En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

geceyi (gecesini) gündüze (gündüzüne) katmak

aralıksız, gece gündüz çalışmak, büyük çaba göstermek: 'Başaramayacağı kadar çok işlerin altına girmekten çekinmedi, geceyi gündüze katıp çalışmaya başladı.' -M. Ş. Esendal. 'Köycülük kollarında gecemi gündüzüme kattım.' -Y. Z. Ortaç.

106 görüntülenme

kepenkleri indirmek

işi tatil etmek.

106 görüntülenme

beşlik simit gibi kurulmak

kendini bir şey sanarak bir yere yayılıp oturmak.

106 görüntülenme

(birinin) borusunu çalmak

çıkar sağladığı kimsenin davasını gütmek.

106 görüntülenme

son yolculuğa çıkmak

ölmek.

106 görüntülenme

(birine) acı vermek

üzülmesine sebep olmak, incitmek: 'Başkalarına elinden geldiğince acı vermeye çalışmak başlıca eğlencesiydi.' -R. Erduran.

106 görüntülenme

(birinin) burnundan ayrılmamak

yanından gitmemek, uzaklaşmamak: 'Demesin ki gece gündüz kızın burnundan ayrılmıyor.' -M. Ş. Esendal.

106 görüntülenme

harp açmak

1) savaş açmak; 2) mec. bir konuda güçlü biçimde mücadele etmek, bir konuyu şiddetle savunmak: 'Gençler, kendi cinslerinden riyakârlara karşı harp açmalıdırlar.' -F. R. Atay.

106 görüntülenme

çürük (çürüğe) çıkmak

1) birinin sağlam olmadığı anlaşılmak; 2) ask. sağlık durumunun elverişsiz olması yüzünden askerlik ödevinden bağışlanmak.

106 görüntülenme

illallah dedirtmek

bezdirmek, usandırmak.

106 görüntülenme

sardalya gibi istif olmak

bir yerde çok kalabalık ve sıkışık bulunmak.

106 görüntülenme

çürük tahtaya basmak

tedbirsizlik edip sonu tehlikeli olabilecek bir işe girişmek.

106 görüntülenme

bohçasını toplamak

eşyasını toplamak.

106 görüntülenme

bok etmek (bokunu çıkarmak)

kaba bir işi, bir şeyi bozmak, berbat etmek.

106 görüntülenme

kendi köşesinde yaşamak

yalnız başına yaşamak: 'Bu şiirlerin okuyucuya tanıttığı kişi, kitapları, üç beş sevdiği dostu ile kendi köşesinde yaşamayı seven bir kimse olarak görünür.' -N. Cumalı.

106 görüntülenme

zarını bozmak

1) tavla oyununda oyuncu, yenilmesini yanına oturan kimseden bilmek; 2) atılan zarı karşıdaki oyuncu, eliyle karıştırmak.

106 görüntülenme

gün yemek

hapis cezası almak: 'Arkadaşım altı ay gün yedi.' -A. Gündüz.

106 görüntülenme

cayırtı vermek

gürültü ile gözdağı vermek.

106 görüntülenme

sorgu suale çekmek

sorguya çekmek.

106 görüntülenme

söz götürmez

doğruluğu ve gerçekliği tartışılamayacak kadar açık olan, tersi savunulamayan.

106 görüntülenme

cayırtıyı basmak

birdenbire bağırıp çağırmaya başlamak.

106 görüntülenme

(şundan veya bundan) kalır yeri yok

ayrımsız, farksız: 'Bu heriften bıktım. Macit'ten kalır yeri yok.' -N. Hikmet.

106 görüntülenme

borca almak

veresiye almak.

106 görüntülenme

cefa çekmek (görmek)

zulüm görmek: 'Mektubumda yazmamış mıydım, senin yüzünden ne cefalar çektiğimi?' -O. C. Kaygılı.

106 görüntülenme

borca girmek

borçlanmak, borç para almak.

106 görüntülenme

rahat etmek

sıkıntısız durumda olmak, ferahlanmak, dinlenmek: 'Benim ve kardeşimin mektep veya sokak dönüşü kirliliklerimiz yüzünden içlenirdi, bizi yıkayıp temizleyinceye kadar rahat etmezdi.' -Y. K. Beyatlı.

106 görüntülenme

(birine) çirkef atmak

iftira atmak: 'Bütün hayatında görmediği bir çirkef attı müdürün üzerine.' -K. Korcan.

106 görüntülenme

borç almak

daha sonra ödemek üzere birinden para veya bir şey almak: 'On beş lira borç aldıktan sonra eve döndüm.' -H. E. Adıvar.

106 görüntülenme

(birinin) ekmeğine yağ sürmek

istemediği hâlde birinin işine yarayacak biçimde davranmak: 'Bu name, cumhuriyetçilerin ekmeğine yağ sürdü.' -N. F. Kısakürek.

106 görüntülenme

borç etmek (yapmak)

borçlanmak: 'Altlarında şilte, dolaplarında eşya kalmadı ama kimseye de borç yapmadılar.' -P. Safa. 'Babasından bir şey koparamadığı zaman borç ediyor, sonra ona ödetiyordu.' -H. R. Gürpınar.

106 görüntülenme