En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

felah bulmak

kurtulmak, onmak: 'Kadın delifişeğin biri ise yine felah bulamazsın.' -R. H. Karay.

43 görüntülenme

eli varmamak (gitmemek)

bir işi yapmaya gönlü razı olmamak: 'Temiz yere kolay çöp atamazsınız. Eliniz varmaz.' -H. Taner.

43 görüntülenme

buz kesilmek

şaşılacak, üzülecek bir durum karşısında donakalmak.

43 görüntülenme

buz kesmek

çok üşümek: 'Beton döşeme bir türlü ısınmak bilmiyordu. Ve akşamlardan sabahlara kadar ayakları, baldırları buz kesiyordu.' -R. Enis.

43 görüntülenme

kılıfına uydurmak

bir durum ve tutuma, yöntemine uygun biçim vermek.

43 görüntülenme

ismi var cismi yok

1) sözü edilen ancak gerçekte var olmayan; 2) adı olmasına karşın görevini, etkinliğini yerine getirmeyen.

43 görüntülenme

içi dışına çıkmak

1) kusmak; 2) kusacak duruma gelmek: 'Cip hazır, dedi. İnşallah süspansiyonu iyidir yoksa yollarda içimiz dışımıza çıkacak.' -R. Erduran.

43 görüntülenme

(bir şeyin) dibini boylamak

batmak: Kayık denizin dibini boyladı.

43 görüntülenme

ha babam (ha)

1) karşısındakinin çabasını artırmak için kullanılan bir söz; 2) sürekli olarak, durmadan. 'Yirmi iki delikanlı kan ter içinde ha babam ha koşuyorlar.' -N. Hikmet.

43 görüntülenme

üzerine yürümek

üstüne yürümek.

43 görüntülenme

gönül koymak

gücenmek, alınmak, darılmak.

43 görüntülenme

dört gözle beklemek (bakmak)

çok isteyerek veya özleyerek beklemek: 'Terekesini paylaşmak için dört gözle ölümünü beklemekteydiler.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

43 görüntülenme

(birini) çarşamba pazarına çevirmek

özellikle yüze vurarak çok dayak atmak.

43 görüntülenme

(birini) fena etmek

1) kötü davranmak; 2) kötü bir duruma düşürmek: Bu koku beni fena etti.

43 görüntülenme

adım (adımını) atmak

1) yürümek için ayağını öne doğru uzatıp basmak. 2) mec. bir işe ilk kez girişmek.

43 görüntülenme

kıskıvrak yakalamak (bağlamak)

1) kurtulamayacak veya çözülemeyecek biçimde tutmak, sımsıkı tutmak: 'Gecelerden bir gece, birkaç yeniçeri onu kıskıvrak yakaladı.' -İ. O. Anar. 2) mec. tamamen etkisi altında kalmak, bir şeyle sürekli meşgul olmak: 'Amma yalnız bu olmadı, benim muhayyilemi kıskıvrak bağlayan şey, bir başka tecrübe daha ömrüm boyunca beni tesiri altında bıraktı.' -R. H. Karay.

43 görüntülenme

yazı tura atmak

bir oyunda ilk başlayacak olanı tespit etmek amacıyla veya girişilen bir iddiada kazananı belirlemek için metal parayı havaya döndürerek atmak ve yere düştüğünde hangi yüzün üste geldiğine bakarak karar vermek.

43 görüntülenme

dudak ucuyla söylemek

belli belirsiz anlatmak, isteksizce söylemek: 'Size hayır kalmadığını dudak ucuyla söyleyiverirler ve gerçekten dedikleri de çıkar.' -R. N. Güntekin.

43 görüntülenme

dul kalmak

kadın veya erkeğin eşi ölmek: 'Hatice Hanım pek genç dul kalmış zengin bir hanımcağızdı.' -Ö. Seyfettin.

43 görüntülenme

saçına ak (kır) düşmek

saçı ağarmaya başlamak, yaşlanmak: 'Benim bütün saçlarıma, senin sadece şakaklarına ak düşmüş.' -R. H. Karay.

43 görüntülenme

araya vermek

yararsız bir işe harcamak.

43 görüntülenme

(bir işin) sakalı bitmek

tkz. bir iş sürüncemede kalmak.

43 görüntülenme

fıtık olmak

büyük sıkıntı duymak, kahrolmak, çaresiz kalmak.

43 görüntülenme

gemi dövünmek

den. şiddetli dalgaların etkisiyle gemi bağlı veya demirli olduğu yerde inip kalkmak, sallanmak.

43 görüntülenme

(bir şeye) tuz biber ekmek

üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.

43 görüntülenme

yüzünün derisi kalın

utanması, arlanması olmayan.

43 görüntülenme

et tırnak olmak

sıkı aile bağı kurmak.

43 görüntülenme

har vurup harman savurmak

Düşüncesizce ve hesapsızca harcamak, bol bol harcayıp tüketmek.

43 görüntülenme

ek bent olmak

şaşırıp ne diyeceğini bilememek.

43 görüntülenme

borç harç etmek

sürekli borç alıp vermek: 'Hazır param var biraz, biliyorsun. Yetmezse borç harç ederim.' -N. Hikmet.

42 görüntülenme