En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(bir yere) ayağı düşmek

yolu düşmek.

35 görüntülenme

kaleyi içinden fethetmek

davasını karşı taraftan birinin yardımıyla kazanmak.

35 görüntülenme

başta gitmek

en ileri durumda bulunmak.

35 görüntülenme

yüze gülmek

1) yalandan dost görünmek; 2) sevimli, alımlı görünmek.

35 görüntülenme

yol iz bilmek

1) gideceği yolu ve yeri bilmek; 2) görgülü davranmak.

35 görüntülenme

kim vurduya gitmek

bir kalabalık arasında öldürülen veya vurulan kimsenin kimin tarafından öldürüldüğü veya vurulduğu anlaşılamamak: 'Herkes suçlu bu ortamda, herkes kim vurduya gidiyor, herkes korkuyor.' -A. Kulin.

35 görüntülenme

arkadaş değil, arka taşı

zarar veren arkadaş için söylenen bir söz.

35 görüntülenme

forsu olmak

bir konuda saygınlığı, gücü, söz geçirirliği bulunmak.

35 görüntülenme

tavır almak (takınmak)

belli bir durum veya davranış biçimini benimsemek, vaziyet almak: 'Bilgin değilim. Onun için yazılarımda da bilgince tavır takınmaktan çekinirim.' -O. V. Kanık. 'Parçasını söylerken aldığı tavır, insanı gülmekten katıltacak kadar komik.' -R. H. Karay.

35 görüntülenme

filiz vermek

1) sürgün çıkmaya başlamak: 'O sene ise buğday ekmişler, tam filiz verecekken Sakarya taşmış, yirmi gün çekilmemişti.' -S. F. Abasıyanık. 2) mec. ortaya çıkmak: 'Ama bu arada hiç akıllarda olmayan bir sıkıntı filiz vermişti.' -A. Kulin.

35 görüntülenme

canciğer kuzu sarması

içli dışlı, candan, pek içten: 'Bir gün evvel canciğer kuzu sarması, ferdası günü sen kimsin efendi ben seni tanımıyorum.' -H. Taner.

35 görüntülenme

(bir yerin) üst başı

yukarı yanı, yukarıda olan bölümü: '... önlerine katıp köyün üst başındaki pınar yerine çıktılar.' -M. Ş. Esendal.

35 görüntülenme

sak yatmak

derin uykuya dalmadan uyumak.

35 görüntülenme

bire ... vermek

1) buğday, arpa, nohut, fasulye vb. ürünler için toprak, kullanılan tohumun belli bir katı kadar ürün vermek; 2) şans oyunlarında verilen paradan daha fazla para kazandırmak.

35 görüntülenme

cılk etmek

bozmak, çürütmek.

35 görüntülenme

itin götüne (kıçına) sokmak

kaba rezil etmek.

35 görüntülenme

hırs bürümek

gözünü hırs bürümek.

35 görüntülenme

kol uzatmak

yayılmak, ulaşmak.

35 görüntülenme

ikinci plana düşmek

bir kimsenin veya topluluğun gözünde eski önemini, değerini yitirmek: Yanlış tutumu yüzünden ikinci plana düştü.

35 görüntülenme

gölge etmek

1) ışığa engel olmak; 2) mec. engel olmak; 3) mec. gereksiz yere rahatsız etmek: 'Gölge etme, başka ihsan istemem.' -Diyojen.

35 görüntülenme

gam yememek

tasa etmemek, kaygılanmamak, üzülmemek: 'Şu anda bile ölsem gam yemem.' -H. Taner.

35 görüntülenme

zaman tanımak

1) bir iş için yeterli zaman vermek; 2) bitmeyen bir iş için süreyi uzatmak.

35 görüntülenme

(birine) söz gelmek

bir davranışından dolayı eleştiriye konu olmak, yerilmek.

35 görüntülenme

ismi gibi bilmek

adı gibi bilmek.

35 görüntülenme

(birini) gömleğinden (gömlekten) geçirmek

evlat olarak kabul etmek, evlat edinmek.

35 görüntülenme

(birinden, bir şeyden) aşağı kalmamak

herhangi bir nitelik bakımından geri olmamak: 'Karısı kibarlıktan yana ondan aşağı kalmıyordu.' -H. Taner.

35 görüntülenme

efendiden bir adam

terbiyeli, kibar ve ağırbaşlı kimse.

35 görüntülenme

önüne çıkmak

1) rastlaşmak, karşılaşmak, karşısına çıkmak: 'Neden hiçbir korsan filosu önümüze çıkamadı?' -F. F. Tülbentçi. 2) mec. ilk defa görmek, yüz yüze gelmek: 'Kim olursa olsun önüme çıkanla yeniden evleneceğim.' -S. F. Abasıyanık. 3) yolunu kesmek için birdenbire karşı durmak: 'Kasabaya kömür indiren dağ köylülerinin önlerine çıkıp yol kesen haydutlar.' -M. Ş. Esendal.

35 görüntülenme

(birinden) buz gibi soğumak

birinden tiksinmek.

35 görüntülenme

süzgeçten geçirmek

ayrıntılı bir biçimde incelemek: 'Genç şair ile hanım ilk anlarda birbirlerini tepeden ayağa süzgeçten geçirdiler.' -N. F. Kısakürek.

35 görüntülenme