En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

sancak göstermek

den. gemi, ulusunu belirten sancağını göndere çekmek.

68 görüntülenme

izine dönmek

esk. bir karar veya yargıdan geri dönmek, bir karardan vazgeçmek, rücu etmek.

68 görüntülenme

sandığa gitmek

1) seçim kararı almak; 2) oy kullanmak.

68 görüntülenme

şikâyet getirmek

sızlanmak, yakınmak: 'Hüsmen de yorgunluğundan şikâyet getirmiyor, hak uğruna çalışmak ona yol mihnetlerini unutturuyordu.' -R. H. Karay.

68 görüntülenme

eğrisi doğrusuna gelmek

olmayacak gibi görünen bir iş, bir girişim, rastlantı sonucu olumlu bitmek.

68 görüntülenme

beti benzi kalmamak

yüzü sararıp solmak: 'Müşterim bu sesi duyunca arabayı durdurdu. Beti benzi kalmadı. Eli ayağı titremeye başladı.' -H. R. Gürpınar.

68 görüntülenme

ötesi var mı?

'daha diyecek var mı?' anlamında kullanılan bir söz: 'Hasta da olsalar yapmıyorum işte! Ötesi var mı? İşte başhekim, git söyle.' -M. Ş. Esendal.

68 görüntülenme

şu kadar

çok fazla.

68 görüntülenme

korkudan çıldırmak

aşırı korku yüzünden aklını yitirmek, delirmek: 'Yoksa çocuk, etrafını saran hayaletlerin dehşeti karşısında mutlaka korkudan çıldırırdı.' -R. N. Güntekin.

68 görüntülenme

lakırtısı ağzında kalmak

konuşan kimsenin, bir başkasının söze başlaması veya ani bir olay sonucunda sözü yarım kalmak.

68 görüntülenme

hatırını hoş etmek

sevindirmek, memnun etmek.

67 görüntülenme

müze gibi

eski ve değerli eşyaları olan (yer).

67 görüntülenme

aklı ermek

1) anlayabilmek: 'Bir sihirbaz inceliği ile başlayan iş, bir hamal kabalığı ile bitirilmeli ki neticeye aklı ersin.' -N. F. Kısakürek. 2) akılca olgunlaşmak: 'Aklı her şeye eriyor, eli her işe yatıyor.' -A. İlhan.

67 görüntülenme

yüreğine dokunmak

üzülmek: 'Hem öyle manzaralar benim yüreğime dokunuyor.' -R. N. Güntekin.

67 görüntülenme

bir köşeye çekilmek

hiçbir işe karışmayarak yaşamak: 'Bir köşeye çekilip ölümü beklemek.' -Ö. Seyfettin.

67 görüntülenme

tasvip görmek

birinin bir düşünce ve davranışı uygun, yerinde bulunmak.

67 görüntülenme

kavgaya girişmek (tutuşmak)

kavgaya başlamak: 'Kendilerine acındırmak için yalandan kavgaya tutuşup birbirlerinin saçlarını başlarını yoldular. Yüzlerini kanattılar.' -L. Tekin.

67 görüntülenme

hakkını helal etmek

hakkını, emeğini bağışlamak: 'Bu bahtiyar hanımcağızı sordular, iyi biliriz, dedik, hakkımızı helal ettik.' -M. Ş. Esendal.

67 görüntülenme

turşuya dönmek

çok yorulmak, bitkinleşmek: 'Zaten yerinden kımıldanacak hâli kalmamıştı, turşuya dönmüştü ve lakin kabadayılığı da elden bırakmıyordu.' -N. Hikmet.

67 görüntülenme

namı nişanı kalmamak

yok olup unutulmak.

67 görüntülenme

tutunacak dalı olmak

güveneceği bir kimse veya şey bulunmak.

67 görüntülenme

kaynanalık taslamak

kaynana gibi davranmak: 'Hani kayınvalidem olsa, canım yanmayacak ama bana sürekli kaynanalık taslayan hanım, kocamın anası bile değil.' -A. Kulin.

67 görüntülenme

kılıç çekmek

saldırmak veya selamlamak amacıyla kılıcı kınından çıkarmak.

67 görüntülenme

kazığa vurmak

esk. bir kimseyi yere dikilmiş ucu sivri bir kazığa oturtarak öldürmek: 'Münasebetsizliklerine mukabele edeni ihtimal kazığa vuracak, derisini yüzecek, akla gelmedik kaba bir vahşetle öldürecekti.' -Ö. Seyfettin.

67 görüntülenme

sahip kılmak

sahip olmasını sağlamak.

67 görüntülenme

pişirip kotarmak

bir işi sonuçlandırmak, tamamlamak.

67 görüntülenme

pek söylemek

kırıcı ve sert konuşmak.

67 görüntülenme

peresesine getirmek

tam sırasını, uygun zamanını bulmak, biçimine getirmek.

67 görüntülenme

zamanı dolmak

bir iş için ayrılan süre sona ermek.

67 görüntülenme

şırınga yapmak

şırınga ile vücuda gerekli yerinden ilaç vermek.

67 görüntülenme