En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kalas gibi

kaba, kibar veya nazik olmayan, incelikten yoksun.

41 görüntülenme

işaret vermek

bir araç kullanarak bir şeyi belli etmek: 'Başı ile evet işareti verdi.' -A. Gündüz.

41 görüntülenme

müracaatta bulunmak

müracaat etmek.

41 görüntülenme

leke sürmek

birine onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak, suç yüklemek, lekelemek: 'Annemi kıskanıyor, bana leke sürmek istiyor.' -H. E. Adıvar.

41 görüntülenme

müstahak olmak

hak kazanmak, layık olmak: 'Sen bu akıbete iki defa müstahak olmuşsun çocuğum.' -R. N. Güntekin.

41 görüntülenme

hafif gelmek

1) ağırlığı fazla olmamak: 'Çok hafif geldiği için düvene ağır bir taş oturtmuşlardı.' -R. Enis. 2) mec. önemsiz görmek, değer verilmemek.

41 görüntülenme

mütekabiliyet esası üzerine

karşılıklı olarak.

41 görüntülenme

(birini) maşa gibi kullanmak

maşası olmak.

41 görüntülenme

göz önünde tutmak (bulundurmak)

herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını hesaba katmak, dikkate almak.

41 görüntülenme

gerdeğe girmek

gelinle damat düğün gecesi bir araya gelmek.

41 görüntülenme

ağır oturmak

ağırbaşlı olmak.

41 görüntülenme

ayrıcalık tanımak (göstermek)

1) birine özel hak vermek; 2) birini kayırmak.

41 görüntülenme

haklı bulmak

davasını, iddiasını, düşüncesini, davranışını doğru bulmak, yerinde görmek: Müdür onu haklı buldu.

41 görüntülenme

derya gibi

1) çok bilgili; 2) pek çok.

41 görüntülenme

dümen tutmak

den. teknenin gideceği yolu gözleyerek dümeni yönetmek: 'Kimimiz dümen tutar mavnalarda / Kimimiz çımacıdır halat başında' -O. V. Kanık.

41 görüntülenme

hâle yola koymak

iyi bir düzen vermek, tertiplemek: 'Ben avukatımla Baba meselesini bir hâle yola sokmaya uğraşırken Hacı Ömer ile Müftü arasında epeyce şiddetli bir kavga çıktı.' -R. N. Güntekin.

41 görüntülenme

ağız aramak (yoklamak)

öğrenmek istenilen şeyi söyletecek yolda dil kullanmak.

41 görüntülenme

arkadaş değil, arka taşı

zarar veren arkadaş için söylenen bir söz.

41 görüntülenme

(birinin) adını taşımak

1) birinin adıyla anılmak; 2) sahip olduğu adın sorumluluğunu yüklenmiş olmak.

41 görüntülenme

iki büklüm olmak

1) yorgunluk, hastalık, yaşlılık vb. nedenlerle beli bükülmek, öne doğru eğilmek: 'İnsanlar iki büklüm olup düştükleri konduların içinde dozer kasnaklarının sesiyle irkildiler.' -L. Tekin. 2) mec. riyakârlık, dalkavukluk, gerçek olmayan saygı vb. nedenlerle iki kat olup öne eğilmek: 'Değil bu yerlerin başkanına hatta hademesine saygılarını sunmak için iki büklüm olurlar.' -H. Taner.

41 görüntülenme

arkasından koşmak

1) iş yaptırmak için birinin arzusunu kollamak, görüşme fırsatı aramak; 2) birine çok ilgi duymak.

41 görüntülenme

ite ot, ata et vermek

ata et, ite ot vermek.

41 görüntülenme

gönül birliği etmek

duygusal anlamda tam bir uyum içinde olmak.

41 görüntülenme

(biriyle) düşüp kalkmak

1) erkek kadınla veya kadın erkekle yasa ve töre dışı yakın ilişki kurmak: 'Beni tanımadan önce de beni tanıdıktan sonra da başka erkeklerle düşüp kalktı.' -N. Cumalı. 2) biriyle çok yakın arkadaşlık etmek: 'Onu bu hâle sokan düşüp kalktığı arkadaşlarıdır.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

41 görüntülenme

(biriyle) hesabı kesmek

alışverişi veya ilgiyi kesmek: 'Bu hırsızın hesabını kesip kanunun pençesine teslim etmeliyiz.' -R. H. Karay.

41 görüntülenme

bire ... vermek

1) buğday, arpa, nohut, fasulye vb. ürünler için toprak, kullanılan tohumun belli bir katı kadar ürün vermek; 2) şans oyunlarında verilen paradan daha fazla para kazandırmak.

41 görüntülenme

gözlerinin içine kadar kızarmak

utancından yüzü çok kızarmak.

41 görüntülenme

cinnet getirmek

bir an için delilik belirtisi göstermek: 'Ayol, duydunuz mu? Fahim Bey cinnet getirmiş.' -A. Ş. Hisar.

41 görüntülenme

iki seksen uzanmak

alay bir çarpma, vurma sonucu boylu boyunca serilmek.

41 görüntülenme

armut piş ağzıma düş!

bir işe emek harcamaksızın onun kendiliğinden olmasını bekleyenlerin durumunu anlatan bir söz.

41 görüntülenme