En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

içi kağşamak

isteksiz ve gönülsüz olmak: 'Uzunca bir süredir, bir daha âşık olamayacak kadar içinin kağşadığını düşünüyordu.' -M. Mungan.

80 görüntülenme

oltayı yutmak

argo aldanmak.

80 görüntülenme

çakılıp kalmak

bir yerde uzun süre hareketsiz kalmak: 'Bir arıza yapsa araba çakılıp kalacağız.' -Ç. Altan.

80 görüntülenme

pide gibi

yamyassı: Minderler pide gibi olmuş.

80 görüntülenme

(birinin) kuyruğunu kıstırmak

birini güç bir duruma düşürmek.

80 görüntülenme

tomruğa atmak

tutukevine koymak.

80 görüntülenme

parmak atmak

sorun yaratmak.

80 görüntülenme

suratını ekşitmek (buruşturmak)

yüzüne memnun olmadığını belirten bir anlam vermek: 'İşte ilmin, âlimin kıymeti bilinmeye başladı diye suratımı ekşittim.' -Ö. Seyfettin. 'Ben suratımı buruşturdukça, bir yaz öğlesinde yarı açık kalmış bir musluktan akarak ak mermer bir yalakta şarkı söyleyen serin bir su gibi gülsün o!' -N. Hikmet.

80 görüntülenme

kime ne

'başkasını ilgilendirmez' anlamında kullanılan bir söz.

80 görüntülenme

eline ayağına üşenmemek

her türlü ayak hizmetini yüksünmeden yapmak, hamarat olmak.

80 görüntülenme

kulakları dolmak

aynı şeyi dinlemekten usanmak.

80 görüntülenme

beynini kemirmek

rahatsızlık vermek, huzurunu kaçırmak: 'İşte birkaç zamandır beynini kemiren şüphe: Ben deli miyim?' -H. R. Gürpınar.

80 görüntülenme

içi yağ bağlamak

yüreği yağ bağlamak.

80 görüntülenme

kırıp sarmak

bir şeyi yapmak için her türlü imkândan güçlükle yararlanmak: 'Düğüne kimlerin çağrıldığı anlaşılmaz, ne hediye gönderileceği de belli olmaz. Olmaz ama hepsi çağrılmıştır, hepsi de kırıp sarar, birer hediye alır yollar.' -M. Ş. Esendal.

80 görüntülenme

omzuna atmak

ceket vb. şeyleri tam olarak giymeden sırtına koymak: 'Kadifeye benzer dokumalı pahalı kumaştan paltolarını omuzlarına atmışlar.' -C. Külebi.

80 görüntülenme

top yapmak

sp. topu rakibe kaptırmadan takım oyuncuları arasında dolaştırmak, topa daha uzun süre sahip olmak.

80 görüntülenme

burnuna karıncalar dolmak

ölmek: 'Bundan sonra müteahhit eline çay verenin burnuna karıncalar dolsun!' -A. Dino.

80 görüntülenme

çiriş gibi

yapışkan ve acı.

80 görüntülenme

dişine göre

1) gücünün yeteceği, altından kalkabileceği bir durumda; 2) uygun, kolay.

80 görüntülenme

umudunu kesmek

artık olacağını beklememek: 'Aradan dört beş yıl geçince bir yerden de haber gelmeyince sağlığından umutlarını kesmişler.' -M. Ş. Esendal.

80 görüntülenme

kırk bir (buçuk) kere maşallah!

'pek çok, binlerce kez nazar değmesin!' anlamında kullanılan bir söz.

80 görüntülenme

sıçıp sıvamak

kaba öfkelenip kaba küfürlerle dolu sözler söylemek.

80 görüntülenme

parmaklarını (birlikte) yemek

yemeği çok beğenmek.

80 görüntülenme

tane bağlamak

meyve veya herhangi bir bitkinin tohumları tane durumuna gelmek.

80 görüntülenme

başına (...) gelmek

kötü bir durumla karşı karşıya kalmak: 'Yarın senin de başına bir felaket gelmesinden çok korkuyorum.' -H. Topuz.

80 görüntülenme

saat başı galiba!

bir toplantıda, herkesin dalıp sustuğunda bu durumu fark eden bir kimsenin söylediği söz.

80 görüntülenme

ümitsizliğe düşmek

umutsuzluğa düşmek.

80 görüntülenme

gönül yakmak

1) insanı aşırı derecede etkilemek, sarsmak, kendinden geçmesine yol açmak: 'Bu sesler, o zamanki hayat zevklerinin iç bayıltıcı bir içkisi gibi gönlümüzü yakarak ta derinliklerimize kadar nüfuz etmesini bilirdi.' -A. Ş. Hisar. 2) aşk dolayısıyla iç yangınına tutulmak.

80 görüntülenme

kahkaha (kahkahayı) basmak (koparmak, salıvermek)

kendini tutamayıp yüksek sesle gülmek: 'Beni yatakta görünce kahkahayı bastı.' -Ö. Seyfettin. 'Senyörün etrafındakilerden biri dayanamayıp bir kahkaha salıverdi.' -N. F. Kısakürek.

80 görüntülenme

suyu baştan (başından) kesmek

işin aslı üzerinde kesin bir şey söyleyip ayrıntılarını konuşmaya gerek duymamak.

80 görüntülenme