En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

kırkından sonra saza başlayan kıyamette çalar

yaşlandıktan sonra bir şey öğrenmeye, yeni bir iş yapmaya başlayan kimsenin bunu başarmaya ömrü yetmez.

23 görüntülenme

tencere dibin kara, seninki benden kara

kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.

23 görüntülenme

eden bulur, inleyen ölür

nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

23 görüntülenme

çocuğu işe sal, ardınca sen var

çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir.

23 görüntülenme

tencere tencereye 'yüzün kara' demiş, çömlek utancından yere geçmiş

kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.

23 görüntülenme

erenlerin sağı solu olmaz

ne zaman ne yapacağı belli olmayan kimseler için kullanılan bir söz.

23 görüntülenme

tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş

hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş.

23 görüntülenme

ekmeden biçilmez

emek vermeden beklenen bir sonuca erişilmez.

23 görüntülenme

baht (akıl) olmayınca başta, ne kuruda biter ne yaşta

kişi talihsiz olursa giriştiği hiçbir işten olumlu sonuç alamaz.

23 görüntülenme

hızlı sağanak tez geçer

büyük bir hızla başlayan şeyler az sürer.

23 görüntülenme

kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar

kişi ne kadar çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır.

23 görüntülenme

terazi tartıyla, her şey vaktiyle

her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır.

23 görüntülenme

bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu

talihsizin işleri ters gider, bağına yağmur yerine taş veya dolu yağar.

23 görüntülenme

kısmetsiz köpek, sabaha karşı uyuyakalır

Tanrı kendisine kısmet vermemiş olan yaratık, yararlanılacak şeyi elde etmek kolaylaştığı zaman, başka bir işle uğraştığı için bundan yoksun kalır.

23 görüntülenme

terlemeden para kazanılmaz, solumadan can verilmez

hiçbir emek harcanmadan para kazanılması mümkün değildir.

23 görüntülenme

eti senin, kemiği benim

çocuğu ben doğurdum ama onu eğitmek sana düşüyor.

23 görüntülenme

ağzını mühürlemek

konuşmamak, susmak: 'Yine o değişmeyen ızdırap ile ağzını mühürler.' -Y. Z. Ortaç.

23 görüntülenme

terziye 'dinlen' demişler, ayağa kalkmış

rahat görünen öyle işler vardır ki onunla uğraşanların dinlenmesi, kimileri için yorucu olan davranışlarla olur.

23 görüntülenme

etme bulursun, inleye inleye ölürsün

nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

23 görüntülenme

baktın kar havası, eve gel kör olası

tehlikeli bir durum belirmeye başlayınca ondan uzaklaşmanın çaresine bakılmalıdır.

23 görüntülenme

erkek sel, kadın (avrat) göl

erkek, parayı bilinçsizce harcama eğiliminde olsa bile kadın buna meydan vermemeli, tutumlu olmalıdır.

23 görüntülenme

tevekkelin gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez)

gereken tedbirleri aldıktan sonra daha fazla titizlik göstermeyip sonucu Tanrı’nın dileğine bırakan kimse rahat eder.

23 görüntülenme

bal tutan parmağını yalar

imkânları geniş bir işin başında bulunan kimse bunlardan az da olsa yararlanır.

23 görüntülenme

huylu huyundan vazgeçmez

bir huy edinmiş olan kişiyi bu huyundan vazgeçirmek imkânsızdır.

23 görüntülenme

ağzının perhizi yok

'ağzına geleni söyler' anlamında kullanılan bir söz.

23 görüntülenme

tilkiye 'tavuk kebabı yer misin?' demişler, 'adamın güleceğini getiriyorsunuz' demiş

bir kimseye çok özlediği hâlde elde edemediği bir şeyi 'ister misin?' diye sorulmaz.

23 görüntülenme

önce can sonra canan

insanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler.

23 görüntülenme

ısırgan ile taharet olmaz

kötü kişiden iyilik beklenmez.

23 görüntülenme

tok ağırlaması (ağırlamak) güçtür (güç olur)

karnı tok olanlara yemek beğendirmek kolay değildir.

23 görüntülenme

dağ ardında olsun da, yer altında olmasın

yaşasın da uzakta olsun.

23 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

fırsat her vakit ele geçmez

'fırsat insanın eline çok seyrek geçtiği için çıkan fırsat iyi değerlendirilmelidir' anlamında kullanılan bir söz.

111 görüntülenme

göz doldurmak

görünüşü ile umulduğundan çok etkilemek: Bu futbolcu antrenmanda göz doldurdu.

111 görüntülenme

şiir gibi

çok güzel, çok hoş.

111 görüntülenme

(birinin) sırtından çıkarmak

o kimseye ödetmek.

111 görüntülenme

bülbül gibi konuşmak (okumak)

1) kolaylıkla konuşmak, okumak: 'Kadın bülbül gibi Fransızca konuşuyor.' -H. E. Adıvar. 2) itiraf etmek.

111 görüntülenme

dengeli kılmak

huzura, düzene kavuşturmak: 'Sevgimde bir azalma olsaydı, bu bir bakıma beni dengeli kılardı.' -E. Bener.

111 görüntülenme

kıtır atmak

argo yalan söylemek: 'Kim dedi bunu sana, Kâmil Bey mi? Boş ver kardeş, inanma sakın, kıtır atıyorlar, moralimizi bozmak istiyorlar.' -A. İlhan.

111 görüntülenme

yedi kat yerin dibine geçmek

1) çok güçlü olarak yere çakılmak; 2) fazlasıyla utanmak, mahcup olmak.

111 görüntülenme

işi ciddiye almak

soruna önem vermek: 'İşi ciddiye almış olacak ki hemen okul müdürüne çıkmış, izin istemiş.' -E. Bener.

111 görüntülenme

başını bir yere bağlamak

birini bir işe yerleştirmek, işsizlikten, başıboşluktan kurtarmak.

111 görüntülenme

hedef saptırmak

1) hedefe isabet ettirememek; 2) mec. öngörülen amaçtan uzaklaştırıp başka bir amacı öne çıkarmak: 'Bu işi onların yapmadığına inanıyor, birilerinin hedef saptırmaya çalıştığını söylüyor.' -A. Ümit.

111 görüntülenme

çehresi bozulmak

yüzü düşmek: 'İhtiyarın çehresi fena hâlde bozulmuştu.' -Ö. Seyfettin.

111 görüntülenme

zihinde (zihninde) yer etmek

çıkmamak üzere belleğe yerleşmek: 'Bir hadise insanın zihninde yer etti mi orada kerpiçleşip kalıyor.' -E. İ. Benice.

111 görüntülenme

durum almak

1) belli bir duruş biçimine geçmek; 2) bir olay karşısında belli bir tavır almak.

111 görüntülenme

göz kamaştırmak (almak)

1) kuvvetli ışık veya parlaklık, kısa bir zaman için görüşü bulandırmak; 2) mec. bir niteliğiyle hayran bırakmak: 'O sıralar Avrupa'da bir büyük piyano ustası gözleri kamaştırıyordu.' -N. Nadi.

111 görüntülenme

emretti patrik efendi

alay birinin yersiz bir buyruğuna karşı kullanılan bir söz.

111 görüntülenme

hâk ile yeksan etmek (olmak)

1) yapı, şehir vb. için temelinden yıkıp harap etmek, bütünüyle ortadan kaldırmak veya kalkmak; 2) yapı, şehir vb. için temelinden yıkıp harap olmak, bütünüyle ortadan kaldırmak veya kalkmak.

111 görüntülenme

kuş gibi çırpınmak

çaresizlik içinde telaşlı davranmak: 'Sokağa çıkmak, çocukların arasına karışmak için pencerede, kafeste kuş gibi çırpınırım.' -R. N. Güntekin.

111 görüntülenme

elini belli etmek (göstermek)

kâğıt, okey vb. oyunlarda elindeki kâğıdı veya taşı, oynayanlara belli edecek biçimde sözle, işaretle açıklayıp oynamak.

111 görüntülenme

aynı telden çalmak

aynı şeyi söylemek.

111 görüntülenme

göz ucuyla süzmek

iyice tanımak, bilmek veya dikkat çekmek amacıyla hafif kısık gözle incelemek, bakmak: 'Sokakta göz ucuyla süzdüğüm kadının bana ehemmiyet vermediğini görürsem hoşça bir latife söyleyiveririm.' -R. N. Güntekin.

111 görüntülenme

(bir şeyde) iş yok

tkz. 'o şeyden yarar beklememeli' anlamında kullanılan bir söz.

111 görüntülenme

işin alayında olmak

bir işe gereken önemi vermemek, dalga geçmek.

111 görüntülenme

(birini) sarakaya almak

alay etmek, alaya almak: 'Taşralarda ağırbaşlı kitaplar okumaya kalkışan öğrencileri, arkadaşları sarakaya alır.' -S. Birsel.

111 görüntülenme

filinta gibi

genç, ince uzun boylu, çevik, yakışıklı (kimse).

111 görüntülenme

hakkı ödenmemek

birinin iyiliklerine, emeklerine karşılık olarak ne yapılsa az olmak.

111 görüntülenme

dermanı kesilmek (dermandan kesilmek)

yorgunluktan güçsüzleşmek: 'Çok uzak yerlerden geldim, ayaklarımın dermanı kesildi.' -A. Gündüz.

111 görüntülenme

(bir şeye) gölge düşürmek

bir şeyin değerini veya ününü azaltacak işler yapmak: 'Bu iki yazarın usta hikâyeci vasıflarına gölge düşürmüştür.' -A. Ş. Hisar.

111 görüntülenme

düğüm üstüne düğüm vurmak (atmak)

parasını pintilik ederek saklamak.

111 görüntülenme

taşın altına elini koymak

elini taşın altına koymak.

111 görüntülenme