En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

hesap sormak

1) bir konuda açıklama ve savunma istemek, sorumlu tutmak: 'Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar.' -M. Ş. Esendal. 2) birini, birilerini yöntem veya yasa dışı davranışlarından dolayı sorguya çekmek; 3) tehdit ederek uyarmak.

96 görüntülenme

pislik parmağından (paçalarından) akmak

çok kirli olmak.

96 görüntülenme

çiçeği burnunda, çamuru karnında

çok taze (sebze veya meyve).

96 görüntülenme

çiçek çıkarmak

çiçek hastalığına tutulmak: 'Küçükken çıkardığı çiçek, sabanla tarla sürer gibi çehresinin altını üstüne getirmiş.' -R. N. Güntekin.

96 görüntülenme

gözlerini bayıltmak

gözlerini yarı kapamak: 'İnleyerek, gözlerini bayıltarak nasıl düştüğünü anlatıyor.' -M. Ş. Esendal.

96 görüntülenme

kan ağlamak

büyük bir üzüntü içinde bulunmak.

96 görüntülenme

zaafa kapılmak

direnme gücü gösterememek: 'Genç adamı her gördüğünde, zaafa kapılarak bütün hakaretlerini bağışlar olmuştu.' -A. Kulin.

96 görüntülenme

alışverişi kesmek

biriyle ilgisi kalmamak.

96 görüntülenme

ne günlere kaldık!

zamanın olaylarından yakınma anlatan bir söz.

96 görüntülenme

hıçkırık tutmak

sürekli olarak hıçkırmak.

96 görüntülenme

boğaz durmaz

yeme içme gereksiniminin başka ihtiyaçlar gibi geri bırakılamayacağını anlatan bir söz.

96 görüntülenme

imbikten çekmek

damıtmak.

96 görüntülenme

sergin vermek

hastalanıp yatağa yatmak.

96 görüntülenme

(birinin, bir işin) ardına (arkasına) düşmek

arkasından gitmek, peşini bırakmamak: 'Muhatabı da olmayan gecikmiş hesapların ardına düşüyordu.' -M. Mungan.

96 görüntülenme

(...-mesi) an meselesi

olması her an mümkün, sürekli gerçekleşebilecek durumda: Dayımların gelmesi an meselesi.

96 görüntülenme

... canlısı

... düşkünü.

96 görüntülenme

geçinmeye gönlü olmamak

herhangi bir konuda isteksizliğini belli etmek.

96 görüntülenme

geçmiş ola

'o fırsat bir daha ele geçmez' anlamında kullanılan bir söz.

96 görüntülenme

meteliğe kurşun atmak

parası kalmamak.

96 görüntülenme

hocalık etmek

1) öğretmenlik yapmak: 'Mülkiyede Osmanlı tarihi alanında hocalık, müdürlük, yazarlık etmiş.' -R. E. Ünaydın. 2) mec. akıl öğretmek, öğüt vermek: 'Böyle heybetli, akıllı adam, sana hocalık etmiş adam ölür mü hiç?' -N. Hikmet.

96 görüntülenme

... demeye getirmek

doğrudan söylemeyip dolayısıyla anlatmak: 'Hadi, sedirin önünde tepsiyi elimden sen al, demeye getiriyormuş.' -A. Ağaoğlu.

95 görüntülenme

... yaşını sürmek

... yaşında olmak: 'Artık çocuk değilsin, on yedi yaşını sürüyorsun.' -O. V. Kanık.

95 görüntülenme

demediğini bırakmamak (koymamak)

birisi için kırıcı, ağır, ileri geri konuşmak.

95 görüntülenme

(her biri başka bir) hava çalmak

her biri, birbiriyle çelişen, birbirine uymayan davranış ve düşüncede bulunmak.

95 görüntülenme

iftira atmak

iftira etmek: 'Elin nur topu gibi kızına iftira atmak doğru mu?' -A. Gündüz.

95 görüntülenme

gözden çıkarmak

bir mal, para, değer yargısı vb. maddi veya manevi varlığın elden çıkarılmasını kabul etmek: 'İnsan, emeğini o kadar kolay gözden çıkaramıyor.' -A. Ağaoğlu.

95 görüntülenme

gık dedirtmemek

ses çıkarmasına fırsat vermemek.

95 görüntülenme

alaya almak

alay etmek, eğlenmek: 'Büyük İskender'den de bir şey yaşadığını seziyor ve kendi kendisini alaya alıyor.' -N. F. Kısakürek.

95 görüntülenme

(bir yeri birine) zindan etmek

bir yeri yaşanmaz, huzursuz, rahatsız, zevk alınmaz bir duruma getirmek: 'Ah evladım, sorma, onu bir zalim herif aldı, zavallı tazeye dünyayı zindan etti.' -Ö. Seyfettin.

95 görüntülenme

cepten vermek

kendi kesesinden, kendi malından ödemek: 'Kâğıt parasını oyuna başlamadan peşinen cepten vereceğiz.' -K. Tahir.

95 görüntülenme