En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

bağlanıp kalmak

tutulmak, sevdalanmak: 'Bunca güzellere bağlandım kaldım / Ne bir vefa aldım ne faydalandım' -Halk türküsü.

104 görüntülenme

dünyayı tozpembe görmek

üzücü durumlara bile iyimser gözle bakmak: 'Gümüş şamdanların, pembe karanfillerin, kristallerin renk renk, ışık ışık parladığı sofralarda melek yüzlü, tatlı dilli insanlarla konuşur, dünyayı tozpembe görürdük.' -M. Ş. Esendal.

104 görüntülenme

piyasaya çıkmak

1) bir ürün satışa sunulmak; 2) fuhuş yapmak üzere müşteri aramak.

104 görüntülenme

bismillah demek

bir işe uğurlu olması dileği ile başlamak.

104 görüntülenme

diyecek yok

'eleştirilecek bir yanı yok, söz yok' anlamında kullanılan bir söz.

104 görüntülenme

bağrına basmak

1) kucaklamak: 'İzmir'den kalkıp Mısır'a kadar beni görmeye, beni okşamaya, beni bağrına basıp sevmeye gelirdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) biriyle ilgilenerek onu koruyup kayırmak, yetiştirmek: 'Sen onu bambaşka duygularla, heyecanlarla bağrına basmak isteyeceksin.' -E. Bener.

104 görüntülenme

dikişini almak

dikilmiş yaranın ipliklerini kesip çıkarmak.

104 görüntülenme

(biri ötekinin) ayağının pabucu olamamak

değerce ondan çok aşağı olmak.

104 görüntülenme

şeytan azapta gerek

'sevilmeyen bir kimse zorluk içinde kaldığında bunu hak etmiştir' anlamında kullanılan bir söz.

104 görüntülenme

(birine) iş düşmek

birinin iş yapması gerekmek: 'Hizmetçiden, aşçıdan, sana iş düşmeyecek bile.' -H. Taner.

104 görüntülenme

uhdesine almak

bir işi üstüne almak, yapacağına söz vermek, sorumluluğu altına almak: 'Kulübün masrafını Türk azalar uhdelerine almışlardır.' -Ö. Seyfettin.

104 görüntülenme

bahse girmek (tutuşmak)

görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma yapmak.

104 görüntülenme

çizmeyi aşmak

bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak: 'Politika üstüne fikir yürütmek, çizmeyi aşmaktı.' -E. Atasü.

104 görüntülenme

(birine) korku vermek

korkutmak: 'Kadınlıktan, erkeklikten tiksiniyordu ve etteki sır ona korku veriyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

104 görüntülenme

düşünceye dalmak

derin derin düşünmek: 'Rıhtımda bir aşağı bir yukarı dolaşanları seyre müsait bir iskemlede düşünceye daldım.' -S. F. Abasıyanık.

104 görüntülenme

kolpoya düşmek (gelmek)

oyuna gelmek.

104 görüntülenme

(birine) öyle gelmek

sanmak, zannetmek: 'Bana öyle gelirdi ki çocuklar yalnız kışın büyürler.' -S. F. Abasıyanık.

104 görüntülenme

laf yok!

'mükemmel, çok güzel, kusursuz, eleştirilecek bir tarafı yok' anlamında kullanılan bir söz.

104 görüntülenme

benzi uçmak

yüzü sararmak: 'Benzi uçtu, dudaklarındaki gülümseme soldu.' -M. Ş. Esendal.

104 görüntülenme

çok baharın otunu yemek

hayatı dolu dolu yaşamış olmak.

104 görüntülenme

bir şey sanmak

bir kimseyi, bir şeyi, bir yeri gerçeğinden, olduğundan başka türlü düşünerek hayal kırıklığına uğramak, değerlendirmede yanılmak: Tüccar deyince biz de onu bir şey sandık.

104 görüntülenme

dili boğazına akmak

konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak: 'Kılıcı görünce dili boğazına aktı hayranlığından.' -Y. Kemal.

104 görüntülenme

Allah'ın emri

kader.

104 görüntülenme

canını vermek

1) kendini feda etmek: 'En küçük sevgi sözüne canımızı verecek hâle geliriz.' -S. F. Abasıyanık. 2) hiçbir şey esirgememek; 3) bir şeye çok düşkün olmak, çok sevmek: O, kitap için canını verir.

104 görüntülenme

boğazını yırtmak

olanca gücüyle bağırmak.

104 görüntülenme

(birinin) dediğine gelmek

birinin düşüncesini önce kabul etmezken sonradan doğru bulup kabul etmek.

104 görüntülenme

allamelik taslamak

bilgisiz olduğu hâlde her şeyi bilir görünmek.

104 görüntülenme

aşka gelmek

tkz. bir şeyi yapmak için büyük bir istek duymak, coşmak, coşkunluk göstermek: 'Meltemler tanrısı aşka gelip bu yeni varlığı yelpazelemeye koyuldu.' -Halikarnas Balıkçısı.

104 görüntülenme

at nalı kadar

alay pek büyük (nişan, madalya, elmas, plaka vb. şeyler).

104 görüntülenme

(birinin) emrine girmek

bir kimsenin buyruğu altında bulunmayı kabul etmek.

104 görüntülenme