En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

başı derde girmek

sıkıntılı bir duruma düşmek: 'İlişkilerdeki rol dağılımını sürekli karıştırdığımdan, benim de temizlikçilerle başım hep derde girmiştir.' -T. Uyar.

101 görüntülenme

feleğin sillesini yemek (sillesine uğramak)

büyük bir yıkıma uğramak.

101 görüntülenme

dosta düşmana karşı

'dostlara üzüntü vermemek, düşmanları da sevindirmemek için, ele güne karşı' anlamında kullanılan bir söz.

101 görüntülenme

ant vermek

Allah aşkına, çocuklarının başı için vb. sözlerle karşısındakini bir şeye zorlamak.

101 görüntülenme

dozunu ayarlamak

1) ilacın ölçüsünü aşmamak, gerektiği kadar vermek; 2) mec. ölçüyü aşmamak, aşırı davranmamak: 'Saygının ve sevginin dozunu iyi ayarlayabilmeli insan.' -A. İlhan.

101 görüntülenme

dediğim dedik, öttürdüğüm (çaldığım) düdük

bir insanın sözünde direndiğini anlatmak için söylenen bir tekerleme: 'Adamın dediği dedik, çaldığı düdüktür. Böyle olduğu için de her istediğini yapabilen toy ve şımarık bir çocuğu hatırlatır.' -H. Taner.

101 görüntülenme

aptallığa vurmak

bir şeyi bilmez, anlamaz gibi görünmek.

101 görüntülenme

ayakkabı vurmak

ayakkabı ayağı zedelemek, ayağı rahatsız etmek.

101 görüntülenme

başına iş çıkmak

hoşa gitmeyen ve beklenmedik bir iş veya olayla karşılaşmak.

101 görüntülenme

fetva vermek

1) herhangi bir işlemin veya eylemin din kurallarına uygun olup olmadığı konusunda konuyla ilgili bilim adamlarınca açıklama yapılmak; 2) bir işin yapılabilmesi için yargıda bulunmak; 3) mec. gereksiz yere emir verir gibi konuşmak.

101 görüntülenme

başına taş düşmek (yağmak)

felakete uğramak.

101 görüntülenme

(birinin önünde, yanında) perende atamamak (atılmamak)

1) herhangi bir konuda birinden aşağı, beceriksiz olmak; 2) oyun çevirememek, aldatamamak.

101 görüntülenme

kısıntı yapmak

1) tutumlu davranmak; 2) azaltmak: 'Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu.' -A. Ağaoğlu.

101 görüntülenme

münasebette bulunmak

1) ilişkisi olmak; 2) ilişki kurmak; 3) cinsel ilişkiyi gerçekleştirmek.

101 görüntülenme

toz almak

bir yerin tozunu temizlemek.

101 görüntülenme

sınavdan geçmek

1) sınava girmek: 'Evet, bir sınavdan geçeceksin. Ben de sınav amirin tayin edildim.' -A. Ümit. 2) girilen sınavda başarılı olmak.

101 görüntülenme

hazıra konmak

başkasının emeğiyle ortaya çıkmış bir şeyden yararlanmak: 'Hazıra konmak istemeyen şair, yeni söyleyişler aramak zorundadır.' -O. V. Kanık.

101 görüntülenme

patlak vermek

gizli kalması istenen veya beklenmedik bir olay, ansızın ortaya çıkmak: 'İnsanın vuzuhsuzluk içinde her an bir hadisenin patlak vermesini beklemesi kadar fena bir şey tasavvur edilemez.' -E. İ. Benice.

101 görüntülenme

sınıfta çakmak

argo sınıfta kalmak.

101 görüntülenme

buzdolabı gibi

çok soğuk bir etki uyandıran (kimse).

101 görüntülenme

patlama!

'sabret, sakin ol' anlamında kullanılan uyarıcı bir söz: Patlama, geliyorum!

101 görüntülenme

yedeğe almak (takmak)

1) bağlayarak ardından çekip götürmek: 'Sonra otomobili yedeğe takıp götürdüler.' -R. H. Karay. 2) destek verip yanında yürümek, yürümesine ve hareketine yardımcı olmak: 'Bunlardan yürümeye mecali olmayan bazılarını erkekler iki taraflarından kollarına girmek suretiyle yedeğe almışlar.' -R. N. Güntekin.

101 görüntülenme

kuruda kalmak

deniz alçaldığında gemi karaya oturmak.

101 görüntülenme

sütununu açmak

yer vermek, yayımlamak: 'Sanat dergilerinden biri bir ara, genç şairlere sütunlarını açmıştı.' -B. R. Eyuboğlu.

101 görüntülenme

nabız yoklamak

nabzını yoklamak.

101 görüntülenme

işi olmak

1) yapacak bir şeyi bulunmak; 2) işi istediği gibi bitirmek; 3) uğraşma zorunda olmak: Üstelik sen de buraya girmeye kalkışırsan işimiz var.

101 görüntülenme

ortam yaratmak

imkân sağlamak: 'Devlet ... elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.' -Anayasa.

101 görüntülenme

masal âleminde yaşamak

1) gerçek olmayan, gerçekleşmesi güç olan şeyler düşünerek yaşamak; 2) masallardaki gibi olağanüstü güzel anlar yaşamak.

101 görüntülenme

endişeye düşmek

tasaya kapılmak, kaygılanmak: 'Hatta kilise yetkilileri onun sağlığından endişeye düştüler.' -İ. O. Anar.

101 görüntülenme

çemberi yarmak

bir veya birkaç noktayı delerek kuşatmadan kurtulmak.

101 görüntülenme