, musallat olmak: 'Şimdiye kadar bana iki paralık faydan dokundu mu ki her gün alacaklı gibi gırtlağıma sarılıyorsun!' -R. N. Güntekin.

91 görüntülenme

çöpe gitmek

yapılan iş boşa gitmek.

91 görüntülenme

dişinden tırnağından artırmak

yiyecek giderlerini kısarak para biriktirmek: 'Susuz Yaz adlı öykü kitabımı, oyunlarımı hep böyle dişimden tırnağımdan artırarak bastırdım.' -N. Cumalı.

91 görüntülenme

altüst etmek

1) alt yüzünü üst yüzüne getirmek; 2) çok karışık duruma getirmek, düzenini bozmak: 'Ama tutkunluklarımız yapraklara benzer, en hafif bir rüzgâr altüst edebilir onları.' -C. Meriç. 3) yıkmak, harap etmek: Deprem köyü altüst etti. 4) huzursuz etmek, rahatsızlık vermek: 'Kalbini altüst eden yeni durumu orada öğrendi.' -H. E. Adıvar.

91 görüntülenme

fark etmek

1) görmek, seçmek: 'Boğaz'ın sisle kaplı olduğunu ancak ön güvertede bir yer bulup oturunca fark etmişti.' -A. İlhan. 2) anlamak, sezmek: 'Öç almanın fırsatını yakalamış gibi konuştuğunu fark etti.' -T. Buğra. 3) değişmek, başkalaşmak; 4) ayırt etmek: 'Konuşma kesilmiyor, şimdi yabancı sesleri daha iyi fark etmekteyim.' -R. H. Karay.

91 görüntülenme

diz çökmek

1) dizlerini yere koyarak oturmak: 'Beni dinleyin deyip hemen önümüze diz çöktü.' -S. M. Alus. 2) dize gelmek.

91 görüntülenme

önde gelmek

önemli durumda olmak.

91 görüntülenme

karagöz oynatmak

komik bir durum yaratmak.

91 görüntülenme

bin can ile

çok isteyerek, gönülden.

91 görüntülenme

akıl danışmak

bir konuda birinin görüşünü sormak: 'O cinayeti işlemeden evvel gelip bize akıl mı danıştın?' -P. Safa.

91 görüntülenme

tadını almak

bir şeyin güzelliğini bilir olmak, zevkine varmak.

91 görüntülenme

gibi olmak

bir duruma, bir duyguya yaklaşmak: 'Sorum üzerine biraz çekinir gibi oluyor.' -A. Ümit.

91 görüntülenme

binbir ayak bir ayak üstüne

'herkesin ayakta olduğu kalabalık' anlamında kullanılan bir söz.

91 görüntülenme

boş ol (olsun)

esk. erkeğin karısını boşamak için söylediği söz: 'Boş ol deyince karılarının pılı pırtı toplayıp gitmesini hayalliyorlar.' -C. Uçuk.

91 görüntülenme

papaz uçurmak

argo içkili eğlence düzenlemek: 'Bu gece beş, on para çıkarırsan izinli gecemde papaz uçururuz.' -K. Tahir.

91 görüntülenme

açığını kapamak (kapatmak)

1) eksiğinin veya küçük düşürücü durumunun anlaşılmamasını sağlamak; 2) eksiğini tamamlamak.

91 görüntülenme

(bir şeyi) hesaptan düşmek

hesaptan, borçtan, alacaktan indirmek, çıkarmak.

91 görüntülenme