En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

balık baştan avlanır

bir şeyi ele geçirebilmek için onu yönetenleri elde etmek gerekir.

58 görüntülenme

acısını çekmek

yapılan yanlış bir işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.

57 görüntülenme

yalancının mumu yatsıya kadar yanar

söylenen söz yalansa durum çok geçmeden anlaşılır.

57 görüntülenme

büyük lokma ye büyük söz söyleme

başaramayacağın, sonuçlandıramayacağın bir konuda kesin sözler söyleme.

56 görüntülenme

abdestsiz sofuya namaz mı dayanır

kurallara, koşullara uyulmadıktan sonra bir sürü iş yapılabilir.

55 görüntülenme

aç elini kora sokar

aç insan, geçimini sağlamak için kendisini her türlü tehlikeye atar.

55 görüntülenme

sona kalan dona kalır

bir işte geç kalan istediği şeyi elde edemez.

54 görüntülenme

ne ekersen onu biçersin

nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

54 görüntülenme

abdala malum olur

bir şeyin olacağını önceden sezen kimseler için söylenen bir söz.

53 görüntülenme

aç doymam, tok acıkmam sanır

aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, varlıklı insan ise daha fazlasını ister.

53 görüntülenme

ağırlığınca altın etmek (değmek)

çok değerli olmak.

52 görüntülenme

acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır

bir şeyi uzun süre elde edemeyen kimse, daha sonra o şeyden ne kadar çok edinirse edinsin yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur.

52 görüntülenme

el elden üstündür (ta arşa kadar)

bir kimse, kendisinden üstün bir başkasının da olabileceğini bilmelidir.

51 görüntülenme

aç ne yemez, tok ne demez

yoksul kimse eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz, varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur.

51 görüntülenme

ağırına gitmek

onuruna dokunmak veya gücüne gitmek: 'Kimse, dört çocuklu bir aileye ev vermek istememiş. Bu, büsbütün ağırına gitmiş.' -A. Ağaoğlu.

50 görüntülenme

aç it fırın duvarını deler

aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder.

50 görüntülenme

acele işin sonu pişmanlık

acele ederek yaptığımız işten istediğimiz sonucu alamayabiliriz.

49 görüntülenme

komşu komşunun külüne (tütününe) muhtaçtır

komşular en küçük şey için bile birbirlerine muhtaçtırlar.

49 görüntülenme

aç köpek fırın deler

aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder.

48 görüntülenme

ad takmak

1) adlandırmak: 'Çadırlarının başından ayrılmayan inatçı grevcilere öteki işçiler, çadır tutan diye ad taktı.' -L. Tekin. 2) alay etmek veya övmek amacıyla lakap takmak.

48 görüntülenme

acından kimse ölmemiş

kişi yoksul olabilir, işsiz ve parasız kalabilir ama aç kalmaz, mutlaka bir geçim yolu bulur.

47 görüntülenme

ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer

güzel insanlar her yerde ilgi çekerler, her zaman onların sözü kabul edilir.

47 görüntülenme

acıklı başta akıl olmaz

büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler.

46 görüntülenme

acısını çıkarmak

1) acılığını yok etmek: Soğanın acısını çıkarmak. 2) mec. uğradığı maddi veya manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak. 3) mec. öç almak: 'Ustanın kendisini küçük burjuva münevveri diye aşağılık görmesinin acısını çıkarıyor.' -N. Hikmet.

46 görüntülenme

aç mezarı yoktur

kişi yoksul olabilir, işsiz ve parasız kalabilir ama aç kalmaz, mutlaka bir geçim yolu bulur.

46 görüntülenme

açmaza getirmek (düşürmek)

düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak.

46 görüntülenme

ağız etmek

yaranmak için kibar konuşmaya çalışmak: 'Kolonya dökmekten, şeker tutmaktan iyi gözükeceğim diye ağız etmekten yoruldu.' -L. Tekin.

45 görüntülenme

acı söylemek

olumsuz bir davranış karşısında gerçeği olduğu gibi söylemek.

44 görüntülenme

aciz içinde olmak

gücü yetmemek, becerememek.

44 görüntülenme

Acem kılıcı gibi

her iki tarafı da idare edebilen, güvenilmez (kimse).

43 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

kesip atmak

1) uzun uzadıya düşünmeden kesin yargıya varmak: 'Zaman zaman iddiacılığını da bırakamazdı, bu böyledir diye kesip atardı.' -H. Taner. 2) kesin olarak çözmek, bitirmek: 'Oysa ben karımı hatırlatacak her şeyden kurtulmak, yaşamımın ona ait bölümünü kesip atmak istiyordum.' -A. Ümit.

76 görüntülenme

anasının ipini satmış (pazara çıkarmış)

ipsiz, kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse).

76 görüntülenme

mana vermek

kendince bir yargıya varmak, yorumlamak.

76 görüntülenme

(bir iş) sürüncemede kalmak

bir iş sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmek, uzamak, askıda kalmak, bir türlü sonuçlanamamak.

76 görüntülenme

(bir işe) eli yatmak

eli alışmak: 'Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü.' -R. H. Karay.

76 görüntülenme

göz alabildiğine

1) gözün görebileceği en uzak yerlere kadar: 'Bu göz alabildiğine düzlük, sinsi bir bataklık gibidir.' -A. Erhat. 2) çok geniş, engin bir biçimde.

76 görüntülenme

eli değmek

bir şey yapmaya vakit ve fırsat bulmak: 'Elim değmişken bir açıklamada bulunayım.' -H. E. Adıvar.

76 görüntülenme

gözden (gözünden) kaçmak

görülmemek, farkına varılmamak: 'Emeğinin ve cesaretinin gözümden kaçmış bulunmasından hâlâ üzgünlük duyuyorum.' -A. Ağaoğlu.

76 görüntülenme

dünyaevine girmek

evlenmek: 'Yaşları daha genç görünüyor fakat buralarda yapılan ilk iş eli ekmek tutar tutmaz dünyaevine girmek olduğu için kim bilir kaç sene evvel evlendiler.' -R. N. Güntekin.

76 görüntülenme

eşik (eşiğini) atlamak

1) herhangi bir konuyu doyasıya yaşayarak belli bir olgunluğa ulaşmak: 'Sevginin, merhametin eşiğini atlayanlar, ızdırabın gömleğini de kendiliğinden giyinirler.' -A. H. Tanpınar. 2) engelleri aşmak, zorlukları yenmek.

76 görüntülenme

ağzı var dili yok

1) 'pek sessiz, kendi hâlinde' anlamında kullanılan bir söz: 'Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?' -B. Felek. 2) 'konuşamayan, derdini anlatamayan' anlamında kullanılan bir söz: 'Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.' -S. F. Abasıyanık.

76 görüntülenme

gel zaman git zaman

'aradan oldukça uzun bir zaman geçtikten sonra' anlamında kullanılan bir söz.

76 görüntülenme

ağzının tadını kaçırmak

1) neşesini, keyfini bozmak: 'Ben o kadınlardan değilim ki, evin büyüğü ben olacağım diye tutturup akılsızlıklarla ağzımın tadını kaçırayım.' -M. Ş. Esendal. 2) bir kimsenin kurulu düzenini bozmak.

75 görüntülenme

genizden konuşmak (çıkarmak)

burnu tıkalı gibi konuşmak: 'Genzinden çıkardığı seslerle ağlama taklidi yapıyordu.' -O. C. Kaygılı.

75 görüntülenme

(bir şeyi) abes bulmak

gereksiz, saçma sapan olarak kabul etmek: 'Annem eniştemizin bu son sözlerini dinlemeyi artık abes bulurdu.' -A. Ş. Hisar.

75 görüntülenme

es geçmek

tkz. üzerinde durmamak, boş vermek, önemsememek: 'Ortaya zam falcısı diye biri çıkar da hiç gazeteler, gazeteciler es geçerler mi bu haberi, olayı.' -M. İzgü.

75 görüntülenme

dizginleri ele vermek

başkasının yönetimini kabullenmek: 'O koşturmalar yakayı kaptırışın, dizginleri ele verişin açıklamaları gibi geliyordu ona.' -T. Buğra.

75 görüntülenme

gönül yıkmak

birini çok üzecek bir davranışta bulunmak, gücendirmek, gönül kırmak.

75 görüntülenme

(bir iş) felce uğramak

bir iş yarım kalmak, yürümez duruma gelmek, tam olarak durmak: Yağmur yüzünden trafik felce uğradı.

75 görüntülenme

(bir iş) uykuda olmak

yürütülmemek, olduğu gibi durmak.

75 görüntülenme

(birini) maytaba almak

biriyle alay etmek, eğlenmek: 'Bu evde hepsi beni maytaba alıyor.' -H. R. Gürpınar.

75 görüntülenme

(birinin) gözünün yaşına bakmamak

acımamak, merhamet etmemek.

74 görüntülenme

burnu çenesine değmek

çok yaşlanmak: 'Bu kez gelen, burnu çenesine değmiş bir acuzeydi.' -İ. O. Anar.

74 görüntülenme

akla karayı seçmek

bir işi başarıncaya değin çok sıkıntı çekmek, güçlüklerle karşılaşmak: 'Ben kendi hesabıma bir parça Fransızca öğrenebilmek için akla karayı seçtim.' -B. R. Eyuboğlu.

74 görüntülenme

gönlü kalmak

1) isteyip de edinemediği bir şeyi istemekten vazgeçmemek; 2) gücenmek.

74 görüntülenme

(birinin) kolunda altın bileziği olmak

kazanç sağlayan bir mesleği, zanaatı olmak.

74 görüntülenme

aklı kesmek

1) anlamak, idrak etmek; 2) bir şeyin olabileceğine inanmak: 'Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?' -A. Kutlu.

74 görüntülenme

mangalda kül bırakmamak

yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek.

74 görüntülenme

haddi hesabı yok

sayılamayacak kadar çok, sınırsız, ölçüsüz: 'Çocuklara yemiş getirenin haddi hesabı yok.' -H. R. Gürpınar.

74 görüntülenme

(bir işe) adı karışmak

kötü bir işle birinin ilgisi bulunduğu söylenilmek.

74 görüntülenme