En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

akıl akıldan üstündür

bir kimsenin aklına gelmeyen bir çare, başka birinin aklına gelebilir.

62 görüntülenme

acısını çekmek

yapılan yanlış bir işin doğurduğu sıkıntı ve üzüntü içinde bulunmak.

61 görüntülenme

abdestsiz sofuya namaz mı dayanır

kurallara, koşullara uyulmadıktan sonra bir sürü iş yapılabilir.

60 görüntülenme

yalancının mumu yatsıya kadar yanar

söylenen söz yalansa durum çok geçmeden anlaşılır.

60 görüntülenme

acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır

bir şeyi uzun süre elde edemeyen kimse, daha sonra o şeyden ne kadar çok edinirse edinsin yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur.

59 görüntülenme

büyük lokma ye büyük söz söyleme

başaramayacağın, sonuçlandıramayacağın bir konuda kesin sözler söyleme.

59 görüntülenme

aç doymam, tok acıkmam sanır

aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, varlıklı insan ise daha fazlasını ister.

59 görüntülenme

aç elini kora sokar

aç insan, geçimini sağlamak için kendisini her türlü tehlikeye atar.

59 görüntülenme

abdala malum olur

bir şeyin olacağını önceden sezen kimseler için söylenen bir söz.

58 görüntülenme

ne ekersen onu biçersin

nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

58 görüntülenme

ağırlığınca altın etmek (değmek)

çok değerli olmak.

57 görüntülenme

aç ne yemez, tok ne demez

yoksul kimse eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz, varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur.

57 görüntülenme

ağırına gitmek

onuruna dokunmak veya gücüne gitmek: 'Kimse, dört çocuklu bir aileye ev vermek istememiş. Bu, büsbütün ağırına gitmiş.' -A. Ağaoğlu.

56 görüntülenme

sona kalan dona kalır

bir işte geç kalan istediği şeyi elde edemez.

56 görüntülenme

acele işin sonu pişmanlık

acele ederek yaptığımız işten istediğimiz sonucu alamayabiliriz.

56 görüntülenme

aç it fırın duvarını deler

aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder.

56 görüntülenme

el elden üstündür (ta arşa kadar)

bir kimse, kendisinden üstün bir başkasının da olabileceğini bilmelidir.

55 görüntülenme

aç köpek fırın deler

aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder.

55 görüntülenme

ad takmak

1) adlandırmak: 'Çadırlarının başından ayrılmayan inatçı grevcilere öteki işçiler, çadır tutan diye ad taktı.' -L. Tekin. 2) alay etmek veya övmek amacıyla lakap takmak.

54 görüntülenme

aç mezarı yoktur

kişi yoksul olabilir, işsiz ve parasız kalabilir ama aç kalmaz, mutlaka bir geçim yolu bulur.

53 görüntülenme

ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer

güzel insanlar her yerde ilgi çekerler, her zaman onların sözü kabul edilir.

53 görüntülenme

açmaza getirmek (düşürmek)

düzen, hile yapmak, bir kimseyi oyuna getirmek, zor duruma sokmak.

52 görüntülenme

komşu komşunun külüne (tütününe) muhtaçtır

komşular en küçük şey için bile birbirlerine muhtaçtırlar.

52 görüntülenme

acından kimse ölmemiş

kişi yoksul olabilir, işsiz ve parasız kalabilir ama aç kalmaz, mutlaka bir geçim yolu bulur.

51 görüntülenme

acısını çıkarmak

1) acılığını yok etmek: Soğanın acısını çıkarmak. 2) mec. uğradığı maddi veya manevi zararı karşılayacak bir iş yapmak. 3) mec. öç almak: 'Ustanın kendisini küçük burjuva münevveri diye aşağılık görmesinin acısını çıkarıyor.' -N. Hikmet.

51 görüntülenme

ağız etmek

yaranmak için kibar konuşmaya çalışmak: 'Kolonya dökmekten, şeker tutmaktan iyi gözükeceğim diye ağız etmekten yoruldu.' -L. Tekin.

50 görüntülenme

Acem kılıcı gibi

her iki tarafı da idare edebilen, güvenilmez (kimse).

50 görüntülenme

acıklı başta akıl olmaz

büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler.

50 görüntülenme

acı söylemek

olumsuz bir davranış karşısında gerçeği olduğu gibi söylemek.

49 görüntülenme

aciz içinde olmak

gücü yetmemek, becerememek.

49 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

dizginleri ele vermek

başkasının yönetimini kabullenmek: 'O koşturmalar yakayı kaptırışın, dizginleri ele verişin açıklamaları gibi geliyordu ona.' -T. Buğra.

101 görüntülenme

(bir iş) sürüncemede kalmak

bir iş sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmek, uzamak, askıda kalmak, bir türlü sonuçlanamamak.

101 görüntülenme

mangalda kül bırakmamak

yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek.

101 görüntülenme

ayakta kalmak

1) oturacak yer bulamamak; 2) yıkılmamak, çökmemek: Bu yapı beş yüz yıldan beri ayakta kalmıştır. 3) değerini yitirmemek, önemini korumak: 'Ömrü boyunca bu vatan için, bu devletin ayakta kalabilmesi için çalıştı.' -A. Ümit.

101 görüntülenme

(bir işe) adı karışmak

kötü bir işle birinin ilgisi bulunduğu söylenilmek.

101 görüntülenme

içi içini yemek

1) istediğini yapamama yüzünden üzülmek: 'Bir an önce varalım diye içim içimi yiyor.' -A. İlhan. 2) dert etmek.

101 görüntülenme

(bir işin) başında olmak

1) yöneticisi olmak: Senin müdür başımda olduğu sürece bana da rahat yüzü yoktur. 2) işe sahip çıkmak.

101 görüntülenme

ağza (ağızlara) düşmek

dedikodu konusu olmak.

101 görüntülenme

kabak çiçeği gibi açılmak

utangaçlıktan çabucak sıyrılarak aşırı ölçüde serbest davranmak: 'Komşular, kabak çiçeği gibi açıldı, ne malmış meğer diyorlardı.' -R. H. Karay.

101 görüntülenme

(bir şeye) kanaat getirmek

kanmak, aklı yatmak, inanmak: 'Artık Kâmuran'ın ömrümün en büyük aşkı, geleceğime bir tek hâkim kudret olduğuna kanaat getirdim.' -H. E. Adıvar.

100 görüntülenme

(birine) gözünün üstünde kaşın var dememek

birinin her davranışını hoş görmek.

100 görüntülenme

acze düşmek

çaresiz kalmak, elinden bir şey gelmemek.

100 görüntülenme

kesip atmak

1) uzun uzadıya düşünmeden kesin yargıya varmak: 'Zaman zaman iddiacılığını da bırakamazdı, bu böyledir diye kesip atardı.' -H. Taner. 2) kesin olarak çözmek, bitirmek: 'Oysa ben karımı hatırlatacak her şeyden kurtulmak, yaşamımın ona ait bölümünü kesip atmak istiyordum.' -A. Ümit.

100 görüntülenme

(bir iş) felce uğramak

bir iş yarım kalmak, yürümez duruma gelmek, tam olarak durmak: Yağmur yüzünden trafik felce uğradı.

100 görüntülenme

göz alabildiğine

1) gözün görebileceği en uzak yerlere kadar: 'Bu göz alabildiğine düzlük, sinsi bir bataklık gibidir.' -A. Erhat. 2) çok geniş, engin bir biçimde.

100 görüntülenme

eli değmek

bir şey yapmaya vakit ve fırsat bulmak: 'Elim değmişken bir açıklamada bulunayım.' -H. E. Adıvar.

100 görüntülenme

helal süt emmek

doğruluktan ayrılmamak: 'Helal süt emmiş, dürüst, temiz, çalışkan bir mühendis bulalım.' -A. Kulin.

100 görüntülenme

yelkenleri suya indirmek

direnmekten vazgeçip karşısındakinin dediğini benimsemek, kabul etmek: 'Ben böyle çıkışınca ister istemez yelkenleri suya indiriyorlardı.' -R. N. Güntekin.

100 görüntülenme

dünyaevine girmek

evlenmek: 'Yaşları daha genç görünüyor fakat buralarda yapılan ilk iş eli ekmek tutar tutmaz dünyaevine girmek olduğu için kim bilir kaç sene evvel evlendiler.' -R. N. Güntekin.

100 görüntülenme

eşik (eşiğini) atlamak

1) herhangi bir konuyu doyasıya yaşayarak belli bir olgunluğa ulaşmak: 'Sevginin, merhametin eşiğini atlayanlar, ızdırabın gömleğini de kendiliğinden giyinirler.' -A. H. Tanpınar. 2) engelleri aşmak, zorlukları yenmek.

100 görüntülenme

özrü kabahatinden büyük

bir suç veya kabahat için özür dilerken daha büyük suç işleyen kimseler için söylenen bir söz.

100 görüntülenme

ok atmak

hlk. miras kalan malları paylaştırmak için ad çekmek.

99 görüntülenme

icat etmek

1) ilk kez yeni bir şey yaratmak: 'Nihayet, yaza çize ilk satırı üç nokta ile başlayan yeni bir tarz icat ettim.' -Y. Z. Ortaç. 2) bir şeyi gerçekmiş gibi göstermek: 'Çok durduğumdan şüphelenmesinler diye uydurma bir tamir icat ettim.' -A. Gündüz.

99 görüntülenme

anasının ipini satmış (pazara çıkarmış)

ipsiz, kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse).

99 görüntülenme

anasının kızı

her yönüyle annesine benzeyen kız çocuğu.

99 görüntülenme

karda yürüyüp (gezip) izini belli etmemek

kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli iş çevirmek: 'Karda yürüyüp izini belli etmemek, cümlesiyle tarif edilen bu sinsilik, hedefine asla varamayan adi bir hiledir.' -P. Safa.

99 görüntülenme

güvendiği dağlara kar yağmak (güvendiği dal elinde kalmak)

yardım ve yarar beklediği kimse, yer veya şeyden iyilik gelmemek.

99 görüntülenme

(bir iş) uykuda olmak

yürütülmemek, olduğu gibi durmak.

99 görüntülenme

(bir işe) eli yatmak

eli alışmak: 'Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü.' -R. H. Karay.

99 görüntülenme

ekmediği yerden biter

umulmayan ve istenilmeyen yerde karşılaşılan kimseler için kullanılan bir söz.

99 görüntülenme