En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ağlamak para etmez

üzülmenin yararı olmaz.

29 görüntülenme

aç kalmak, borçlu olmaktan iyidir

sözünün eri olana, borcunu ödeyememek aç kalmaktan daha ağır gelir.

29 görüntülenme

adalet dağıtmak

kanunların saydığı hakları sahiplerine vermek.

29 görüntülenme

adım (adımını) atmak

1) yürümek için ayağını öne doğru uzatıp basmak. 2) mec. bir işe ilk kez girişmek.

29 görüntülenme

adımını geri atmak

başladığı bir işten geri dönmek.

29 görüntülenme

afiyet üzere olmak

sağlıklı, rahat yaşıyor olmak.

29 görüntülenme

ağır yongayı yel kaldırmaz

ağırbaşlı kimseye ufak tefek olaylar etki edemez, zarar veremez.

28 görüntülenme

ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın

insanın kendi yararı her şeyden önemlidir.

28 görüntülenme

acısını almak

1) acılığını gidermek; 2) sızıyı dindirmek.

28 görüntülenme

ağzı açık ayran delisi (budalası)

1) yeni gördüğü her şeye şaşkınlıkla bakan; 2) saf, bön.

28 görüntülenme

açlık çekmek

yoksulluk içinde bulunmak.

28 görüntülenme

açmaza düşmek

içinden çıkılması güç durumda kalmak.

28 görüntülenme

ağanın gözü, yiğidin sözü

çalışanlarını gereği gibi yöneten ve çalıştıran kişi iyi bir yöneticidir, sözünün eri olan kimse de yiğittir.

28 görüntülenme

kuş uçmaz, kervan geçmez

kimsenin uğramadığı ıssız ve sapa yer.

27 görüntülenme

dibi görünmeyen tastan su içme

bir işe girişirken her yönünü iyice araştır.

27 görüntülenme

ağı gibi

1) acı veren, çok etkileyen; 2) çok sert, keskin.

27 görüntülenme

açığını kapamak (kapatmak)

1) eksiğinin veya küçük düşürücü durumunun anlaşılmamasını sağlamak; 2) eksiğini tamamlamak.

27 görüntülenme

açık göte herkes tükürür

utanç verici, iğrendirici davranışları herkes ayıplar, tiksinti ile karşılar.

27 görüntülenme

açın uykusu gelmez

1) aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez. 2) bir şeye ihtiyaç duyan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir.

27 görüntülenme

açtı ağzını, yumdu gözünü

öfkelenerek veya kızarak ağır sözler söyledi.

27 görüntülenme

ad yapmak

bir alanda ün kazanmak, ün almak.

27 görüntülenme

alışmadık götte don durmaz

bir kimse alışmadığı, sıkıcı bir duruma kendini kolay kolay uyduramaz, ondan bir an önce kurtulmaya çalışır.

27 görüntülenme

adı çıkmış dokuza, inmez sekize

'birinin bir kere adı çıktıktan sonra onun hakkındaki yaygın inanç artık kolay kolay düzelemez' anlamında kullanılan bir söz: 'Artık o yana bir daha gelme, adın çıktı dokuza, inmez sekize, demedim miydi?' -B. Günel.

27 görüntülenme

gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz

kolay kolay onarılamayacağı için bir kimsenin özellikle de dostlarımızın gönlünü kırmamaya özen göstermeliyiz.

26 görüntülenme

ağır durmak

ciddi, ağırbaşlı, oturaklı, soğukkanlı hareket etmek: 'Devlet adamlarının ileri gelenleri böyle sözlere karışmaz, ağır dururlar.' -M. Ş. Esendal.

26 görüntülenme

ağırlığını (ortaya) koymak

kimliğini ve kişiliğini kabul ettirmek.

26 görüntülenme

ağırlık olmak

1) sıkıntı vermek: 'Kimseye ağırlık olmaz, kimseyi sıkıştırmaz, iyilikten başka bir şey yapmaz.' -Ö. Seyfettin. 2) birine yük olmak, kendi masrafını başkasına çektirmek.

26 görüntülenme

ağız (ağzını) açmak

1) konuşmaya başlamak; 2) kesici aletleri keskin duruma getirmek; 3) ağır sözler söylemeye başlamak; 4) azarlamak, paylamak: 'Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım.' -M. Ş. Esendal. 5) alık alık bakmak.

26 görüntülenme

ağızda sakız gibi çiğnemek

bir söz veya düşünceyi sık sık tekrarlayıp durmak.

26 görüntülenme

buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince (düşmeyince)

bir şeyin senin olduğundan kuşkun kalmaması için gereken bütün koşullar gerçekleşmelidir.

26 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

ömrüne ömür katmak

sevinmesine, mutlu olmasına sebep olmak.

71 görüntülenme

dili alışmak

çok kullandığı bir söze alışmak: 'Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış.' -S. F. Abasıyanık.

71 görüntülenme

yakışık almamak

yerinde olmamak, uygun düşmemek: 'Onu gece yarısı sokağın ortasına atıvermek yakışık almazdı.' -R. N. Güntekin.

71 görüntülenme

çuval gibi

1) kaba ve seyrek (kumaş); 2) bol ve ütüsüz (giysi).

71 görüntülenme

yola çıkmak

1) araca binmek üzere yolüstünde durmak; 2) bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak, harekete geçmek: 'Yola öğle yemeğinden sonra çıktık.' -S. Kocagöz. 3) herhangi bir şeyi esas almak, oradan başlamak: 'Bir roman konusundan yola çıkarak Salâh Birsel'in 'Dört Köşeli Üçgen'iyle Orhan Kemal'in 'Murtaza'sı arasında bir akrabalık kuruverdi.' -S. İleri.

71 görüntülenme

nispet vermek (yapmak)

karşısındakini kızdırmak için ona gösteriş yapmak: 'Yolun ortasında bir kolunu belime dolayarak bana şöylece nispet vermesin mi?' -O. C. Kaygılı.

70 görüntülenme

hizmet görmek

birisinden yardım almak: 'Değil kendisine hizmet etmeye, kendisinden herhangi bir hizmet görmeye bile tahammül edemeyeceği bir insana '-Ne istiyorsunuz?' demek yok.' -S. F. Abasıyanık.

70 görüntülenme

zeytinyağı gibi üste çıkmak

bir sorunda haksız olduğunu kabul etmemek, ustalıkla kendini haklı çıkarmaya çalışmak: 'Sizler hep böylesiniz. Zeytinyağı gibi üste çıkmaya alışmışsınız.' -A. Kulin.

70 görüntülenme

baston (baston yutmuş) gibi

dimdik duran veya yürüyen (kimse): 'Omuzlarını kısıyor, kafasını dimdik tutuyor, baston yutmuş gibi katılaşıyor.' -M. Ş. Esendal.

70 görüntülenme

ıcığını cıcığını çıkarmak

incelenmemiş, elden geçirilmemiş hiçbir yerini bırakmamak, en küçük ayrıntısına kadar incelemek, didik didik etmek: 'Allah'ın bildiğini kuldan ne saklamalı, ilk önce aklımdan bazı çirkin şüpheler geçer gibi olmuştu. Hastanenin ıcığını cıcığını çıkarmıştım.' -R. N. Güntekin.

70 görüntülenme

zihni bulanmak (karışmak)

1) düşünürken olaylar arasındaki bağlantıyı yitirmek; 2) ne yapacağını şaşırmak: 'Duvar saatine bakmayı akıl ettiğinde ise zihni adamakıllı bulandı.' -İ. O. Anar.

70 görüntülenme

inim inim inletmek

birini büyük sıkıntıya sokmak.

70 görüntülenme

(birine) madik atmak (etmek veya oynamak)

argo dolap çevirmek, hile yapmak.

70 görüntülenme

boynunu bükmek

1) acındırıcı, çaresiz bir durumda kalmak: 'Biraz düşündükten sonra ağır ağır başını eğip yere baktı ve boynunu büktü.' -Y. Z. Ortaç. 2) bir durumu, bir işi ister istemez kabul etmek: 'Şoför yine boynunu büktü, 'O yürüyemezse, ben de yürüyemem ne yapayım?' der gibi yüzüme baktı.' -N. Hikmet. 3) bitki canlılığını yitirmek.

70 görüntülenme

(birine) ot yoldurmak

çok zor bir iş gördürmek, çok uğraştırmak.

70 görüntülenme

film çekmek

1) sin. ve TV bir sinema kamerasıyla görüntüleri tespit etmek veya bir hareket ve görünüşün sıralı resmini çekmek; 2) vücudun röntgenini almak.

70 görüntülenme

para saçmak

gereğinden çok para harcamak.

70 görüntülenme

(bir durumu) açığa çıkarmak

ortaya çıkarmak, gözler önüne sermek, anlaşılır duruma getirmek: 'Yolsuzluklarını açığa çıkarması bardağı taşıtan damla oldu.' -H. Topuz.

70 görüntülenme

sevinçten uçmak

çok sevinmek.

70 görüntülenme

bir eli yağda bir eli balda (olmak)

varlık ve bolluk içinde (olmak): 'Onlara göre bir eli yağda bir eli balda olan babam için dünyalık hiç bir sıkıntı ve tasa olmamak lazımdı.' -K. Bilbaşar.

70 görüntülenme

(birini) avucunun içinde tutmak

ona istediğini yaptıracak güçte olmak.

70 görüntülenme

(bir şeyin) kanını emmek

insafsızca sömürmek: 'Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa hâlinde katı toprak üzerine attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

70 görüntülenme

feriştahı gelse

argo 1) 'en güçlüsü, en yetkilisi, en üstünü olsa' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'en iyisi olsa' anlamında kullanılan bir söz.

70 görüntülenme

bileğine güvenmek

gücüne veya hünerine güvenmek.

70 görüntülenme

(bir iş) kâğıt üzerinde (üstünde) kalmak

1) yapılması düşünülmüş olduğu hâlde yapılmamak; 2) kararı bağlandığı hâlde uygulanmamak.

70 görüntülenme

içi vık vık (fık fık, pır pır) etmek

sabırsızca, tedirgin davranmak.

70 görüntülenme

içtikleri su ayrı gitmemek

sıkı fıkı dost, arkadaş olmak: 'İçtikleri su ayrı gitmez, her derdini onunla paylaşırdı.' -H. Topuz.

70 görüntülenme

(birini) makaraya almak (sarmak)

bir kimseyle alay etmek.

70 görüntülenme

(...-masıyla ...-mesi) bir olmak

çabucak olmak.

70 görüntülenme

(bir şey birine) alay gibi gelmek

inanılacak gibi olmamak.

70 görüntülenme