En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

canı gibi sevmek

çok güçlü bir sevgiyle bağlanmak: 'Amcasının sırtını, canı gibi sevdiği sekiz yaşındaki Serdar'ı nasıl okşarsa öyle sıvazlıyor.' -T. Buğra.

100 görüntülenme

belaya çatmak (girmek, uğramak)

beklenmedik bir bela ile karşılaşmak: 'Çattık belaya, ne ister bu adam benden canım, şamaroğlanına döndürdü.' -R. N. Güntekin.

100 görüntülenme

diken üstünde oturmak (olmak)

bir yerde tedirginlik duymak: 'O bir yıl içinde diken üstünde otururum o evde; düş kuramam, şiir yazamam.' -M. C. Anday. 'Konuşmaya başladık. Yine kavga ederiz diye diken üstündeyim.' -R. Erduran.

100 görüntülenme

(biri) fitili almak

birdenbire telaşlanmak, kaygılanmak, öfkelenmek.

100 görüntülenme

dikiş tutturamamak

bir işte veya bir yerde herhangi bir sebeple uzun süre kalmamak.

100 görüntülenme

(birinin) ateşine yanmak

bir kimse yüzünden zarara uğramak.

100 görüntülenme

hanumanını yıkmak

ocağını yıkmak, evini barkını dağıtmak: 'Bu oğlan hanumanımı yıkar benim, derdi.' -R. N. Güntekin.

100 görüntülenme

eti kemiğine yapışmak

çok zayıflamak.

100 görüntülenme

etinden et koparmak (kesmek)

çok acı vermek.

100 görüntülenme

birinci elden kaynağa gitmek

bilimsel çalışmalarda kaynakların aslına, özgününe dayanmak.

100 görüntülenme

bahsi kazanmak

ileri sürülen, savunulan görüşün doğru olduğu belli olmak.

100 görüntülenme

etliye sütlüye karışmamak

toplum içindeki çeşitli hareketlerden uzak durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek, tartışmalı konulardan kaçınmak: 'Etliye sütlüye karışmamak ve hiçbir ideal için hiçbir mücadeleye katılmamak onun mizacıdır.' -P. Safa.

100 görüntülenme

izlenim (izlemini) bırakmak (vermek)

etki bırakmak: 'Görevlilerin edalı ve dıbır dıbır yürüyüşleri bir geçit töreni izlenimini verir.' -S. Birsel.

100 görüntülenme

kelle koltukta gezmek

gözünü budaktan esirgememek.

100 görüntülenme

postaya atmak (vermek)

mektup, gazete, paket vb.ni gideceği yere ulaşması için posta kuruluşuna vermek, postalamak: 'Evet. Dilekçeyi de şimdi verdim postaya.' -T. Buğra.

100 görüntülenme

düz duvara tırmanmak

çocuk, çok yaramazlık yapmak.

100 görüntülenme

koltuğuna girmek

koltuğunun altına sığınmak.

100 görüntülenme

şeytana parmak ısırtmak

çok kötü ve çirkin bir şey yapmak.

100 görüntülenme

dile dolamak

bir şeyi veya konuyu sık sık tekrar etmek.

100 görüntülenme

laf yetiştirmek

birinin söylediklerine olur olmaz karşılık vermek, çene yarıştırmaya kalkmak: 'Evin hanımı sokaktan geçene laf yetiştirmek için vakit yitirmemeli.' -S. İleri.

100 görüntülenme

(birine) yetki vermek

yetkilendirmek.

100 görüntülenme

iler tutar yeri olmamak (kalmamak)

çok dağınık, kötü, bozuk veya berbat bir duruma gelmek: 'Mamafih, artık iler tutar yeri kalmayan paltosunu eskiciye satmak suretiyle bu kararını biraz daha uzattı.' -H. Taner.

100 görüntülenme

lafa boğmak

bir konu üzerinde konuşulurken ilgisiz, gereksiz ve anlamsız bir biçimde söz edip asıl konuyu değiştirmek, unutturmak, karıştırmak.

100 görüntülenme

şeytanın işi yok

'ne hikmetse, aksilik bu ya' anlamında kullanılan bir söz.

100 görüntülenme

umutsuzluğa düşmek (kapılmak)

umudu kalmamak, güveni sarsılmak, olumsuzluğa sürüklenmek: 'Yoksa gönlümüzü kırmaktan, bizi umutsuzluğa düşürmekten bir şey kazanılmaz.' -S. F. Abasıyanık.

100 görüntülenme

kefekiye dönmek

delik deşik olmak.

100 görüntülenme

gayret vermek

isteklendirmek, özendirmek, yüreklendirmek.

100 görüntülenme

serinlik vermek

1) serin duruma getirmek; 2) mec. acısını, sıkıntısını azaltmak, avundurmak; 3) mec. rahatlatmak, huzura kavuşturmak: 'Evimin cehennemi içinde bana biraz serinlik verebilecek, bir bu fikirler vardı.' -P. Safa.

100 görüntülenme

kabak gibi

tüysüz, çıplak, her tarafı açık.

100 görüntülenme

çorap kaçmak

çorabın bir teli kopup örgüsü uzunlamasına açılmak.

100 görüntülenme