En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

süt gibi

çok beyaz, çok temiz: 'Hacı yenge süt gibi saçları, buruşuk yüzüyle asıl şimdi eli öpülecek bir hacı yenge olmuştu.' -R. N. Güntekin.

80 görüntülenme

arap gibi olmak

simsiyah olmak, kararmak.

80 görüntülenme

göz açtırmamak

başka bir iş yapmasına vakit veya imkân vermemek.

80 görüntülenme

mürekkep yalamış

öğrenim görmüş, kültürlü: 'Şöyle az buçuk mürekkep yalamış bir insanı böylesine üç nutuk çılgına döndürür.' -S. F. Abasıyanık.

80 görüntülenme

hazırdan yemek

çalışıp kazanmaksızın elindekini harcamak: 'Hep hazırdan yiyor, içiyor, her gün Fatma Hanım'ın bin türlü bahanelerle parasını çekiyordu.' -Ö. Seyfettin.

80 görüntülenme

müsadere etmek

zor alıma çarpmak.

80 görüntülenme

tozu dumana katmak

1) ortalığı altüst etmek: 'Uzaktaki yoldan açık bir otomobilin tozu dumana katarak kasabaya geldiği görüldü.' -H. Taner. 2) toz kaldırarak hızla gitmek veya kaçmak: 'Aliş tozu dumana katarak kulübeye seğirtirken o da arkadaşlarının birini aramaya çıktı.' -Halikarnas Balıkçısı.

80 görüntülenme

yürek burkmak

insanın içini acıyla doldurmak, insana çok üzüntü vermek: 'Yörede, şimdi yürek burkan bir suskunluk vardı.' -T. Buğra.

80 görüntülenme

bir kol çengi

şen sözler ve davranışlarla çevresine neşe saçanlar için söylenen bir söz.

80 görüntülenme

sır vermek (sızdırmak)

bir sırrı açığa vurmak, başkasına söylemek: 'Mustafa dışarı sır sızdırmıyordu lakin üzüntüden de eriyordu.' -R. H. Karay.

80 görüntülenme

eğilip bükülmek

bir kimsenin karşısında sıkıntı, utanç vb. duygularını açığa vuracak hareketlerde bulunmak.

80 görüntülenme

kalbi yırtılmak

acı duymak: 'Koca Ali susar, kalbinin yırtıldığını, kilitlenen çenelerinin çatırdadığını, şakaklarının attığını duyardı.' -Ö. Seyfettin.

80 görüntülenme

pay çıkarmak

bir olay veya durumdan gereken deneyimi kazanmak, tutulacak yolu belirlemek: 'Bununla beraber muhtar, bu vakadan köyün davası için bir pay çıkarmayı ihmal etmemektedir.' -R. N. Güntekin.

80 görüntülenme

kat çıkmak

yapıya kat eklemek.

80 görüntülenme

ortalık ağarmak

sabah olmaya başlamak: 'Bu akşamki gerçek, ortalık ağarmadan tersine döner.' -F. R. Atay.

80 görüntülenme

hafiflik etmek

yakışıksız bir davranışta bulunmak veya söz söylemek.

80 görüntülenme

hazzını çıkarmak

zevkini çıkarmak: 'Günün bu son hazzını çıkarmadan ondan niçin vazgeçeriz?' -A. Ş. Hisar.

80 görüntülenme

kuruda kalmak

deniz alçaldığında gemi karaya oturmak.

80 görüntülenme

ortalık karışmak

toplumda veya devletler arasında düzensizlik baş göstermek.

80 görüntülenme

paydos demek

yapılmakta olan bir işi bırakmak.

80 görüntülenme

el bebek gül bebek

nazlı, şımarık bir biçimde: 'Varlıklı, görgülü bir ailenin el bebek gül bebek yetiştirilmiş çocuğusunuz.' -H. Taner.

80 görüntülenme

yüzü düşmek

somurtmak.

80 görüntülenme

aykırı düşmek

uygun gelmemek, ters gelmek, ters düşmek: 'Yüzük ona biraz aykırı düşen bir parlaklıkla parmağında parlıyordu.' -T. Buğra.

80 görüntülenme

nabız almak

nabzını saymak.

80 görüntülenme

paye vermek

değer, önem vermek: 'Onlar, bize bir esirden fazla paye vermemek fikrindedirler.' -H. C. Yalçın.

80 görüntülenme

(birini) kurşuna dizmek

1) verilen ölüm cezasını askerî bir kıtanın attığı kurşunlarla yerine getirmek: 'Sarı çam deresinde bu otuz kadar eşkıyayı kurşuna dizdiler.' -Y. Kemal. 2) öldürmek.

80 görüntülenme

katıla katıla ağlamak

aşırı derecede ağlamak: 'Meğer aradan birkaç ay geçecek ve yine o evde, yine gözlerimizden yaşlar akarak katıla katıla ağlayacakmışız.' -Y. Z. Ortaç.

80 görüntülenme

yürüyüş yapmak

1) spor amacıyla yürümek: 'Bir gün Küplüce arkalarında uzun bir yürüyüş yapmış.' -H. Taner. 2) bir olayı protesto etmek veya bir konuya dikkati çekmek amacıyla topluca yürümek.

80 görüntülenme

işi oluruna bırakmak

işi belli bir amaca göre değil de, kendi akışı içinde yürütmek.

80 görüntülenme

ortama ayak uydurmak

çevreye uyum sağlamak.

80 görüntülenme