En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kırmızı kart göstermek

sp. 1) oyundan çıkarma cezasına çarptırmak; 2) mec. ciddi bir biçimde uyarmak; 3) mec. dışlamak.

100 görüntülenme

adımlarını açmak

yürürken hızlanmak.

100 görüntülenme

aralık vermek

1) yeniden başlamak üzere bir işi kısa süre bırakmak; 2) harfler veya satırlar arasında boşluk bırakmak.

100 görüntülenme

duman vermek

1) çok duman çıkarmak; 2) mec. ortalığı karıştırmak: 'Sonra sen gazetende istediğin gibi ver dumanı.' -A. İlhan.

100 görüntülenme

aylak adam işidir

'işsiz güçsüz adama uygun bir iştir' anlamında kullanılan bir söz.

100 görüntülenme

başını gözünü yarmak

bir işi kötü yapmak, bir işi istenildiği gibi yapmamak.

100 görüntülenme

duvar gibi

sağır.

100 görüntülenme

akşamı zor etmek

bir türlü akşam olmamak.

100 görüntülenme

cahil kalmak

bilgi edinememek, bilgisi olmamak: 'Bu konularda yeni kuşağın yanında her zaman cahil kalmaya mahkûmuz.' -H. Taner.

100 görüntülenme

ne mene

ne çeşit, ne türlü: 'Deve kuşunun boyunu bosunu, biçimini, ne mene bir hayvan olduğunu bilirsiniz.' -N. Hikmet.

100 görüntülenme

kuşku uyanmak

kuşku oluşmak: 'Fakat bu mektubun yazısı önceki gün gelen zarf üzerindeki yazıya çok benzediği için genç adamın yüreğinde bir kuşku uyanıyor.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

100 görüntülenme

içini kemirmek

bir üzüntüden rahatsızlık duymak, tedirgin olmak.

100 görüntülenme

(birini) teneşir paklamak

yaşarken kirli işlere bulaşan kimseler için tek çıkar yol ölüm olmak: 'Pis herif, o huyundan vazgeçmez. Onu ancak teneşir paklayacak.' -O. Kemal.

100 görüntülenme

sırtüstü yatmak

1) sırtı yere gelmek üzere yatmak: 'Sırtüstü yatıp gözlerinizi kara bir bezle bağlayın.' -H. Taner. 2) hiçbir şey yapmamak: 'Üç gün sırtüstü yattım trende.' -N. Hikmet. 3) mec. çalışmadan rahat bir yaşam sürmek.

100 görüntülenme

yenilik yapmak

değişiklik yapmak, değişiklik getirmek.

100 görüntülenme

kızak yapmak

taşıt fren görevini yerine getirdiği hâlde duramayıp kaymak.

100 görüntülenme

kuvvet almak

herhangi bir yardımla gücü artmak, kuvvetlenmek: 'Bundan kuvvet alarak âdeta bir nevi buruksu saadet içinde yaşamaktayım.' -R. H. Karay.

100 görüntülenme

turp gibi

sağlığı yerinde.

100 görüntülenme

yürek vermek

yüreklendirmek, cesaretlendirmek.

100 görüntülenme

ağır söylemek

acı, dokunaklı sözler söylemek.

100 görüntülenme

namazı kılınmak

Müslüman birinin cenaze namazı kılınmak: 'Bir akşam uyudu / Uyanmayıverdi / Aldılar götürdüler / Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü' -O. V. Kanık.

100 görüntülenme

yüze duramamak

birinin hatırından çıkamamak, birinin hatırını kıramamak: 'Belki ihtiyaçları olur isterler, yüze duramam.' -R. N. Güntekin.

100 görüntülenme

ayrıntıya inmek

bir konuyu en küçük noktasına kadar inceleyip araştırmak: 'Ne var ki genelleyici bakış açısı, bizi bazen yararlı ayrıntılara inmekten ister istemez alıkoyuyor.' -H. Taner.

100 görüntülenme

taşlar yerine oturmak

1) her şey yerli yerinde olmak; 2) her makama, işin veya görevin gereklerine uygun kişi yerleşmek.

100 görüntülenme

nefsini köreltmek (körletmek)

beden isteklerinden herhangi birini üstünkörü gidermek, nefsini yatıştırmak: 'Yani şüphelendiği müşterilerin yolunu kesmiyor, uzaktan uzağa onları takip etmekle nefsini köreltiyordu.' -N. Hikmet.

100 görüntülenme

ağırlığı olmak

etkisi büyük olmak: 'Başsavcının yargıçlar arasında belli bir ağırlığı var kuşkusuz.' -A. Kulin.

100 görüntülenme

emekliye sevk etmek

emekliye ayırmak: 'Bayanı emekliye sevk ederek kendisinin evleneceğini söyledi.' -R. N. Güntekin.

100 görüntülenme

başsağlığında bulunmak

başsağlığı dilemek.

100 görüntülenme

erketelik yapmak

gözetlemek: 'Bir kadınla erkeğin buluşmasında erketelik yapmak, pek de onurlu bir iş değildi ne de olsa.' -E. Bener.

100 görüntülenme

ağırlık basmak (çökmek)

1) gevşeklik ve uyku gelmek; 2) ağır bir hava kaplamak; 3) sessizlik oluşmak: 'Yavaş yavaş bir ağırlık çöktü. Bir sakinlik herkesi kapladı.' -M. Ş. Esendal.

100 görüntülenme