En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

velvele kopmak

büyük gürültü çıkmak: 'Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı.' -Y. K. Beyatlı.

80 görüntülenme

hafiflik etmek

yakışıksız bir davranışta bulunmak veya söz söylemek.

80 görüntülenme

hazzını çıkarmak

zevkini çıkarmak: 'Günün bu son hazzını çıkarmadan ondan niçin vazgeçeriz?' -A. Ş. Hisar.

80 görüntülenme

kuruda kalmak

deniz alçaldığında gemi karaya oturmak.

80 görüntülenme

saçı sakalı akar gibi

üstü başı perişan bir durumda: 'Hani saçı sakalı akar gibi bir adam geliyor ya buraya, o işte.' -N. Ataç.

80 görüntülenme

afiyet (afiyet şeker) olsun

'yarasın, ağız tadıyla yensin'' anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

80 görüntülenme

ortalık karışmak

toplumda veya devletler arasında düzensizlik baş göstermek.

80 görüntülenme

paydos demek

yapılmakta olan bir işi bırakmak.

80 görüntülenme

el bebek gül bebek

nazlı, şımarık bir biçimde: 'Varlıklı, görgülü bir ailenin el bebek gül bebek yetiştirilmiş çocuğusunuz.' -H. Taner.

80 görüntülenme

aykırı düşmek

uygun gelmemek, ters gelmek, ters düşmek: 'Yüzük ona biraz aykırı düşen bir parlaklıkla parmağında parlıyordu.' -T. Buğra.

80 görüntülenme

paye vermek

değer, önem vermek: 'Onlar, bize bir esirden fazla paye vermemek fikrindedirler.' -H. C. Yalçın.

80 görüntülenme

emin olmak

inanmak, güvenmek: 'Onları kimsenin görmediğine emin olunca pervasız konuşmaya başladılar.' -M. Yesari.

80 görüntülenme

işi oluruna bırakmak

işi belli bir amaca göre değil de, kendi akışı içinde yürütmek.

80 görüntülenme

ortama ayak uydurmak

çevreye uyum sağlamak.

80 görüntülenme

vesile bulmak

sebep yaratmak, bahane göstermek: 'Bir vesile bulup size takdim edilmek pek kolay bir iş oldu.' -H. C. Yalçın.

80 görüntülenme

yüz aklığı göstermek

bir işte başarıya ulaşmak: 'Arkadaşları arasında sivrilmiş, birçok savaşlarda yüz aklığı göstermiş cesur bir kaptandı.' -F. F. Tülbentçi.

80 görüntülenme

içine hüzün çökmek

kederlenmeye, hüzünlenmeye başlamak: Eski bayramlar gibi olmuyor, hüzün çöküyor içimize.

80 görüntülenme

(bir yer, birine) açık olmak

bir yerde her zaman iyi karşılanmak.

80 görüntülenme

kıyamet gibi (kadar)

pek çok.

80 görüntülenme

ortasını bulmak

ılımlı derecesini bulmak, uzlaştırmak.

80 görüntülenme

tespihe dizer gibi dizmek

sp. futbolda, rakip takımın oyuncuları arasından birer birer geçip gitmek.

80 görüntülenme

büyüklük taslamak

kendini üstün görmeye çalışmak, böbürlenmek: 'Düne kadar kibir onların, büyüklük taslamak onların.' -N. Cumalı.

80 görüntülenme

hakaret saymak

bir sözü veya davranışı hakaret olarak kabul etmek.

80 görüntülenme

içine kuşku çökmek

içten içe şüphesi yoğunlaşmak.

80 görüntülenme

el ele vermek

1) el tutuşmak: 'Haydi, ateş dansı yapalım deniyor, el ele verip bir halay çekiyoruz.' -A. Erhat. 2) mec. birlikte davranmak, bir konuda birleşmek: 'Yoksa el ele verip hep beraber dünyayı mı uçuralım?' -N. F. Kısakürek.

80 görüntülenme

başını kaşımaya (kaşıyacak) vakti olmamak

arada en ufak başka bir iş yapamayacak kadar sıkışık durumda bulunmak: 'Büyük babanın artık başını kaşıyacak vakti yoktur. Kâh çocukları kırda oynamaya götürüyor, kâh onlara ocakbaşında masallar söylüyor.' -R. N. Güntekin.

80 görüntülenme

derde (derdine) derman olmak

soruna çözüm bulmak, sıkıntıyı geçirmeye çare göstermek: 'Hurşit Bey seni ağırlar, derdine derman olur.' -Y. Kemal.

80 görüntülenme

endazeyi kaçırmak

fazla abartmak, ölçüyü kaçırmak: 'Endazeyi kaçırmışsındır çancı ustası, dedi, olmayacak bahse sürersin emmi oğlumu.' -K. Bilbaşar.

80 görüntülenme

iflahını kesmek

tkz. gücünü tüketmek, bir daha düzelemeyecek bir duruma getirmek: 'Bunlar dişlerine kestirdikleri mahkûma iflahını kesinceye kadar gaddarca saldırırlar.' -K. Korcan.

80 görüntülenme

kıyamete kadar

dünya durdukça, uzun süre: 'Senin minimini elinden yediğim tokadın acısını yüzümde kıyamete kadar duyacağım.' -A. N. Asya.

80 görüntülenme