En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

az buz olmamak

bir şey azımsanacak kadar olmamak: 'Saçlarının tamamı ağarmış. Az buz değil üç yılı doldurduk birlikte.' -A. Kulin.

100 görüntülenme

(birinin) yâdını uyandırmak

onu hatırlatmak: 'Ona ait her hatıra muazzez ve yâdını uyandıracak her vesile kıymetlidir.' -İ. A. Gövsa.

100 görüntülenme

alaka duymak

ilgi duymak.

100 görüntülenme

başta taşımak

çok saygı göstermek.

100 görüntülenme

baştan çıkarmak

1) kötü yola sürüklemek, doğru yoldan saptırmak: 'Perihan adında bir bayan, bizim güveyi dans arasında ayartıp baştan çıkarmış.' -M. Ş. Esendal. 2) karşı cinsi bir ilişkiye ikna etmek.

100 görüntülenme

arkada kalmak

1) geriden gelmek, geride kalmak; 2) değerce ileride olanların arkasında kalmak, ileri gidememek.

100 görüntülenme

batkıya uğramak

hüsranla karşılaşmak: 'O geniş caddeler bugünkü hazin görünümleriyle nihayet bulurlar. Edebiyatın özlemleri acı bir batkıya uğrar.' -S. İleri.

100 görüntülenme

arkası alınmak

sona erdirilmek, bitirilmek, bir yerde durdurulmak: Kaçakçılığın arkası alındı.

100 görüntülenme

eski kulağı kesiklerden olmak

görmüş geçirmiş, çok deneyimli olmak.

100 görüntülenme

fikir vermek

1) düşüncesini bildirmek: 'Evet iyi bir şey değil fakat benim için bir fikir verir diye seçtim.' -R. N. Güntekin. 2) bir konuda yol gösterici bilgi edinmek: 'İşitilen sözler, görülen tavırlar, beğenilen düşünceler Şinasi Bey'e yeni fikirler vermeye başladı.' -M. Ş. Esendal.

100 görüntülenme

arkasından atmak (konuşmak)

dedikodusunu yapmak.

100 görüntülenme

nazara gelmek

göz değmek: 'Hele marangoz Halil'in gözünü de denemiş. Nazara gelmemek için kendi kendine okuyup üflüyor, nerede tahta görürse tak tak vuruyor.' -H. Taner.

100 görüntülenme

kambur üstüne kambur (kambur kambur üstüne)

sıkıntı ve tersliklerin üst üste geldiğini anlatan bir söz.

100 görüntülenme

kişilik kazanmak

bir kişinin öz yapısı, kişiliği belirginleşmek.

100 görüntülenme

arkasından zil takıp oynamak

birinin bir yerden ayrılmasına veya bir işte başarısızlığa uğramasına çok sevinmek.

100 görüntülenme

dış kapının mandalı

1) uzak akraba; 2) önemsiz, değersiz.

100 görüntülenme

iş ki

yeter ki: İş ki sınıfını geçsin.

100 görüntülenme

pireyi gözünden vurmak

keskin bir nişancı olmak: 'Hem o kadar nişancıdır ki pireyi gözünden vurur.' -H. R. Gürpınar.

100 görüntülenme

alıcı çıkmak

1) müşteri olmak; 2) istemek, talip olmak: 'İzmir'den gelmiş birtakım hanımlar onu kız sanıp alıcı çıktılar.' -M. Ş. Esendal.

100 görüntülenme

bekçi kalmak

koruyucu, gözcü, denetleyici olarak beklemek: 'Yıkılan o saltanatlar üzerinde bir kandil gibi artık sonsuzluğa dek bekçi kalacaktı.' -R. E. Ünaydın.

100 görüntülenme

sinirleri gevşemek (yatışmak)

sinirliyken ferahlamak, sakinleşmek.

100 görüntülenme

iyi ki

güzel bir rastlantı olarak, ne mutlu: 'İyi ki o günkü acı ile ölmemişiz.' -F. R. Atay.

100 görüntülenme

itidalini muhafaza etmek

kendini aşırılığa kaptırmamak, kendini tutmak: 'Fakat itidalinizi muhafaza etmek şartıyla haber verebilirim.' -A. Gündüz.

100 görüntülenme

tay tay durmak

emekleme döneminde, henüz yürüyemeyen çocuk ayakları üzerinde durmak.

100 görüntülenme

ham hum etmek

belirsiz, önemsiz, boş birtakım sözler söylemek.

100 görüntülenme

öğür olmak

çokça birlikte bulunmaktan çok sıkı bir alışkanlık edinmek: 'Çoluk çocuk öylesine öğür oldular ki anları dışarıdan gören pekâlâ çok nüfuslu tek bir aile sanabilirdi.' -H. Taner.

100 görüntülenme

hesaplı hareket etmek

ölçülü davranmak.

100 görüntülenme

öksürük tutmak

sürekli ve şiddetli öksürmek.

100 görüntülenme

tazyik etmek

1) zorlamak, baskı yapmak; 2) sıkıştırmak: 'Adamın bileklerini iki avucunun arasına alarak tazyik ediyor.' -E. M. Karakurt.

100 görüntülenme

hoş geldiniz

gelen kişiye söylenen selamlama sözü.

100 görüntülenme