En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

elinde büyümek

1) büyütülmek, bakılmak: 'Çocuklar Nimet Hanım adında bir kadının elinde büyüdüler.' -R. N. Güntekin. 2) eğitilmek, bilgi, görgü ve terbiye sahibi olmak, yetiştirilmek: 'Üstadım, ben sizin elinizde büyüdüm, sizden feyzaldım.' -F. F. Tülbentçi.

80 görüntülenme

vesile bulmak

sebep yaratmak, bahane göstermek: 'Bir vesile bulup size takdim edilmek pek kolay bir iş oldu.' -H. C. Yalçın.

80 görüntülenme

yüz aklığı göstermek

bir işte başarıya ulaşmak: 'Arkadaşları arasında sivrilmiş, birçok savaşlarda yüz aklığı göstermiş cesur bir kaptandı.' -F. F. Tülbentçi.

80 görüntülenme

içine hüzün çökmek

kederlenmeye, hüzünlenmeye başlamak: Eski bayramlar gibi olmuyor, hüzün çöküyor içimize.

80 görüntülenme

(bir yer, birine) açık olmak

bir yerde her zaman iyi karşılanmak.

80 görüntülenme

kıyamet gibi (kadar)

pek çok.

80 görüntülenme

ortasını bulmak

ılımlı derecesini bulmak, uzlaştırmak.

80 görüntülenme

tespihe dizer gibi dizmek

sp. futbolda, rakip takımın oyuncuları arasından birer birer geçip gitmek.

80 görüntülenme

büyüklük taslamak

kendini üstün görmeye çalışmak, böbürlenmek: 'Düne kadar kibir onların, büyüklük taslamak onların.' -N. Cumalı.

80 görüntülenme

hakaret saymak

bir sözü veya davranışı hakaret olarak kabul etmek.

80 görüntülenme

içine kuşku çökmek

içten içe şüphesi yoğunlaşmak.

80 görüntülenme

el ele vermek

1) el tutuşmak: 'Haydi, ateş dansı yapalım deniyor, el ele verip bir halay çekiyoruz.' -A. Erhat. 2) mec. birlikte davranmak, bir konuda birleşmek: 'Yoksa el ele verip hep beraber dünyayı mı uçuralım?' -N. F. Kısakürek.

80 görüntülenme

başını kaşımaya (kaşıyacak) vakti olmamak

arada en ufak başka bir iş yapamayacak kadar sıkışık durumda bulunmak: 'Büyük babanın artık başını kaşıyacak vakti yoktur. Kâh çocukları kırda oynamaya götürüyor, kâh onlara ocakbaşında masallar söylüyor.' -R. N. Güntekin.

80 görüntülenme

derde (derdine) derman olmak

soruna çözüm bulmak, sıkıntıyı geçirmeye çare göstermek: 'Hurşit Bey seni ağırlar, derdine derman olur.' -Y. Kemal.

80 görüntülenme

endazeyi kaçırmak

fazla abartmak, ölçüyü kaçırmak: 'Endazeyi kaçırmışsındır çancı ustası, dedi, olmayacak bahse sürersin emmi oğlumu.' -K. Bilbaşar.

80 görüntülenme

iflahını kesmek

tkz. gücünü tüketmek, bir daha düzelemeyecek bir duruma getirmek: 'Bunlar dişlerine kestirdikleri mahkûma iflahını kesinceye kadar gaddarca saldırırlar.' -K. Korcan.

80 görüntülenme

kıyamete kadar

dünya durdukça, uzun süre: 'Senin minimini elinden yediğim tokadın acısını yüzümde kıyamete kadar duyacağım.' -A. N. Asya.

80 görüntülenme

(...-masıyla ...-mesi) bir olmak

çabucak olmak.

80 görüntülenme

tetik üstünde beklemek

hazır, dikkatli, uyanık bulunmak, tetikte olmak: 'Kimisi dönmeye başlamış bile kimisi tetik üstünde bekliyor.' -A. İlhan.

80 görüntülenme

caddeyi tutmak

1) herhangi bir sebeple bir yoldan geçişi engellemek, kapamak; 2) argo korkulu bir durumda başını alıp gitmek, uzaklaşmak: 'Emine bağırarak caddeyi tutarken peşi sıra ötekiler de kalktılar.' -O. C. Kaygılı.

80 görüntülenme

yüz kızartmak

1) sıkılarak yalvarmak; 2) utandırmak: 'Meşhur bir edibimizin cinsî hayatına dair yüz kızartıcı sözler söylenirdi.' -Y. Z. Ortaç.

80 görüntülenme

(birinin) üstü başı dökülmek

giyecekleri çok eski olmak: 'Böyle üstü başı dökülen bir adama bu kadar yakınlık göstermesi karşısında şaşırıp kaldı.' -T. Yücel.

80 görüntülenme

yemek çıkarmak

ağırlamak için yemek sunmak.

80 görüntülenme

akşamı bulmak (etmek)

akşamlamak, günü bitirmek: 'Halk baharları ve yazları, dolmalarla, helvalarla gidip akşamı eder, şen şatır dönerlermiş.' -S. M. Alus.

80 görüntülenme

duygu uyanmak

bir duygu oluşmak.

80 görüntülenme

fikir yormak

bir konuda çok düşünmek.

80 görüntülenme

yemin billah etmek

hlk. Tanrı adını anarak ant içmek: 'Bir yandan inliyor, bir yandan da yemin billahlar ediyordur.' -S. Birsel.

80 görüntülenme

erkek gibi

erkeğe yakışır, erkeğe benzer: Ayşe hanım erkek gibi sesiyle bağırdı.

80 görüntülenme

içini çürütmek

ruhunu karartmak, bezdirmek, yıldırmak: 'Bazı alametler büsbütün içimi çürüttü.' -R. N. Güntekin.

80 görüntülenme

ağır çekmek

tartıda ağır gelmek.

80 görüntülenme