En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

iple çekmek

sabırsızlıkla beklemek: 'Ertesi günün öğleye doğru olan saatlerini iple çekiyordum.' -Y. K. Beyatlı.

48 görüntülenme

gözetim altında tutmak

göz önünden ayırmamak: 'Onu kolla, gözetim altında tut ama bunu ona hiç belli etme.' -A. Kulin.

48 görüntülenme

gözden (gözünden) düşmek

bir kişi veya şey değerini yitirmek, rağbet görmemek: 'Muhtarın oğlu bu hasta köpeklere düşman olduğu günden beri gözümden düştü.' -S. F. Abasıyanık.

48 görüntülenme

çifte atmak

1) at, eşek arka ayakları ile vurmak; 2) iki namlulu av tüfeğini patlatmak.

48 görüntülenme

dünyayı tutmak

çok yayılmak, her yere dağılmak: 'Şöhreti dünyayı tutan Paris kadını nadiren güzeldir.' -A. Haşim.

48 görüntülenme

(birinde birinin) havası olmak

o kimseye benzemek, o kimseyi hatırlatmak: Onda babasının havası var.

48 görüntülenme

(birinden, bir şeyden) ağzı yanmak

bir şeyden veya kişiden büyük zarar görmek: 'Ağzım yanmıştı bir kez şişman kadından, biz etine buduna aldanmıştık.' -M. İzgü.

48 görüntülenme

lafı kıçından dinlemek

konuşulan konuyu ilgisiz, üstünkörü veya önem vermeden dinlemek.

48 görüntülenme

(birine) çamur atmak (sıçratmak)

birini kötü bir işe karışmış göstermek, kara çalmak, iftira etmek: 'Onlarla başa çıkmak kolay değildi, çünkü her an bir çamur atabilirlerdi kızdıklarında.' -A. Kulin.

48 görüntülenme

kendini bir şey sanmak

kendini olduğundan çok değerli görmek.

48 görüntülenme

barut kesilmek (olmak)

çok öfkelenmek.

47 görüntülenme

koyun kaval dinler gibi dinlemek

hiçbir şey anlamadan dinlemek: 'Kafa göz yara yara Hüsn ü Aşk'ı okuyor, hayranları da koyun kaval dinler gibi dinliyorlardı.' -A. H. Çelebi.

47 görüntülenme

(birinin) sözüne gelmek

sonunda birinin söylediğini kabul etmek.

47 görüntülenme

yedirip içirmek

beslemek.

47 görüntülenme

ateşe vermek

1) ateş içine sokmak: 'Bir parça büküyor, onu tekrar ateşe verinceye kadar evvelki hazır oluyordu.' -M. Ş. Esendal. 2) bir yeri kasten yakmak, kundak sokmak; 3) mec. aşırı telaşa ve sıkıntıya düşürmek; 4) mec. bir ülkeyi savaşa sokarak veya kargaşa ve karışıklık yaratarak sıkıntı ve yıkıma uğratmak.

47 görüntülenme

su yüzü görmemiş

su görmemiş.

47 görüntülenme

gururuna dokunmak

kişiliği zedelenmek, onuru kırılmak.

47 görüntülenme

zevale yüz tutmak

bozulmaya, alçalmaya, yok olmaya başlamak.

47 görüntülenme

üç aşağı beş yukarı dolaşmak

kararsızlık içinde, düşünerek, bir karara varmaya çalışarak gezinmek.

47 görüntülenme

süluk etmek

1) bir işe girmek; 2) bir tarikata girmek.

47 görüntülenme

yerine geçmek

1) görevden ayrılan birinin yerini almak; 2) bulunmayan bir nesnenin veya kavramın yerine kullanılabilmek.

47 görüntülenme

geri almak

1) verdiğini almak; 2) geriye doğru götürmek: Koltuğu biraz geri al. 3) düşmandan kurtarmak; 4) arabayı geri geri götürmek için vites kolunu geri durumuna getirmek.

47 görüntülenme

yol çizmek

bir konuda plan yapmak: 'Bütün günlerimiz için kendimize bir yol çizer, sonra her gün bunun aksine hareket ederiz.' -A. Ş. Hisar.

47 görüntülenme

(birinin) yüreğini tüketmek

bir şeyi anlayıncaya kadar anlatanı çok yormak.

47 görüntülenme

el tutmak

bir iş uzun süre uğraştırmak, vakit kaybettirmek.

47 görüntülenme

bastığı yeri bilmemek

1) çok sevinmek; 2) şaşkınlıktan nerede olduğunu seçememek, durumunu kontrol edememek.

47 görüntülenme

kapıyı göstermek

kovmak, uzaklaştırmak.

47 görüntülenme

cevabı dikmek (dayamak veya yapıştırmak)

hlk. kesin, ters ve karşısındakinin beklemediği bir karşılık vermek: 'Usta hemen cevabı yapıştırmıştı.' -N. Hikmet.

47 görüntülenme

bigâne düşmek

yabancılaşmak: 'Birkaç yabancı dili rahatlıkla konuşurken ana dilini bilmeyen ve bigâne düşmüş dudaklar susmalıdır.' -S. Ayverdi.

47 görüntülenme

kurşun gibi

1) katlanması zor bir biçimde: 'Gurbet acısı kurşun gibi içine çökmüştü şimdi.' -H. Taner. 2) sıkıntı veren; 3) çok ağır.

47 görüntülenme