En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

cumartesi kibarı gibi süslenmek

özentili fakat zevksiz süslenmek.

56 görüntülenme

hayal olmak

1) gerçekleştirilememek; 2) geçmişte kalmak, hatıra olmak.

56 görüntülenme

(birinin) ödünü koparmak (patlatmak)

çok korkutmak.

56 görüntülenme

görücüye çıkmak

evlenmesi söz konusu olan kız görücüye görünmek: 'Onu indirmek, görücüye çıkmaya razı etmek için başta haminne olmak üzere bütün ev halkı ağacın altında durdu, yalvardı.' -H. E. Adıvar.

56 görüntülenme

başında torbası eksik

kaba saba, yontulmamış (kimse).

56 görüntülenme

ayınları çatlatmak

ayın harfinin Arapçaya özgü sesini gırtlakta boğumlamaya çalışmak.

56 görüntülenme

(bir işin, bir kimsenin) arkasına düşmek (takılmak)

1) bir işi sona erdirmek için sıkı çalışmak; 2) birini gözden ayırmayarak arkasından gitmek: 'İstanbul'da ne kadar şair, hikâyeci varsa hepsinin arkasına düşüyor, hepsiyle tanışıyordu.' -B. R. Eyuboğlu.

56 görüntülenme

(bir yer) güneş almak (görmek)

güneş ışınlarıyla aydınlanacak durumda olmak: 'O ev güneş görmüyor. Soba yanmazsa her şey nemleniyor.' -A. Ümit.

56 görüntülenme

gark olmak

1) gömülmek, batmak: 'Toprağa gark olmuş nazik tenleri / Söylemekten kalmış tatlı dilleri' -Yunus Emre. 2) mec. boğulmak: Paraya gark oldu.

56 görüntülenme

(birine göre) hava hoş

'bir şeyin olmasıyla olmaması arasında fark yok' anlamında kullanılan bir söz.

55 görüntülenme

(bir şeye) kul olmak

aşırı derecede bağlanmak, boyun eğmek: 'Ben serüvenlere kul olmayacağım, serüvenler bana kul olacak.' -A. İlhan.

55 görüntülenme

el sıkışmak

pazarlıkta anlaşmak.

55 görüntülenme

(bir şeyi) aklına koymak

1) bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek: 'Fakat Ömer birinci mevkiye oturmayı aklına koymuştu.' -N. Hikmet. 2) çok istemek: 'Bir düşünsün, meslekte kalmayı aklına koyuyorsa gecikmesin, vardiyaya buyursun.' -Z. Selimoğlu.

55 görüntülenme

bile bile lades

1) kötü bir durumu öyle gerektiği için kabullenmiş görünme, bilerek aldanmış görünme: 'Benimki bir yapı meselesi. Ben böyleyim. Benimki bile bile lades. Aldırmıyorum, hoşgörümü kullanıyorum.' -N. Meriç. 2) sonucun kötü olacağını bilse bile bir işe girme.

55 görüntülenme

gümrükten mal kaçırır gibi

yangından mal kaçırır gibi.

55 görüntülenme

(birine) kul köle olmak

tam bir doğruluk ve özveri ile bağlanarak bütün isteklerini yerine getirmeye hazır olmak.

55 görüntülenme

para çıkışmamak

para yetişmemek: 'Emine göğsünün altından çıkardığı rutubetli bir meşin çantanın orta gözünü açtı, hesapladı, kırk para çıkışmıyordu.' -R. H. Karay.

55 görüntülenme

akıllılık etmek

1) yerinde ve uygun davranmak; 2) uyanık davranmak.

55 görüntülenme

cin olmadan şeytan (adam) çarpmak

gücünün üstündeki işleri başarmaya kalkışmak.

55 görüntülenme

tırnak sürüştürmek

kavgayı körüklemek.

55 görüntülenme

(bir şeyin) dibini boylamak

batmak: Kayık denizin dibini boyladı.

55 görüntülenme

sevinç yaşları (gözyaşları) dökmek

sevinçten ağlamak: 'Şu mendilini burnuna tutmuş, sevinç yaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı.' -H. Taner.

55 görüntülenme

içi yanmak

1) çok susamak; 2) büyük bir acı, sıkıntı vb. nedenlerle çok üzülmek: 'Sanki ağlayan ve en çok içi yanan o değildi.' -T. Buğra. 3) bir şeye karşı büyük bir özlem duymak: 'Biliyorum içiniz vatan aşkıyla yanıyor, aynen benim gibi.' -M. İzgü.

55 görüntülenme

için için yanmak

1) ateşin yanması sürmek, farkına varılmadan yanmak: 'Pamuk için için yanıyor, zaman zaman küçük parıltılar çıkarıyordu.' -A. Kutlu. 2) mec. dışa vurmadan çok üzülmek.

55 görüntülenme

hacet yok

'gerekliği yok, gerekli değil, istemez' anlamında kullanılan bir söz: 'Hiç üzülmeyin, yemin etmenize de hiç hacet yok.' -A. Ş. Hisar.

55 görüntülenme

aklından zoru olmak

akla sığmayacak işler yapmak.

55 görüntülenme

içeriye düşmek

hapse girmek.

55 görüntülenme

demek olmak

anlamına gelmek: Sene 'yıl' demektir, senevi de 'yıllık' demek olacak.

55 görüntülenme

dünya gözü ile görmek

ölmeden önce görmek: 'Seni dünya gözüyle bir daha görmeyi nasip edene şükrolsun.' -Y. Kemal.

55 görüntülenme

(biriyle) aşık atmak

1) yarış etmek, yarışmak: 'Yonca, bu iki erkek çocuktan ayrı bir yaratık olduğunu, onlarla aşık atamayacağını bilir.' -O. Rifat. 2) boy ölçüşmek.

55 görüntülenme