En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

tas gibi

1) saçsız, dazlak; 2) çok düz, açık.

81 görüntülenme

yürek soğutmak

sevmediği birinin bir felakete uğramasına sevinmek: 'Seyrimize çıktınız değil mi? Yürek soğutuyorsunuz değil mi? Allah sizi bizden besbeter etsin inşallah!' -O. Kemal.

81 görüntülenme

aklının terazisi bozulmak

akıllıca olmayan davranışlarda bulunacak bir duruma düşmek.

81 görüntülenme

göz göz olmak

üzerinde birçok göz, delik oluşmak veya bulunmak: 'Yeter oldu bu sitemler yetişir / Göz göz oldu kara bağrım tutuşur' -Halk türküsü.

81 görüntülenme

pay vermek

1) hisse vermek, bölüşmede bulunan parçalardan ayırmak: 'Batı, beynini sömürdüğü insanlara kendi uyruklarına sağladığı konfordan pay verip gönül alır.' -H. Taner. 2) mec. küçük büyüğe karşılık vermek, saygısızca davranmak: 'Bunlar analarına, babalarına pay vermişler de böyle taş kesilmişler.' -S. M. Alus.

81 görüntülenme

ortalık düzelmek

toplum içindeki karışıklık yok olmak, tedirginlik kalmamak, maddi durum düzelmek: 'Ben de ödünç para bulsam hiç düşünmeden alırım. Ortalık elbet düzelir, öderim.' -M. Ş. Esendal.

81 görüntülenme

yürüyüş düzenlemek

bir olayı protesto etmek veya bir konuya dikkat çekmek amacıyla toplu yürüyüş tertip etmek: 'Toplantı ve gösteri yürüyüşünü düzenleme hakkını kullanmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanununda gösterilir.' -Anayasa.

81 görüntülenme

yediği önünde, yemediği ardında

bolluk, refah içinde yaşayanlar için kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

çehre almak

tavır takınmak: 'Benimle yalnız kalınca yine bir nöbet ağlayıp sızlayacaklarını hissettiğim için çatkın bir çehre almıştım.' -R. N. Güntekin.

81 görüntülenme

mart kedisi gibi

çapkın ve azgın olan.

81 görüntülenme

sırası düşmek

uygun zamanı gelmek.

81 görüntülenme

akrep gibi

her fırsatta sözleriyle başkalarını inciten veya onlara kötülük eden.

81 görüntülenme

kalbini burmak

üzmek, sıkıntı vermek: 'Hikâyenin burası kalbimi burdu.' -H. E. Adıvar.

81 görüntülenme

kurum satmak

böbürlenmek, büyüklenmek: 'Senin kıratında bir tane daha bulsun da kurumunu ona satsın.' -S. M. Alus.

81 görüntülenme

kıvanç duymak

1) övünmek; 2) sevinmek, mutlu olmak.

81 görüntülenme

ortalık yatışmak

toplum içindeki düzensizlik ve kargaşa sona erip düzenli yaşayış yeniden başlamak.

81 görüntülenme

taş atıp kolu yorulmamak

bir kazancı hiç yorulmadan sağlamak: 'Taş atıp kolunuz yorulmadan üstüne konduğunuz paranın nasıl kazanıldığını bir yazarsak görürsünüz.' -H. E. Adıvar.

81 görüntülenme

sırasına göre

durumun gerektirdiği gibi.

81 görüntülenme

yekvücut olmak

birleşmek, tek bir yürek olmak.

81 görüntülenme

afyon çekmek

keyif için afyon yutmak.

81 görüntülenme

kalbur gibi

delikleri olan, delik deşik.

81 görüntülenme

yüz bulmak

ilgi ve yakınlık görmek: 'Akça pakça bir hanım gördü mü biraz da yüz buldu mu hemen bohçacı madamlardan birini evine gönderir, pırlanta gerdanlık vadedermiş.' -S. M. Alus.

81 görüntülenme

emrivaki yapmak

oldu bittiye getirmek.

81 görüntülenme

iflah olmamak

1) onmamak, düzelmemek: 'Dal çürük çıktı mı otuz metreden düşen iflah olmuyor artık.' -H. Taner. 2) doğru davranışta bulunmamak.

81 görüntülenme

masal okumak (anlatmak)

inandırıcı olmayan, oyalayıcı sözlerle kandırmaya çalışmak.

81 görüntülenme

eksik gelmek

yetişmemek, yetmemek.

81 görüntülenme

duvağına doymamak

yeni gelinken ölmek veya kocasından ayrılmak.

81 görüntülenme

iflahı kesilmek

çaresiz kalmak: 'Benim dört çeşit insan karşısında iflahım kesilir.' -H. Taner.

81 görüntülenme

yem dökmek (koymak)

1) avlanılacak hayvanları bir yere çekmek için yiyecek dökmek; 2) mec. aldatabilmek için inanç verici davranışta bulunmak.

81 görüntülenme

hem nalına hem mıhına (vurmak)

karşıt olan iki yanı desteklemek: 'Demokrasi ve adalet konusunda, hem nalına hem mıhına, bir başyazı düşünmüştü.' -A. İlhan.

81 görüntülenme