En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

yem dökmek (koymak)

1) avlanılacak hayvanları bir yere çekmek için yiyecek dökmek; 2) mec. aldatabilmek için inanç verici davranışta bulunmak.

81 görüntülenme

hem nalına hem mıhına (vurmak)

karşıt olan iki yanı desteklemek: 'Demokrasi ve adalet konusunda, hem nalına hem mıhına, bir başyazı düşünmüştü.' -A. İlhan.

81 görüntülenme

endazeyi şaşırmak

ne yapacağına karar verememek, eli ayağı dolaşmak: 'Biri bu konuda damarına basınca endazeyi şaşırıyor, kendine hükmedemiyordu.' -N. Araz.

81 görüntülenme

kuş kafesi gibi

ufak ve güzel (yapı).

81 görüntülenme

hemhâl olmak

bütünleşmek, birliktelik özelliği göstermek: 'Çiçeklerle hemhâl olmuş, güya yumuşayarak çadırlar gibi yamru yumru kalmış duvarlar.' -A. Ş. Hisar.

81 görüntülenme

pencere açmak

görüş açısı kazandırmak: 'Bir insana bir şey öğrettiğiniz, ona yeni bir pencere açtığınız zamanki o parlayan bakışlar var ya, hocanın en büyük mükâfatı budur.' -H. Taner.

81 görüntülenme

(bir işte) aktif rol oynamak

etkili olmak.

81 görüntülenme

(bir yer) pazar yerine dönmek

kalabalıklaşmak.

81 görüntülenme

(birini) patentinin altına almak

egemenliği altına almak.

81 görüntülenme

sadık kalmak

birine, bir şeye bağlılığını sürdürmek, bağlı kalmak.

81 görüntülenme

(bir yer) zindan kesilmek

1) çok karanlık duruma gelmek; 2) çok sıkıcı ve içinde yaşanmaz duruma gelmek: 'Lakin bir gün öyle bir şey olmuştu ki Özbekiye Bahçesi gözümde âdeta zindan kesildiydi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

81 görüntülenme

kaldırım çiğnemek

şehirde yaşayarak görgüsü artmak.

81 görüntülenme

duyulur duyulmaz

1) çok alçak ancak işitilebilen (ses); 2) haber öğrenilir öğrenilmez.

81 görüntülenme

işin fenası

işin kötüsü.

81 görüntülenme

şaka kaldırmak

şakaya dayanmak, katlanmak: 'Bizim oralılar şakacıdırlar, şaka kaldırırlar.' -M. Ş. Esendal.

81 görüntülenme

taş yağar kıyamet koparken

telaşlı ve tehlikeli zamanları anlatan bir söz.

81 görüntülenme

tosun gibi

tıknazca ve gürbüz.

81 görüntülenme

ele gelmek

1) tutulabilmek; 2) bebek kucağa alınacak kadar büyümüş olmak.

81 görüntülenme

caka yapmak

gösterişli davranmak, fiyakalı durumda olmak: 'Baktım ki caka yapıyor, vesikayı el âleme göstere göstere eviriyor, çeviriyor.' -P. Safa.

81 görüntülenme

kız kaçırmak

bir kızı kendinin veya ailesinin rızası olmadan alıp götürmek.

81 görüntülenme

derisine sığmaz

çok kibirli.

81 görüntülenme

turşu olmak

1) yiyecek bozulmak, ekşimek; 2) mec. güçsüzleşmek, bitkinleşmek.

81 görüntülenme

(bir şeye) elini sürmemek

1) eliyle dokunmamak; 2) mec. hiç karışmamak, bir şey yapmamak: 'O gün akşamı böyle ettik, kimse elini işe sürmedi.' -M. İzgü. 3) mec. bir işi kendine yakıştırmayarak tenezzül etmemek; 4) mec. ilgi göstermemek.

81 görüntülenme

al giymedim ki alınayım

'bu işle hiçbir ilgim olmadığı için söylenen sözleri kendi üzerime almadım' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

(bir yerde) hazır bulunmak (olmak)

1) bir yerde var olmak, kendi bulunmak; 2) bir şeyi hemen yapabilecek durumda olmak.

81 görüntülenme

(birinin) üstüne yıkılmak

yamanmak: 'Kız belli ki seni gözüne kestirmiş. Üstüne yıkılmak istiyor.' -E. İ. Benice.

81 görüntülenme

fincancı katırlarını ürkütmek

zararı dokunabilecek bir kimsenin hoşuna gitmeyen bir davranışta bulunmak.

81 görüntülenme

kızana gelmek

dişi kedi ve köpek erkek istemek.

81 görüntülenme

vur abalıya

bütün özverinin yumuşak huylu kişiye yüklenmesi, sessiz, güçsüz kişinin hırpalanması, hakkının çiğnenmesi durumunda söylenen bir söz.

81 görüntülenme

safra atmak

1) insana veya araca fazla yük olan malzemeleri atmak; 2) mec. sıkıntı veren bir kimseden veya bir şeyden kurtulmak.

81 görüntülenme