En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

sakal bıyığa denk olmayınca berber ne yapsın?

gelir gidere denk değilse durumu düzene koymaya çalışan kişi durumu düzeltmek için fazla bir şey yapamaz.

15 görüntülenme

yabancı kuşun başı kanadı altında olur

bir topluluğa yeni katılan kimseyi çevresi hemen aralarına almaz, o yüzden bir süre yabancılık çeker, onlardan uzak durur.

15 görüntülenme

sakalla olaydı kişi, keçiye danışırlardı her işi

sakal, kişiye değer kazandırmaz.

15 görüntülenme

yad elde beylik sürmeden, yurtta züğürt gezme yeğdir

gurbete düşmüş bir insan, ne denli varlık içinde bir yaşam sürüyor olsa da doğup büyüdüğü yeri arar.

15 görüntülenme

geleceği varsa göreceği de var

kötülük yapmaya kalkışacak olursa karşılığını elbette görür.

15 görüntülenme

kurcalama sivilceyi (sivilceyi kurcalama) çıban edersin

küçük bir sorunu çok kurcalar, çok deşerseniz başınıza büyük dert açarsınız.

15 görüntülenme

sanatına hor bakan (sanatını hor gören) boğazına torba takar

işini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur.

15 görüntülenme

iyiliğe 'nereye gidiyorsun' demişler, 'kötülüğe' demiş

birçok iyiliğin karşısında kötülük vardır.

15 görüntülenme

sandığına olmaz, sakındığına olur

üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar.

15 görüntülenme

sandıktaki sırtında, ambardaki karnında

nesi varsa giyer, nesi varsa yer.

15 görüntülenme

yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin boşa, birin sat

komşun kötü ise başka bir yere göç, eşin geçimsizse ayrıl, atın azgınsa sat, kurtul.

15 görüntülenme

kızını dövmeyen, dizini döver

çocuğunu gerektiği gibi eğitmeyen, ileride çok pişman olur.

15 görüntülenme

deve Kâbe'ye gitmekle hacı olmaz

gerekli niteliklerden yoksun olan kişi, biçimsel işler yapmakla kişiliğine değer kazandıramaz.

15 görüntülenme

kurdun oğlu akıbet kurt olur

kişi sonunda kendi karakterini, aslını, düşüncesini atalarına benzer biçimde ortaya koyar.

15 görüntülenme

kimse yoğurdum ekşi demez

herkes sattığı malı, kendi işini, tutumunu ve davranışını över.

15 görüntülenme

sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış

insanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir.

15 görüntülenme

gidip de gelmemek var, gelip de görmemek (bulmamak) var

uzak bir yere giden kişi dönmeyebilir, dönebilse de ayrılırken bıraktığı yakınlarını bulmayabilir.

15 görüntülenme

itle dalaşmaktan çalıyı dolaşmak yeğdir

edepsiz kimse ile uğraşmamak için onun bulunduğu yerden uzaklaşmak gerekir.

15 görüntülenme

itle yatan bitle kalkar

değersiz, kötü kimselerle ilişki kuranlar kötü huylar edinirler.

15 görüntülenme

vurduğunu öldür, yedirdiğini doyur

yaptığınız iş, amacın gerçekleşmesini sağlayacak nitelikte olmalıdır.

15 görüntülenme

devletliye dokun geç, fukaradan sakın geç

zenginle, az da olsa bir ilişkin bulunsun belki yararlanırsın ama fakire yaklaşma, o senden yararlanmak ister.

15 görüntülenme

yazın yorulmayan, kışın kurulmaz

yazın çalışan kışın rahat eder.

14 görüntülenme

yıl uğursuzun

arsız, yüzsüz kimselerin el üstünde tutulduğu ve işlerini dürüst kimselerden daha kolay yürüttükleri bir zamanda yaşıyoruz.

14 görüntülenme

gün varken davarını eve götür

işlerini en uygun zamanda yap.

14 görüntülenme

soğanın acısını yiyen bilmez, doğrayan bilir

bir iş yapılırken ne kadar güçlük çekildiğini, o işi başarmış olan bilir; başarılmış olan bu işten yararlanan bilmez.

14 görüntülenme

yerini bilmeyen, yılda bir kat urba eskitir

hangi alanda çalışabileceğini önceden iyi kestirememiş olan kişi sık sık yer ve iş değiştirme yüzünden hayli zarar görür.

14 görüntülenme

martta yağmaz, nisanda dinmezse sabanlar altın olur

kara kışta kar yağar, martta yağış olmaz, nisanda da çok yağmur yağarsa o yıl bol ürün alınır; çiftçinin yüzü güler.

14 görüntülenme

mayasız yoğurt tutmaz

çok para kazanabilmek için az da olsa elde bir sermaye olması gerekir.

14 görüntülenme

yılanın sevmediği ot, deliğinin ağzında biter

başkalarına kötülük etmek isteyenler karşılarında hep hoşlanmadıkları şeyleri bulurlar.

14 görüntülenme

mermer iyi taştan, iyilik iki baştan

birbiriyle ilişkileri bulunan iki kişinin iyi geçinebilmeleri için yalnızca birinin iyi olması yetmez.

14 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

bitmek tükenmek bilmemek

bir türlü sonu gelmemek, eksilmemek: 'Kendisine ikram edilen kahveyi içerken her nefes alış verişinde göğsündeki taşın o bitmek tükenmek bilmez takırtıları duyuluyordu.' -İ. O. Anar.

83 görüntülenme

avaz avaz bağırmak

var gücüyle bağırmak: 'İspanyol denizcisi hâlâ avaz avaz bağırıyordu.' -H. R. Gürpınar.

83 görüntülenme

yüzünün derisi yere geçmek

yüzü yere gelmek.

83 görüntülenme

yapmadığı kalmamak

1) kendisi için zararlı olan birçok iş yapmak; 2) yapmadığını bırakmamak.

83 görüntülenme

yorgan döşek yatmak

ağır hasta olmak: 'Aksi gibi çamaşırcının ihtiyar kocası o akşam birdenbire hastalanmış, kim bilir kaç derece ile yorgan döşek yatmıştı.' -R. N. Güntekin.

83 görüntülenme

gün almak

1) bir iş görmek için ilgili kişiden bir gün ayırmasını istemek, randevu almak: Doktordan gün almam gerekir. 2) belirli bir yaşı bitirdikten sonra girdiği yaştan süre almak: Beş yaşından iki gün aldı.

83 görüntülenme

yapmadığını bırakmamak

elinden gelen her türlü kötülüğü yapmak.

83 görüntülenme

leş gibi sarhoş

körkütük sarhoş, çok sarhoş.

83 görüntülenme

üst perdeden konuşmak

üstünlük taslayarak söz söylemek: 'Sen böyle üst perdeden konuşuyorsun çünkü etrafındaki o çomarlara güveniyorsun.' -R. C. Ulunay.

83 görüntülenme

yaprak gibi titremek

aşırı titremek: Bütün vücudu yaprak gibi titriyordu.

83 görüntülenme

aması maması yok!

hiçbir özrün geçerli olamayacağını anlatan bir söz: 'Ama diye sözünü kestim adamın. Aması maması yok, dedi o, sert bir sesle. Niye istifa etmedin?' -N. Eray.

83 görüntülenme

sel gibi akmak

1) sıvılar için bol ve gür akmak: 'Durmaz akar gözüm yaşı sel gibi.' -Âşık Veysel. 2) zaman çabuk ve hızla geçmek; 3) insanlar kalabalık bir yığın hâlinde gitmek, yürümek.

83 görüntülenme

hava değiştirmek

iklimi değişik bir yere gidip bir süre oturmak: 'Hekimleri Seniha'ya biraz yer ve hava değiştirmeyi, biraz kırlarda ve denizlerde gezip eğlenmeyi tavsiye ettiler.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

83 görüntülenme

teessüf etmek

1) acımak, üzülmek, yazıklanmak: 'İdraksiz, şuursuz geçen günlerimiz için teessüfler edeceksiniz.' -Ö. Seyfettin. 2) kınamak.

83 görüntülenme

ıska geçilmek

gözden kaçırılmak, atlanmak, değeri ve önemi anlaşılmamak: 'Bu kadar güzel, bu kadar büyük bir şehir nasıl ıska geçilir diye içerliyordum.' -B. R. Eyuboğlu.

83 görüntülenme

o kadar

1) çok fazla: 'Oyunları o kadar güzel olurmuş ki bunlar millî bir edebiyat eseri sayılırmış.' -A. Ş. Hisar. 2) kâfi, yeter.

83 görüntülenme

o kapı (mahalle) senin bu kapı (mahalle) benim

sürekli gezip dolaşmayı anlatan bir söz: O kapı senin bu kapı benim, akşamı eder.

83 görüntülenme

farta furta etmek

fart furt etmek.

83 görüntülenme

köşede bucakta kalmak

ilgisizlikten gözden uzakta bulunmak: Koca Sinan'ın en önemli yapısı bu durumda olursa köşede bucakta kalmış olanlara selam olsun!

83 görüntülenme

yara açmak

1) vücutta veya bir şeyin yüzünde yara oluşmasına sebep olmak; 2) mec. büyük üzüntü vermek.

83 görüntülenme

değme gitsin

'anlatılması güç, anlatılamaz' anlamında kullanılan bir söz.

83 görüntülenme

mim koymak (yapıştırmak)

1) unutulmaması için işaret koymak; 2) önemli bularak üstünde ısrarla durmak: 'Bu lafıma mim koy, dedi, Sabri Bey.' -A. İlhan.

83 görüntülenme

tertibat almak

olacağı düşünülen sakıncalı bir duruma, harekete karşı hazırlık yapmak: 'Yüz sandık cephaneyi Anadolu'ya gönderebilmek için müzakere edip tertibat aldıklarını veya depolardan silah kaçırdıklarını söylüyorlardı.' -M. Ş. Esendal.

83 görüntülenme

yara almak

1) yaralanmak: 'Beyzade sağ salim kurtulacak ama İbiş ağır bir yara alacaktı.' -T. Buğra. 2) mec. itibar kaybetmek.

83 görüntülenme

zil kalmak

parasız kalmak: 'Zaten müdür aç herifin biri, zil kalmış da gelmiş buralara.' -K. Korcan.

83 görüntülenme

el çekmek

vazgeçmek.

83 görüntülenme

ilişiğini kesmek

hiçbir ilgisi kalmamak, bağlantılarını koparmak.

83 görüntülenme

(birine) kucak (kucağını) açmak

1) korumak: 'Paris'teki hemşehriler bana büyük bir sevgi ve emniyetle kucaklarını açmışlardı.' -R. N. Güntekin. 2) sığınacak yer vermek: 'Her çalışmak isteyene kucak açmışlardı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

83 görüntülenme

elden kaçmak

1) sahip olamamak; 2) değerlendirememek: 'Kibar kıyafetli bir hanım, elden kaçmış eski fırsatların hırsı gözlerinde parlayarak dedikodu yapmaya başladı.' -R. H. Karay.

83 görüntülenme

yuları birinin elinde olmak

bir kimsenin davranışları birinin denetiminde, yönetiminde olmak.

83 görüntülenme