En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ağzından burnundan getirmek

1) huzurunu bozmak, sıkıntıya sokmak: 'Siz buraya bizi eğlendirmeye mi geldiniz yoksa ağzımızdan burnumuzdan getirmeye mi?' -O. C. Kaygılı. 2) pişman etmek için uğraşmak.

30 görüntülenme

baba himmet, oğul hizmet

büyüklerin, kendilerine el uzatıp yardım etmelerini istemeye hak kazanabilmek için küçüklerin görevlerini iyi yapmaları gerekir.

30 görüntülenme

akşamın hayrından sabahın şerri iyidir (yeğdir)

işinizi akşamüzeri veya gece yapmayın, sabaha bırakın çünkü gece iş yapmanın kötü yönleri daha çoktur.

30 görüntülenme

akşamın işini sabaha (yarına) bırakma

bugün yapılması gereken bir işi ertesi güne bırakma.

30 görüntülenme

çobansız koyunu kurt kapar

yöneticisi, koruyucusu olmayan kişiyi ve topluluğu düşman ezer.

30 görüntülenme

al elmaya taş atan çok olur

değerli kimselere sataşan çok olur.

30 görüntülenme

adam gibi

1) terbiyeli, akıllı uslu; 2) adamlığa, insanlığa yaraşır yolda; 3) iyice.

30 görüntülenme

adam içine karışmak

bir topluluğa girmek, kendisine değer verilir olmak.

30 görüntülenme

adam kullanmak

1) birini çalıştırmasını bilmek; 2) birini kendi çıkarına alet etmek.

30 görüntülenme

dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar

yenilmesi imkânsız gibi görünen zorlukların da üstesinden gelinir.

30 görüntülenme

adamak kolay, ödemek zordur

söz vermek kolaydır ancak o sözü yerine getirmek zordur.

30 görüntülenme

Ahfeş'in keçisi gibi başını sallamak

söylenen sözü anlama dan kafa sallayarak onaylamak.

30 görüntülenme

Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar

işi bozulan kişi umutsuzluğa düşmemeli, Tanrı'nın onu daha iyi bir işe kavuşturacağına inanmalıdır.

30 görüntülenme

ahı gitmek vahı kalmak

iyice zayıflamak, iş göremez duruma gelmek.

30 görüntülenme

adamına göre

1) kişiler arasında ayrıcalık gözeterek; 2) herkesin yeteneğine uygun olarak.

30 görüntülenme

ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez

ahmağa gereğinden çok ilgi gösterir, abdala gereğinden çok söz hakkı verirseniz sizi çok uğraştırır.

30 görüntülenme

el ermez, güç yetmez

bir iş karşısındaki güçsüzlüğü anlatmak için kullanılan bir söz.

30 görüntülenme

esrik devenin çulu eğri gerek

kişi, durumuna uygun davranmalıdır.

30 görüntülenme

rüşvet kapıdan girince insaf (iman) bacadan (pencereden) çıkar

işini herkese eşit davranarak yapmak zorunda olan bir görevli, kendisine çıkar sağlayan kimselere ayrıcalık tanıyorsa o kişi hak, adalet, insaf gibi duygulardan yoksun demektir, onun gözü paradan, maldan başka bir şey görmez.

30 görüntülenme

analık fenalık (kara yamalık)

üvey ana fenalık simgesidir.

30 görüntülenme

afişte kalmak

tiy. oyun ilgi görerek günlerce oynanmak: Oyunun afişte kalması için başarıyla oynanması gerekir.

30 görüntülenme

anlatışa göre verirler fetvayı

haksız kişi, olayı kendisini haklı gibi göstererek anlatırsa dinleyen ona hak verir.

30 görüntülenme

ar dünyası değil, kâr dünyası

kişi para kazanmak için namusuna dokunmadıktan sonra şu veya bu işi yapmaktan utanmamalıdır.

30 görüntülenme

gel demesi kolay ama git demesi güçtür

bir kimseyi işe almak, bir misafir çağırmak kolaydır ancak bir kimsenin işine son vermek, misafire git demek zordur.

30 görüntülenme

kuru laf karın doyurmaz

boş sözlerle olumlu iş yapılamaz.

30 görüntülenme

bir evde iki kız, biri çuvaldız biri biz

bir evde iki kız olursa her biri bir taraftan aileyi sıkıştırıp giyim kuşam ister, çeyiz ister. Onlar istemese bile aile kendini böyle bir sorumluluk altında bilir ve bunun sıkıntısını çekerler.

29 görüntülenme

dibi görünmeyen sudan geçme

bir işe girişirken her yönünü iyice araştır.

29 görüntülenme

arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır

arsız hiçbir şeyden utanmadığı için elbise diye çul da giyse salına salına gezer.

29 görüntülenme

yaşı at pazarında sorarlar

akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.

29 görüntülenme

diken battığı yerden çıkar

zarar hangi yönden geldiyse ancak o yönden giderilir.

29 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

(bir şey birinin) zoruna gitmek

onuruna dokunmak, gücüne gitmek.

118 görüntülenme

(birine) işi düşmek

birinin yardımına gereksinim duymak: 'Ara sıra işim düşerek kalem odasına girdikçe ona nazik ve kibar bir arkadaş muamelesi ediyordum.' -R. N. Güntekin.

118 görüntülenme

keman gibi

ince, düzgün (kaş).

118 görüntülenme

(bir şey veya bir şeyi) suya düşmek

gerçekleşme olasılığı kalmamak: 'Artık karşı koyma ümidi suya düşmüştü, harp her cephede kaybedilmişti.' -R. H. Karay.

118 görüntülenme

yol bulmak

çare bulmak.

118 görüntülenme

gün yüzü görmemek

1) güneş ışığından uzakta kalmak, ışık görmemek; 2) mec. hiç kullanılmamak, yeni kalmak.

118 görüntülenme

el el üstünde oturmak

herhangi bir iş yapmadan boş oturmak: 'Herhâlde konağın kuytu bir köşesinde, gene el el üstünde oturuyor olmalıydı.' -R. N. Güntekin.

118 görüntülenme

hoşaf gibi

çok yorgun.

118 görüntülenme

façası olmak

havalı, gösterişli olmak.

117 görüntülenme

(birine) fena gözle bakmak

kötü niyetini anlatır biçimde bakmak.

117 görüntülenme

el etek tutmak

tarikata girmek, derviş olmak.

117 görüntülenme

kendini bulmak

1) kişilik kazanmak; 2) maddi ve manevi konularda durumunu düzeltmek; 3) kendine gelmek: 'Kendini, çiğ ve yakıcı ışık çerçevesi içinde bulur bulmaz, ter boğmasına uğradı.' -A. İlhan.

117 görüntülenme

bıçak silmek

bir işi bitirmek.

117 görüntülenme

hatır gönül yıkmak (kırmak)

kişilere karşı gösterilmesi gereken saygı kurallarına uymamak.

117 görüntülenme

hatır için çiğ tavuk yemek

bir kişiyi gücendirmemek için yapılması güç olan şeyleri bile yapmak.

117 görüntülenme

yolları ayrılmak

iki kişi veya topluluk arasında görüş, düşünce ayrılığı ortaya çıkmak, ayrı görüş ve düşünceleri benimsemek: 'Hayata beraber başladığımız / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir' -C. S. Tarancı.

117 görüntülenme

boş bulunmak

1) dikkatsiz ve dalgın bulunmak: 'Nasıl boş bulunup o gazeteci kızın resmini çekmesine imkân verdi?' -A. İlhan. 2) söylenmesi sakıncalı olan bir şeyi söyleyivermek.

117 görüntülenme

kapıları açık tutmak

herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak.

117 görüntülenme

altını çizmek

bir sözün önemini belirtmek, üzerine dikkati çekmek, vurgulamak.

117 görüntülenme

ateşi düşmek

hastanın ateşi geçmek veya azalmak.

117 görüntülenme

hücuma kalkmak

asker, siperden düşmana doğru fırlamak.

117 görüntülenme

dalgaya düşmek (gelmek)

argo yanılmak, dalgınlıkla unutmak.

117 görüntülenme

alttan güreşmek

gizli gizli yenme yollarını kollamak.

117 görüntülenme

(bir şeye) yüzü tutmamak

1) haklı da olsa karşısındakini kıracak bir davranışta bulunmaktan çekinmek: 'O böyle kimseyi kırmak istemedikçe, kimseye olmaz demeye yüzü tutmadıkça ne kadar istemese çevresi onu kıracak, üzecekti.' -N. Cumalı. 2) utanmak.

117 görüntülenme

palavra atmak (savurmak, sıkmak)

argo 1) abartarak konuşmak, büyük başarılardan söz etmek: 'Yalana yakın palavralar savurmaktan kendini alamayan Ragıp Bey, bu sefer tamamıyla masumdu.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) uydurma, asılsız bir söz veya haberi gerçekmiş gibi ortaya atmak.

117 görüntülenme

acı (acılar) görmek

kötü günler yaşamak.

117 görüntülenme

divan durmak

el pençe divan durmak: 'Araba yürürken karşımda divan durur gibi el pençe duruyor.' -O. C. Kaygılı.

117 görüntülenme

gıcık almak (kapmak, olmak)

argo bir davranışa veya bir kimseye sürekli sinirlenmek.

117 görüntülenme

acı gelmek

dokunmak, kırmak, üzmek: 'Bu durumun gerçeklerle uyumsuzluğu ona acı geliyor.' -A. Kutlu.

117 görüntülenme

dirsek çürütmek

1) okumak için yıllarca çalışmak: 'Dirsek çürütüp emek verdiği kitapları, can vermeden can bulunamayacağını ona hiç söylememişti.' -S. Ayverdi. 2) öğrenimde veya meslekte uzun yıllar geçirmek: 'Bu meslekte senelerce dirsek çürüttüğüne göre kendisini gayet iyi anlayabilirdi.' -O. Aysu.

117 görüntülenme