En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

az bulmak

yeterli görmemek, az saymak, azımsamak.

39 görüntülenme

gözden kaybetmek

görünmemek, ortadan çekilip gitmek: 'Mektepten sonra birbirimizi gözden kaybetmiştik.' -R. N. Güntekin.

39 görüntülenme

iş çevirmek

gizli, dolambaçlı bir iş yapmak: 'Öbürleri şüpheleniyorlar, bir iş çevirdi ama nasıl anlasak diye düşünüyorlardı.' -R. H. Karay.

39 görüntülenme

yüz vermemek

1) ilgi, yakınlık göstermemek: 'Sonra geniş bir odada orta yaşlı bankacı kendisine yüz vermeyen yargıcın kızına saldırdı.' -Y. Atılgan. 2) önemsememek: 'Bursa, yeşiline en uygun maviyi kondururken yüksek mimarlarımız renge hiç yüz vermiyorlar.' -B. R. Eyuboğlu.

39 görüntülenme

(birini veya bir şeyi) kurşun yağmuruna tutmak

çok sayıda ve sürekli kurşun atmak.

39 görüntülenme

matem tutmak

yas tutmak.

39 görüntülenme

başta gelmek

önde olmak, üstün durumda olmak: İpekçilikte Bursa başta gelir.

39 görüntülenme

erkekliği kesilmek

erkek fizyolojik görevini yerine getirememek: 'Yaşlı imiş ... çoktan erkekliği kesilmiş.' -K. Tahir.

39 görüntülenme

kayıt altına girmek

1) bir şey yapmaya zorlanmak: Ben kayıt altına giremem. 2) davranışları sınırlandırılmak.

39 görüntülenme

can borcunu ödemek

ölmek: 'Sırası gelince kendi paylarına düşen can borcunu da ödediler.' -M. Ş. Esendal.

39 görüntülenme

kayıt koymak

engellemek, sınırlamak, takyit etmek: 'Kanun ... kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz.' -Anayasa.

39 görüntülenme

çıkarına bakmak

yalnızca kendini ve kendi durumunu gözeterek çıkar sağlamak.

39 görüntülenme

vücut yapmak

kas geliştirici hareket ve sporlarda bedeni güçlü duruma getirmek: 'Erkek sporları tarihe karışıyor, halter kaldıran, vücut yapan kadın atletler gündelik manzaralar arasında...' -A. İlhan.

39 görüntülenme

(birini) zincire vurmak

prangaya vurmak.

39 görüntülenme

hesaba kitaba gelmemek

sınırsız olmak.

39 görüntülenme

bir köşeye oturmak

gelin olmak, evlenmek.

39 görüntülenme

çıkmaza sokmak

bir işi, bir durumu çözümlenemez, güç bir duruma getirmek: 'Bu çelişki, kıyafetinin seçimi konusunda onu çıkmaza sokuyordu.' -N. Bezmen.

39 görüntülenme

hesabı kapamak

alacak verecek bırakmamak.

39 görüntülenme

zılgıt vermek

korkutmak, çıkışmak, azarlamak, gözdağı vermek: 'Şehrin büyükleri otelciye adamakıllı bir zılgıt vermişler.' -R. N. Güntekin.

39 görüntülenme

(birinin) yüzüne bağırmak

birine öfke ile saygısızca sözler söylemek.

39 görüntülenme

hesabı temizlemek

borcunu ödemek.

39 görüntülenme

kül olmak

1) bütünüyle yanmak: 'Tatlı bir cızırtı çıkararak çabucak tutuşur, mavi ve sincabi bir buhar bırakarak kül oluverirdi.' -Ö. Seyfettin. 2) mec. varını yoğunu yitirmek.

39 görüntülenme

olur vermek

yetkili makam bir uygulamanın yapılabilmesi için yazılı izin vermek.

39 görüntülenme

köşesine çekilmek

toplumdan kaçıp hiçbir şeyle ilgilenmeyerek tek başına yaşamak.

39 görüntülenme

kalp (kalbini) kırmak

gönül kırmak: 'Hak yemek, kanuna aykırı bir şey yapmak, kalp kırmak korkusuyla bir türlü iş göremezdi.' -H. E. Adıvar. 'Okuyucularımın hakkını yiyor hem de öteki genç okuyucularımın kalbini kırıyorum.' -O. V. Kanık.

39 görüntülenme

tavını bulmak

iş vb. için en uygun şartları yakalamak.

39 görüntülenme

bayram etmek (yapmak)

çok sevinmek: 'Sabaha kadar tepindiler. Bayram ediyorlar.' -N. F. Kısakürek.

39 görüntülenme

bayram havası esmek

ortam neşeli, sevinçli bir duruma gelmek: 'Ziyaret günleri hapishanelerde bir bayram havası eser.' -P. Safa.

39 görüntülenme

fotoğraf çekmek

fotoğraf makinesiyle görüntü tespit etmek.

39 görüntülenme

bayramlık ağzını açmak

kaba konuşmak, küfretmek.

39 görüntülenme