En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

haşır neşir olmak

kaynaşmak, bir arada bulunup uğraşmak: 'Her ikisi de vahşi hayvanlarla haşır neşir olur.' -A. Erhat.

42 görüntülenme

kapı dışarı etmek (atmak)

kovmak, dışarı atmak: 'Sizin hepinizi kapı dışarı edecekler. Çünkü kaçak işçiye memlekette iş yok.' -M. İzgü.

42 görüntülenme

hata etmek (eylemek, işlemek)

yanlışlık yapmak, yanılgıya düşmek: 'Batıla alkış tutanların karşısına geçip hata eylediğimi yeni yeni öğrenmiş bulunuyorum.' -S. Ayverdi.

42 görüntülenme

imzayı basmak (çakmak)

tkz. imzalamak, imza etmek.

41 görüntülenme

ahenk vermek

düzeni, uyumu sağlamak: 'Türk diline en asil ahengini veren sanatkârı düşüneceğiz.' -O. S. Orhon.

41 görüntülenme

mezardan çıkarmak

bir kimseyi ölümden kurtarmak.

41 görüntülenme

biber gibi yanmak

1) deri, göz vb. çok acımak; 2) çok üzülmek, dertlenmek.

41 görüntülenme

hüküm giymek

mahkemece cezalandırılmak.

41 görüntülenme

lazım gelmek (olmak)

gerekmek: 'Ayın parlaması için gece lazım olduğu, gibi, dehanın parlaması için çok defa bir felaket lazım gelir.' -H. S. Tanrıöver. 'Nadiren kolunda, lazım oldukça kullanmak üzere bir pardösü bulunduğunu ancak fark ederdiniz.' -İ. A. Gövsa.

41 görüntülenme

iğne yemek

iğne olmak: 'Sonunda doktorların ısrarıyla bir sürü kuduz iğnesi yedi.' -R. Erduran.

41 görüntülenme

bilincine varmak

anlamak, kavramak: 'İnsanın herhangi bir araçla ne yaşadığının bilincine varmasının bir doyum ve haz kaynağı olduğu unutulmamalıdır.' -A. Cemal.

41 görüntülenme

insan ayağı değmemiş (basmamış)

içine insan girmemiş, içinde insan olmayan: 'Yine yeşil yosunlu, insan ayağı değmemiş gibi yokuşlar var ağaçlı.' -S. F. Abasıyanık.

41 görüntülenme

lezzetini çıkarmak

tadını çıkarmak: 'Lezzetini çıkara çıkara hikâyesine devam ediyordu.' -R. H. Karay.

41 görüntülenme

keseneğe almak

gelirini satın almak, iltizam etmek.

41 görüntülenme

minare gibi

çok uzun.

41 görüntülenme

doğru oturmak

uslu oturmak.

41 görüntülenme

ciğeri yanmak

çok acı ve sıkıntı çekmek, büyük bir acıya uğramak, yüreği yanmak.

41 görüntülenme

keyif çatmak

keyfetmek: 'Türkü söylüyorsun, keyif çatıyorsun.' -P. Safa.

41 görüntülenme

kucağında bulmak

beklemediği bir durumla karşı karşıya kalmak.

41 görüntülenme

(birinin) kârı olmamak

yapabileceği iş olmamak: 'Yaralı yaban domuzu gibi kaçan canavara yetişmek lalanın kârı değildi.' -R. N. Güntekin.

41 görüntülenme

mosmor kesilmek (olmak)

kötü duruma düşmek, bozulmak, mahcup olmak.

41 görüntülenme

başarısızlığa uğramak

başarısız olmak: 'Paşa acele bir taarruzun başarısızlığa uğramasından çekinmektedir.' -F. R. Atay.

41 görüntülenme

irtibat kurmak

bağlantı sağlamak: 'İrtibat kurduğu adamı gören tek kişi benim.' -O. Aysu.

41 görüntülenme

burnu sürtülmek

sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek, gururundan vazgeçmek.

41 görüntülenme

gününü (günlerini) saymak (beklemek)

kurtulamayacak hasta son günlerini yaşamak.

41 görüntülenme

bozuntuya uğramak

şaşkınlığa kapılmak.

41 görüntülenme

bir daha mı

hiçbir zaman: Bir daha mı, tövbeler tövbesi!

41 görüntülenme

bir dalda durmamak

sık sık iş veya düşünce değiştirmek.

41 görüntülenme

darmadağın olmak

1) dağınık ve karışık duruma gelmek: 'Gözlerinin sürmesi akmış, saçları darmadağın olmuştu.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) mec. kötü bir biçimde dövülmek.

41 görüntülenme

başı yastığa düşmek

yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak: 'Ve tekrar başı yastığa düştü ve uyudu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

41 görüntülenme