En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

aylak adam işidir

'işsiz güçsüz adama uygun bir iştir' anlamında kullanılan bir söz.

76 görüntülenme

tu kaka etmek

hafife alıp bir kenara itmek, önem vermemek, kötülemek: 'Tu kaka edilen eserler de er geç eski tahtlarına geçer otururlar.' -H. Taner.

76 görüntülenme

sırat köprüsünden geçmek

bir iş yapılırken sıkıntılı, eziyetli durumlar içinde kalınmak.

76 görüntülenme

tulum çıkarmak

1) hayvanın derisini yarmadan çıkarmak; 2) çoğunluk sistemine dayalı seçimlerde bir partinin listesindeki bütün adaylar seçimi kazanmak.

76 görüntülenme

saçını süpürge etmek

kadın özveri ile çalışıp hizmet etmek: 'Ah gençliğim, ah sana saçımı süpürge ettiğim gençliğim de diyecek değilim.' -A. Ağaoğlu.

76 görüntülenme

bir şey söylemek

1) konuşmak; 2) belirtmek, anlatmak, ifade etmek.

76 görüntülenme

masaya oturmak

bir anlaşmazlığı çözümlemek üzere bir araya gelmek, toplanmak.

76 görüntülenme

akşamdan kavur, sabaha savur

1) kazandığını günü gününe harcayan tutumsuz kimselerin durumunu anlatmak için kullanılan bir söz; 2) söylediği sözü tutmayan kişiler için kullanılan bir söz.

76 görüntülenme

çemberi yarmak

bir veya birkaç noktayı delerek kuşatmadan kurtulmak.

76 görüntülenme

başını koltuğunun altına almak

ölümü göze alarak bir işe girişmek.

76 görüntülenme

maskara etmek

1) bir kimseyi veya şeyi gülünç ve şerefsiz duruma düşürmek: 'Şu kendini bütün memlekete maskara eden münevver züppenin eksik tarafı millî şuurdan başka nedir?' -O. S. Orhon. 2) bir şeyi bozmak, berbat etmek.

76 görüntülenme

pedavra gibi

kaburga kemikleri sayılacak kadar zayıf (kimse).

76 görüntülenme

tığ gibi

ince, zayıf, sağlam ve çevik (kimse): 'Böyle kibar, yakışıklı, tığ gibi kocayı rüyada görsen inanmazdın.' -S. M. Alus.

76 görüntülenme

aynı yolun yolcusu (olmak)

1) kötü sonları birbirine benzer olan: 'O haspa da aynı yolun yolcusu, elbet birbirlerini kollayacaklar.' -A. İlhan. 2) kaderleri, düşünceleri, davranışları birbirine benzer olan: 'Bu inanç aynı yolun yolcusu olmak niteliğini yitirecek ve siyasal rekabete dönüşecektir.' -M. C. Anday.

76 görüntülenme

iflas etmek

1) bir kimse veya kuruluş için mahkeme kararıyla anaparasını yitirdiği açıklanmak, batmak: 'Ayna ithal edermiş, sonra iflas etmiş, az buçuk oynatmış.' -S. F. Abasıyanık. 2) mec. düşünce, iddia, tez, kimse vb. yenilgiye uğramak, değeri düşmek.

76 görüntülenme

kalburüstü kalmak

kalburüstüne gelmek.

76 görüntülenme

nal deyip mıh dememek

bir düşüncede direnmek.

76 görüntülenme

tur atmak

1) dolaşmak, dolaşıp gelmek, dönmek: 'Bir kaşıkçı kuşu çok yükseklerde tur atıyor.' -H. Taner. 2) şampiyon olunca veya galip gelince takım oyuncuları seyircileri selamlayarak sahada dolaşmak.

76 görüntülenme

ağır basmak

ağırlık olarak fazla gelmek.

76 görüntülenme

pençe atmak

1) yırtıcı hayvan ön ayaklarıyla saldırmak, vurmak: 'Aslan bir pençe atarak soysuz köpeğin kemiklerini kırmış.' -F. R. Atay. 2) mec. gücüne güvenerek bir şeyi elde etmeye çalışmak: 'Bilirim atarsın bana pençeni / Nefsine kahretmek istedikçe sen' -F. N. Çamlıbel.

76 görüntülenme

top gibi gürlemek

gürültülü bir biçimde bağırmak veya konuşmak.

76 görüntülenme

cahil kalmak

bilgi edinememek, bilgisi olmamak: 'Bu konularda yeni kuşağın yanında her zaman cahil kalmaya mahkûmuz.' -H. Taner.

76 görüntülenme

sırtına geçirmek

bir şeyi giymek: 'Pardösüyü sırtıma geçirdim.' -S. F. Abasıyanık.

76 görüntülenme

voli vurmak

argo vurgun vurmak.

76 görüntülenme

el vermek

1) yardım etmek; 2) esk. tarikatlarda mürşit, bir müride, başkalarına yol gösterme izni vermek; 3) halk hekimliği ile uğraşan kimse bilgilerini bir başkasına öğretmek; 4) kâğıt oyunlarında elde olan veya olmayan sebeplerle oyun üstünlüğünü karşı tarafa bırakmak.

76 görüntülenme

yüreğine sinmek

içine sinmek.

76 görüntülenme

turnayı gözünden vurmak

umulmadık bir kazanç veya çıkar sağlama imkânı ele geçirmek: 'Ne talih varmış bunakta. Turnayı gözünden vurdu, dedi.' -R. N. Güntekin.

76 görüntülenme

yüz yapmak

makyaj yapmak.

76 görüntülenme

fikir edinmek

kanaat sahibi olmak: 'Ama ben, bir kitap üzerine bir fikir edinmek istedim mi o kitabı kendim okurum.' -N. Ataç.

76 görüntülenme

enseyi karartmak

ümitsizliğe kapılmak, karamsarlığa düşmek.

76 görüntülenme